Bir fincan kahve almaya ne dersin?What do you say to taking a cup of coffee?
Bir fincan daha kahve alır mısınız?Will you drink another cup of coffee?
Bir kahve daha alabilir miyim, lütfen.Could I have one more coffee, please?
Bir fincan kahve daha almak istiyorum.I would like to have another cup of coffee.
Bir fincan kahve alabilir miyim?Could I have a cup of coffee?
Kahvenizi nasıl alırsınız?How do you take your coffee?
Biraz kahve almazmısın?Won't you have some coffee?
Paltonuzu alabilir miyim?May I take your coat?
Bu koşullar altında, öneriyi kabul edemem.Under these circumstances, I cannot accept the offer.
Ken, onun doğum gününde babası için iyi bir şarap aldı.Ken bought a fine wine for his father on his birthday.
Ken korkunç bir soğuk algınlığı olmuş gibi görünüyor.Ken seems to have a terrible cold.
Ayrıca ketçap almak istiyorum.I'd like to have ketchup on the side.
Lütfen biraz daha pasta alın.Please help yourself to more cake.
Bir parça kek daha alır mısınız?Can I tempt you to try another piece of cake?
Biraz kek almaz mısınız?Won't you have some cake?
Kekin herhangi bir yarısını alabilirsin.You may take either half of the cake.
Kay ağlamayı kesen çocuğu alıncaya kadar değildi.It was not until Kay received the doll that she stopped crying.
Kay oyuncak bebeği alana kadar ağlamayı kesmedi.It was not until Kay received the doll that she stopped crying.
Kate soğuk almış.Kate has a cold.
Kate her zaman nişanlısından aldığı büyük elmas yüzükle hava atar.Kate always shows off the big diamond ring she got from her fiance.
Kate asıl branş olarak Almancayı alıyor.Kate is majoring in German.
Kate babasından biraz para aldı.Kate got some money from her father.
Gary gelecek ay altı yıldır Japonya'da bulunuyor olacak.Gary will have been in Japan for six years next month.
Biraz daha sos alır mıydınız?Would you like some more gravy?
Noel'den beri çok kilo aldım.I've put on a lot of weight since Christmas.
Noel çok yaklaştığı için biraz alışveriş yapmalıyım.With Christmas just around the corner, I should do some shopping.
Noel için ne aldın?What did you get for Christmas?
Kremalı ve şekerli bir fincan kahve alabilir miyim?May I have a cup of coffee with cream and sugar?
Lütfen kuru temizlemeden elbiselerimi alıver.Please pick up my dry cleaning.
Oyun alanı, beyaz çizgiler tarafından üçe bölünmüş.The playground is divided into three areas by white lines.
Bisküvi masanın altındadır.Cookie is under the table.
Cookie 5 yaşın altındadır.Cookie is under 5 years old.
Balinalar uzun süre su altında kalabilir.Whales can remain submerged for a long time.
Dr. King'ten bir randevu almak istiyorum.I'd like to make an appointment with Dr. King.
Bana temiz bir tabak getir ve bu kirli tabağı alıp götür.Bring me a clean plate and take the dirty one away.
Bir kez kumarın tadını alırsan, onu bırakmak zordur.Once you get the taste for gambling, it's hard to give it up.
Cathy Fransızca ve Almanca konuşabilir.Cathy can speak French and German.
Sadece yarın sabah altıda burada olmak zorundasın.You only have to be here at six tomorrow morning.
O kitabı almana gerek yoktu.You needn't have bought that book.
Dün tv izlemekten zevk aldım.I enjoyed watching TV yesterday.
Karen bitpazarında birçok şey aldı.Karen bought a lot of things at the flea market.
Kargalar çiftçinin mısır alanını harap ettiler.Crows all but destroyed the farmer's field of corn.
Deniz martıları alçaktan uçuyor.The sea gulls are flying low.
Bir kamera almanın bir faydası yok.There's no point in taking a camera.
Kamerayı yanıma aldım.I took my camera along.
Yanına bir fotoğraf makinesi almayı unutma.Don't forget to take a camera with you.
Gabriel sıcak çorba ve biraz şerinin dışında bir şey almadı.Gabriel took nothing but the hot soup and a little sherry.
Kanada'nın alanı Amerika birleşik Devletleri'nkinden daha büyüktür.The area of Canada is greater than that of the United States.
Kanada'da ağaç kesmenin yasa dışı olduğu bir sürü alan vardır.In Canada, there are many areas where it is illegal to log trees.
Bir zamanlar Japonya'da altın gümüşten daha az değerliydi.Once gold was less valuable than silver in Japan.
Yakında katalog almak için sabırsızlanıyorum.We look forward to receiving the catalog soon.
Benzinin fiyatı o kadar yüksek ki, büyük bir araba satın alamayız.The price of gasoline is so high that we cannot buy a big car.
Soğuk algınlığın varsa, uyku eksikliği senin için çok kötüdür.If you have a cold, lack of sleep is very bad for you.
Üşüttüğünde bu ilacı al.Take this medicine when you have a cold.
Ballı sıcak limon soğuk algınlığı için iyi bir ilaçtır.Hot lemon with honey is a good remedy for colds.
Kasetler satın alacağım.I will buy cassette tapes.
Soğuk algınlığımı atlatmam bir ayımı aldı.It took me a month to get over my cold.
Soğuk algınlığını atlatamıyorum.I can't get rid of my cold.
Soğuk algınlığımı atlatmam üç haftamı aldı.It took three weeks for me to get over my cold.
Bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella.