al ile cümle
al kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Aklıma gelmişken, o zamandan beri ondan haber aldın mı?By the way, have you heard from her since then?
Nereden biraz yardım alabilirim?Where can I get some help?
Biletin nereden alınacağını bana söyler misin?Will you tell me where to buy the ticket?
Biletleri nereden alacağımı bana söyleyebilir misiniz?Can you tell me where to buy tickets?
Biletleri nerede almam gerekiyor?Where should I pick the tickets up?
Nerede pul alabilirim?Where can I get stamps?
Bagajımı nerede alabilirim?Where can I pick up my baggage?
Fikri nerede aldın?Where did you get the idea?
Bunu nereden aldınız?Where did you get it?
Arada sırada birlikte alışverişe gittiler.Every now and then they went shopping together.
Ara sıra senden haber almama izin ver, verecek misin?Let me hear from you now and again, will you?
Ara sıra ondan haber alırım.I hear from him once in a while.
Ben bir soğuk algınlığına yakalandım gibi görünüyorum.I seem to have caught a cold.
Çok kötü soğuk almışım gibi görünüyorum.I seem to have caught a bad cold.
Onları nasıl aldın?How did you get them?
Sonunda satıcı pahalı makineyi almam için beni ikna etti.Eventually the salesman persuaded me to buy the expensive machine.
Lütfen biraz biküvi alın.Please have some cookies.
Lütfen kek alın.Please help yourself to the cakes.
Lütfen ikinci bir porsiyon alın.Please have a second helping.
Lütfen bir sürü kurşun kalem al.Please get a lot of pencils.
Bir bardak bira daha al, lütfen.Have another glass of beer, please.
Nancy ile bir randevu almada nasıl başarılı olabilirim?How can I succeed in getting a date with Nancy?
Biz gitmeden önce niçin bir tane almadın?Why didn't you get one before we left?
Neden sıranın altındasın?Why are you under the desk?
Ben sadece bir alışkanlık yaratıcısıyım, sanırım.I'm just a creature of habit, I guess.
Galiba alışkanlıklarımdan vazgeçemiyorum.I'm just a creature of habit, I guess.
İşi almak için kendimi ikna edemedim.I couldn't bring myself to take the job.
Niçin böyle bir risk alıyorsun?Why do you take such a risk?
İngiliz mallarını nasıl alabiliriz?How can we buy British goods?
Lütfen bana aldırmayın.Please don't mind me.
Lütfen alçak gönüllü özrümü kabul et.Please accept my humble apologies.
Tuvalette okumak benim alışkanlığımdır.It's my habit to read on the toilet.
Almanlar tutumlu bir millettir.Germans are a frugal people.
Almanca konuşmak için çok az fırsatımız var.We have few opportunities to speak German.
Ben Almancada zayıfım.I am weak in German.
Almancam zayıf.I am weak in German.
Almanca konuşamam.I cannot speak German.
Almanca kolay bir dil değildir.German is not an easy language.
Almanca'da nasıl "Teşekkürler" dendiğini hatırlayamıyorum.I can't remember how to say "Thank you" in German.
Almancada nasıl "Teşekkür ederim" denildiğini hatırlayamıyorum.I can't remember how to say "Thank you" in German.
Ben Almancayı hiç anlamıyorum.I don't understand German at all.
Almanya birçok bilim adamı yetiştirdi.Germany produced many scientists.
Almanya Fransa'nın sınır komşusudur.Germany borders on France.
Almanya bir zamanlar İtalya ile müttefikti.Germany was once allied with Italy.
Almanya İtalya ile ittifak yaptı.Germany made an alliance with Italy.
Almanya, 1880'lerde sosyal güvenlik sistemini benimsedi.Germany adopted a social security system in the 1880's.
Almanya'nın nüfusu Amerika'nın nüfusunun yarısından daha azdır.The population of Germany is less than half that of the United States.
Almanya'nın nüfusu Amerika'nınkinin yarısından daha azdır.The population of Germany is less than half that of the United States.
Almanya'dan ne zaman döndün?When did you come back from Germany?
O, kapıyı açar açmaz yanan bir şeyin kokusunu aldı.The instant he opened the door, he smelt something burning.
Kapının üzerinde büyük bir altın yıldız vardı.There was a big gold star on the door.
Çadırı kurmak yarım saatimizi aldı.It took us half an hour to set up the tent.
Telefon kartını nereden satın alabilirim?Where can I get a telephone card?
Kanepenin altında bir TV uzaktan kumandası var.There is a TV remote control under the couch.
Bir televizyon seti istiyorum, ama bir tane satın almaya param yetmez.I want a television set, but I can't afford to buy one.
Televizyonun kitapların yerini alacağını sanmıyorum.I don't think TV will ever take the place of books.
Terasta bir masa alabilir miyiz?Could we have a table on the terrace?
Sen buna alışabilirsin.You may as well get used to it.
Mağazada yeni bir şapka aldım.I got a new hat at the department store.
Ben testte sadece 33 puan aldım.I scored only 33 points on the test.