al ile cümle
al kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Benim için alışverişe gider misin, tatlım?Honey, will you go shopping for me?
New York'ta Fifth Avenue'da alışveriş yapmak istiyorum.I'd like to do shopping on Fifth Avenue in New York.
Şimdi o alanda ne oluyor?What's going on in that area right now?
Nick kırsal alandan gelen birine tepeden bakıyor.Nick looks down on anyone who comes from a rural area.
Erkek kardeşim üniversitede zevk alıyor gibi görünüyor.My brother seems to enjoy himself at college.
Nancy yolda biraz alışveriş yaptı.Nancy did some shopping on the way.
Nancy aşırı stress altındadır.Nancy is stressed out.
Bir peçete alabilir miyim, lütfen?May I have a napkin, please?
Nazizm Almanya'ya mı özgüydü?Was Nazism peculiar to Germany?
Niçin İngilizce eğitimi alıyorsun?What do you study English for?
Neden ABD hükümeti insanların silah almalarına izin verdi?Why does the US government let people have guns?
Sahip olduğum az miktarda parayı aldı.He took away what little money I had.
Bıçağını ödünç alabilir miyim?May I borrow your knife?
Her zaman her türlü kitabı satın alıp okuyabilirsin.You can buy and read any kind of book at any time.
Büyük bir para miktarı bile bir erkeğin hayatının yerini alamaz.Even a large sum of money cannot take the place of a man's life.
Ne tür tedavi alacağım?What kind of treatment will I get?
Güneş altında herhangi bir şey hakkında konuşabilirsiniz.You can talk about anything under the sun.
Ne kadar pahalı olursa olsun o eski saati alacağım.I'll buy that old clock, however expensive it is.
En zengin adam gerçek aşkı satın alamaz.The richest man cannot buy true love.
Ona hangisini alacağını söyle.Tell her which one to take.
İstediğiniz herhangi bir resmi alabilirsiniz.You may take any picture you like.
İstediğin iki kartı al.Take any two cards you like.
En çok istediğin birini al.Take whichever you like best.
İstediğin çiçeği al.Take whichever flower you like.
Ben bir kamyon sürmeye alışkınım.I am used to driving a truck.
Tom, haber verilmeden görevden alındı .Tom was dismissed without notice.
Tom her sabah saat altıda kalkar.Tom gets up at six every morning.
Tom şapkasını kaybetti, ve yeni bir tane almak zorunda olduğunu hissetti.Tom lost his cap, and he felt that he had to buy a new one.
Annesinden ona yeni bir oyuncak almasını istedi.Tom appealed to his mother to buy a new toy for him.
Tom ona ikinci el araba satın almamasını önerdi.Tom advised him not to buy the secondhand car.
Tom kafasından ağır bir darbe aldı.Tom received a heavy blow on the head.
Tom telefonda kızları aramaya alışkındır.Tom is accustomed to calling up girls on the telephone.
Tom kullanılmamış yeni bir araba satın aldı.Tom bought a brand-new car.
Tom duygularını kontrol altına aldı.Tom got a grip on his emotions.
Tom normal çalışma saatlerinin dışında çalıştığında %50 zamlı aldı.Tom got time and a half when he worked beyond his usual quitting time.
Tom yaptığı her şeyden keyif alır.Tom enjoys himself at everything he does.
Tom istasyonda haftalık bir dergi aldı.Tom bought a weekly magazine at the station.
Tom İngilizcenin yanı sıra Almanca da konuşabilir.Tom can speak German as well as English.
Tom küçük porsiyon bir pasta aldı.Tom got a small portion of pie.
Tom masanın altına saklandı.Tom hid under the table.
Lehçesinden dolayı, Tom her zaman John'la alay eder.Tom always makes fun of John because of his dialect.
Tom yeni bir araba almaya istekli.Tom is eager to buy a new car.
Tom altı odalı bir ev satın aldı.Tom has bought a house which has six rooms.
Tom, altı odaya sahip bir ev satın aldı.Tom has bought a house which has six rooms.
Tom'un öfkesi aniden alevlendi.Tom's anger blazed out suddenly.
Sadece Tom'dan değil aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I borrowed money not only from Tom, but from his wife, too.
Tom birincilik ödülünü aldı, değil mi?Tom got first prize, didn't he?
Asla Tom'dan haber almanın hayalini kurmadım.Never did I dream of hearing from Tom.
Tommy, işini kaybetme riskini göze almadı.Tommy did not want to run the risk of losing his job.
Her öğrenci saat altıya kadar okuldan ayrılmak zorundadır.Every student has to leave school by six.
Tony yeşil alanlar ve küçük, sessiz köyler gördü.Tony saw green fields and small, quiet villages.
Uzun bir zamanımızı aldı ama sonunda onu bulabildik.It took us a long time, but finally we were able to find it.
Her iki kitabı da alabilirsin.You can take either book.
Bardaklardan herhangi birini alabilirsin.You may take either of the glasses.
Hoşlandığın herhangi birini al.Take whichever you like.
İstediğin herhangi birini alabilirsin fakat ikisini değil.You can buy whichever you like, but not both.
En çok sevdiğin birini al, hangisi olursa olsun.Take the one you like best, whichever it is.
İstediğiniz herhangi birisini alın.Take whichever you want.
Hangisini istiyorsan al.Take whichever you want.
Bu arada, son zamanlarda ondan haber aldın mı?By the way, have you heard from him lately?