Ana içeriğe geç
Sözlük

al ile cümle

al kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Şemsiyemi kaybettim. Yeni bir tane almalıyım.I've lost my umbrella. I must buy a new one.
Masanın altında bir sepet vardır.There is a basket under the table.
Carl bana altın madalya gösterdi.Carl showed me the gold medal.
Perde ateş aldı.The curtain caught fire.
Adınızı alabilir miyim, lütfen?May I have your name, please?
İsminizi alabilir miyim?May I have your name?
Adınızı ve oda numaranızı alabilir miyim, lütfen?May I have your name and room number, please?
Ad ve telefon numaranızı alabilir miyim lütfen?May I have your name and telephone number, please?
Ben adınızı almadım.I didn't get your name.
Annem benim için güzel bir bebek aldı.Mom bought a pretty doll for me.
Yanan bir şeyin kokusunu alıyorum, Anne.I smell something burning, Mother.
Yanıtınızı bekliyordum ama sizden haber almadım.I have been waiting for your reply, but have not heard from you.
Cevabını almayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to receiving your reply.
Banyo almak beni sakinleştirir.Taking a bath makes me relax.
Babam bana bir kamera aldı.Dad bought me a camera.
Babam bir kamera satın aldı.Dad bought a camera.
Babana bir fincan kahve al.Take your father a cup of coffee.
Senin için küçük bir şey alacağım.I will pick up a little something for you.
Biraz çay al, ne dersin?Have some tea, won't you?
Biraz daha çay alır mısın?Will you have some more tea?
Biraz daha çay almaz mısınız?Won't you have some more tea?
Biraz çay almaz mısın?Won't you have some tea?
İkinci bir yardım almak için çekinmeyin.Please feel free to have a second helping.
Sana gönderdiğim paketi aldın mı?Did you get the package I sent you?
İyi olmak istiyorsan bu ilacı alsan iyi olur.You had better take this medicine if you want to get well.
Her şeyi abartmak gibi bir alışkanlığın var.You have a habit of exaggerating everything.
Her şeyi abartma alışkanlığın var.You have a habit of exaggerating everything.
Her şeyi aldın.You've taken everything.
Biraz su alabilir miyim lütfen?Can I have some water, please?
Biraz su alabilir miyim, lütfen?Could I get some water, please?
Bir bardak su alabilir miyim?May I have a glass of water?
Alkol içebilir miyim?Can I drink alcohol?
Alkol Kullanıyor musunuz?Do you drink alcohol?
Mektubunu aldım.I received your letter.
Değerli zamanınızı aldığım için üzgünüm.I am sorry to have taken up your valuable time.
Keçi yavrusunun altına bir ateş yakmalısın.You should build a fire under the kid.
Oğlağın altına bir ateş yakmalısın.You should build a fire under the kid.
Tabağındaki her şeyi ye yoksa herhangi bir tatlı almayacaksın.Eat everything on your plate, or you won't get any dessert.
Kendine gelirsen, hoş bir şey alırsın.Behave yourself, and you'll get something nice.
Ne istiyorsanız onu alın.Help yourself to whatever you like.
Tatlı olarak bir satsuma al.Have a satsuma for dessert.
Borç para almak ilkelerime aykırıdır.It is against my principles to borrow money.
Ödünç para almak mümkün mü?Is it possible to borrow money?
Biraz ödünç para almaya çalışarak tüm kasabayı koştum.I ran all over town trying to borrow some money.
Paralı insanlar tereyağ alabildi.People with money were able to buy butter.
Sizden biraz para ödünç alabilir miyim?Can I borrow some money from you?
Ben yeni bir takım elbise satın almak için çok fakirim.I'm too poor to buy a new suit.
Yeterli param olsa, ben bu kitabı satın alabilirim.If I had enough money, I could buy this book.
Ben, para olmadığı için onu satın alamam.I can't buy it for lack for money.
Eğer biraz paraya ihtiyacın varsa neden annenden biraz ödünç almıyorsun?If you need some money, why don't you borrow some from your mother?
Paranın her şeyi satın alabileceği fikri yanlış.The idea that money can buy everything is wrong.
Yeterli param olsaydı, bu bilgisayarı almıştım.Had I had enough money, I would have bought that computer.
Şimdi yeterli param var, o kamerayı satın alabilirim.Now that I have enough money, I can get that camera.
Ya sen? Sen de portakal suyu alır mısın?What about you? Will you have orange juice, too?
Giderken şemsiyeni almayı unutma.Don't forget to take your umbrella when you leave.
Çiçek düzenleme dersleri alıyorum.I take lessons in flower arrangement.
Hırsını benden alma.Don't take it out on me.
Hollandaca Almanca ile yakından ilgilidir.Dutch is closely related to German.
Neredeyse boğulmuş olan adam nefes almaya başladı.The man who nearly drowned began to breathe.
Halam arabamı onun park alanında park etmeme izin verdi.My aunt allowed me to park my car in her parking space.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod