Düşünce özgürlüğü anayasal güvenceye alınmıştır.Freedom of thought is guaranteed by the constitution.
Öldüğünde onu yanına alamazsın.You can't take it with you when you die.
Bana ne zaman yeni bir araba satın alacağımı sordu.He asked me when I was going to buy a new car.
Eylem için tam sorumluluk alıyorum.I take full responsibility for the action.
Duş alırken telefon çaldı.The phone rang while I was taking a shower.
Seni alana kadar bekle.Hang on till I get to you.
Bu sınava hazırlanmak en az 10 saatimi alacaktır.It will take me no less than 10 hours to prepare for the exam.
Sorumluluğu omuzlarıma alacağım.I'll take the responsibility on my shoulders.
O kitabı okumayı bitirmem uzun bir zaman alacak.It'll take me a long time to finish reading that book.
Sen telefon ettiğinde ben sadece alışverişe çıkmak üzereydim.I was just about to go out shopping when you telephoned.
Paris'te satın aldığım bu dolma kalemdi.It was this fountain pen that I bought in Paris.
Aldığım taksi çok eski ve küçüktü.The taxi I took was very old and small.
Kötü bir not almamın nedeni çalışmamamdır.The reason why I got a bad grade is that I did not study.
Yokohama'ya varmak iki saatimi aldı.It took me two hours to get to Yokohama.
Ben bir ev alamadan önce uzun zaman olacak.It will be a long time before I can buy a house.
Gittiğim bütün yerler arasında Alaska en güzeli.Of all the places I've been, Alaska is the most beautiful.
Dün aldığım bu masa çok büyük.This desk, which I bought yesterday, is very big.
Buradan Tokyo'ya gitmek beş saatimi aldı.It took me five hours to drive from here to Tokyo.
Ödevimi bitirmem ne kadar zamanımı alacak.How long will it take me to finish my homework?
Ev ödevimi bitirmek ne kadar zamanımı alır?How long will it take me to finish my homework?
Ben onu alacağım.I'll get it.
Trenim saat altıda Kyoto'dan ayrıldı ve saat dokuzda Tokyo'ya vardı.My train left Kyoto at six, and arrived in Tokyo at nine.
Dürüst olduğunu düşündüğüm çocuk beni aldattı.The boy I thought was honest deceived me.
Bay Smith tanıdığım kadarıyla alçak gönüllü bir adamdı.Mr Smith, as I knew him, was a modest man.
Sizin için alışveriş yapacağım.I'll do the shopping for you.
Alışverişi sizin için yapacağım.I'll do the shopping for you.
Sana az önce aldığım arabayı göstereceğim.I'll show you the car I've just bought.
Senin için aldığım saati ne yaptın?What have you done with the watch I bought for you?
Ondan ödünç aldığım bu kitaptı.It was this book that I borrowed from him.
Ben onun yerini alacağım.I will take his place.
Ben babamın yerini alacağım.I'll take my father's place.
Ben odaya girince onlar alkışladılar.As I entered the room, they applauded.
Muhatabım bir Amerikalı değil Almandı.The man to whom I spoke was a German, not an American.
Konuştuğum adam Amerikalı değil Almandı.The man to whom I spoke was a German, not an American.
Televizyonda annemizin bürosunu alevler içinde gördük.On TV we saw Mummy's office in flames.
Yabancı bir dilde uzmanlaşmamız uzun zaman alır.It takes us a long time to master a foreign language.
Evlendiğimizde babam bu evi bize aldı.My father bought this house for us when we got married.
Biz onu ziyaret ettiğimizde o altı aydır romanı üzerinde çalışıyordu.He had been working on his novel for six months when we visited him.
Okul gezimiz alışılmadık bir kar yağışı nedeniyle berbat oldu.Our school trip was spoiled by an unusual snowfall.
Misafirimiz alt katta bizi bekliyor.Our guest is waiting for us downstairs.
Anayasamız Amerikan rehberliği altında yazıldı.Our constitution was drawn up under American guidance.
Haziranda çok yağmur alırız.We have a lot of rain in June.
Mağazamızdan bu çizgi romanı satın alanlar çoğunlukla ortaokul öğrencileridir.Those who buy this comic book in our store are mostly junior high school students.
Biz CD'ler alırız.We buy CDs.
Seyahatiniz hakkında haber almayı dört gözle bekliyoruz.We are looking forward to hearing about your trip.
Dün Shibuya'da alışverişe çıktım.We went shopping in Shibuya yesterday.
Dün Shibuya'da alışverişe gittim.We went shopping in Shibuya yesterday.
Dün Shibuya'da alışverişe gittik.We went shopping in Shibuya yesterday.
İki köpeğimiz, üç kedimiz ve altı tavuğumuz var.We have two dogs, three cats, and six chickens.
Saat altıda yiyeceğiz.We are to eat at six.
Hislerinizi dikkate alacağız.We'll take your feelings into account.
Buraya dün akşam altıda geldik.We arrived here at six yesterday evening.
Bu sorunu göz önüne almak zorundayız.We have to take this problem into consideration.
Alışveriş merkezini dolaştık.We wandered round the shopping center.
Biz TV izlemekten keyf aldık.We enjoyed watching the TV.
Biz oyuncuyu alkışladık.We applauded the performer.
Biz adamın evini satın aldık.We bought the man's house.
Beyzbol oyunu izleyerek keyf aldık.We enjoyed watching the baseball game.
Onu önlemek için güçlü önlemler aldık.We took strong measures to prevent it.
Allah elimizden gelen her şeyi yaptığımızı biliyor.Heaven knows we've done everything we can.