al ile cümle
al kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onu önlemek için güçlü önlemler aldık.We took strong measures to prevent it.
Allah elimizden gelen her şeyi yaptığımızı biliyor.Heaven knows we've done everything we can.
İstediğimizi nereden alabiliriz?Where can we get what we want?
Heathrow havaalanına kolay erişebilir bir alanda yaşıyoruz.We live within easy access of Heathrow.
Tıka basa pizza ve bira aldık.We pigged out on pizza and beer.
Şimdi üç yıldır İngilizce eğitimi almaktayız.We have been studying English for three years now.
Sık sık sinemaya gitmekten keyif aldık.We often enjoyed going to the movies.
Biz bazı yabancı pullar alabildik.We managed to get some foreign stamps.
Sadece iki parça mobilya aldık.We have just bought two pieces of furniture.
Biz bir yuvarlak masa aldık.We bought a round table.
Biz oturma odamızın yarısını kaplayan büyük bir piyano aldık.We bought a grand piano which took up half of our living room.
Biz ayakkabı giymeye alışkınız.We are accustomed to wearing shoes.
Lisede birçok konuda ders alıyoruz.We study many subjects in high school.
Önümüzdeki şubat ayında beş yıl boyunca İngilizce eğitimi alıyor olacağız.We will have been studying English for five years next February.
Pazardan biraz sebze ve balık aldık.We bought some vegetables and fish at the market.
Mümkün olduğu kadar çok bilgi almalıyız.We have to get as much information as possible.
Seksen bin dolara yeni bir ev satın aldık.We purchased a new house for eighty thousand dollars.
Biz Allah'ın varlığına inanıyoruz.We believe in the existence of God.
Biz Allah'a inanıyoruz.We believe in God.
Nehirde yüzmekten zevk aldık.We enjoyed swimming in the river.
Uçak biletlerimizi iki ay önceden aldık.We bought our plane tickets two months in advance.
Biz ufkun altında güneşin batışını gördük.We saw the sun sink below the horizon.
Bir bambu bisikletin nasıl yapıldığıma dair yönergeler aldık.We received instructions on how to make a bamboo basket.
Biz genellikle bir dilim ekmek ve bir fincan kahve alırız.We usually have a slice of bread and a cup of coffee.
Alışveriş yapmak için şehir merkezine gidiyoruz.We go downtown to do shopping.
Biz alkışladık.We clapped our hands.
Artık onu, içmekten alıkoymalıyız.We have to stop him from drinking any more.
Onun yeteneğini hafife almış olabiliriz.We might have underestimated his ability.
Onların yeni bir araba almasını ummuyorduk.We didn't anticipate their buying a new car.
Onun hikayesinden oldukça zevk aldık.We were greatly amused by her story.
Biz onu bir asistan olarak onu işe aldık.We employed her as an assistant.
Gerekli önlemleri aldık.We took the necessary measures.
Biz toptan kırtasiye satın alırız.We buy stationery in bulk.
Biz alternatif bir yöntem benimsedik.We adopted an alternative method.
Gerçekten yeni bir araba satın almalıyız, değil mi?We really ought to buy a new car, oughtn't we?
Biz yağmurdan dolayı bir ağacın altında sığındık.We took shelter from the rain under a tree.
Yaklaşık altı kilometre yürüdük.We walked for about 6 kilometers.
Arkadaşlarımızla alışverişe gittik.We went shopping with our friends.
Akşam yemeğinde altı misafirimiz vardı.We had six guests to dinner.
Benimle alışverişe gidecek misin?Will you go shopping with me?
Yerinde olsam, şunu alırım.If I were you, I'd buy that one.
Bu kitabı benim için alın.Get that book for me.
Benim için altıdan önce kalkmak zor.It is difficult for me to get up before six.
Altıdan önce kalkmam zor.It is difficult for me to get up before six.
Besleyecek altı nüfusum var.I have six mouths to feed.
Ben zamanı göze alamam.I cannot afford the time.
Sözlüğü alacak param yok.I have no money to buy the dictionary with.
Ben öyle pahalı bir mağazadan alışveriş yapmayı göze alamam.I can't afford to shop at such an expensive store.
Maalesef yeni bir araba almaya gücüm yetmez.I'm afraid I can't afford to buy a new car.
Ben bir araba almayı göze alamam.I can't afford a car.
Sizinki gibi öyle iyi bir kamera alamam.I can't afford such a good camera as yours.
Riski almaya istekli olduğunuzu varsayıyorum.I assume you're willing to take the risk.
Pahalı bir araba almayı göze alamam.I can't afford to buy an expensive car.
Ara sıra ondan haber alıyorum.I hear from him every now and then.
Bir araba satın almaya gücüm yetmez.I cannot afford to buy a car.
Yeni bir bisiklet almayı göze alamam.I cannot afford to buy a new bicycle.
Yeni bir bisiklet almaya bütçem elvermez.I cannot afford to buy a new bicycle.
Yeni bir araba almaya gücüm yetmez.I cannot afford to buy a new car.
Yeni bir araba almayı göze alamam.I can't afford to buy a new car.
Kullanılmış bir araba almayı göze alamam.I can not afford to buy a used car.