alıyorlar ile cümle

alıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.Στην πραγματικότητα, επιβραβευόταν από διεθνείς οργανισμούς εξαιτίας της οικονομικής της ανάπτυξης.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.Вона отримала похвалу за економічне зростання від багатонаціональних організацій.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.Всъщност, тя беше аплодирана от мултинационалните организации за своето икономическо развитие.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.למעשה, היא קיבלה תארי כבוד מארגונים רב-לאומיים בגלל הצמיחה הכלכלית שלה
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.في الحقيقة، جلبت الاطراءات من شركات متعددة الجنسيات بسبب نموها الاقتصادي.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.多国籍企業の 称賛の的になりました しかし水面下では全く違う現実がありました
Hepsi I-2'da yer alıyorlar.E sono tutte nel network Internet2.
Hepsi I-2'da yer alıyorlar.Ezek mind az Internet2-höz vannak csatlakozva.
Hepsi I-2'da yer alıyorlar.След това можем да построим команден център.
Her hisse için 3 TL alıyorlar ve yarım bilyon hisse var. -1.5億株あると言っていますが、 もし株式市場が、その会社の資本価値は、
Her hisse için 3 TL alıyorlar ve yarım bilyon hisse var. -A způsob jakým se k tomu dostanete je, že říkají 3 dolary za akcii a je zde půl miliardy akcií.
Her iki şekilde de, sivrisinekler bizi karanlıkta koklayarak buluyorlar. Bizim kokumuzu alıyorlar.Bárhogy is van, a szúnyogok szaglás alapján találnak meg minket a sötétben.
Her iki şekilde de, sivrisinekler bizi karanlıkta koklayarak buluyorlar. Bizim kokumuzu alıyorlar.Oricum ar fi, țânțarii ne găsesc în întuneric mirosindu-ne.
Her iki şekilde de, sivrisinekler bizi karanlıkta koklayarak buluyorlar. Bizim kokumuzu alıyorlar.So oder so, Moskitos finden uns im Dunkeln, indem sie uns erschnüffeln.
Her iki şekilde de, sivrisinekler bizi karanlıkta koklayarak buluyorlar. Bizim kokumuzu alıyorlar.Tak czy siak, komary znajdują nas w ciemności po zapachu.
Her iki şekilde de, sivrisinekler bizi karanlıkta koklayarak buluyorlar. Bizim kokumuzu alıyorlar.Как бы то ни было, комары находят нас в темноте по запаху.
Her ikisi de suyu alıyorlar, içine şeker, boya ve diğer kimyasalları ekliyorlar.Ils fabriquent tous les deux leur produit à base d'eau et ils y rajoutent beaucoup de sucre.
Her sene yeni bir televizyon veya kasetçalar alıyorlar.Това е част от електронната система на триизмерен принтер EOS P730.
Hiç kimse bu adamların yaptıklarına dikkat etmiyor mu? Para ödünç alıyorlar.Có ai để ý đến đến một vài thứ mà mấy người này làm? họ mượn tiền
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.A hidrotermális kürtők meg savas közegben alakultak ki.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.De hydrotermiska källorna var en sur miljö.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.De hydrothermische bronnen waren in een zure omgeving.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Et ces cheminées hydrothermales étaient dans un environnement acide.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Hydrotermílne prieduchy sa nachádzali v kyslom prostredí.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Iar găurile hidrotermale erau într-un mediu acid.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.그리고 열수구멍이 산성환경에 존재하고 있었습니다.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Kominy hydrotermalne znajdowały się w środowisku kwasowym.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Las fuentes hidrotermales estaban en un medio ácido.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Le bocche idrotermali erano in un ambiente acido.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.pH11の全く反対のアルカリ性環境もあり
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Und die hydrothermischen Rauchabzüge lagen in einer sauren Umgebung.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Και οι υδροθερμικές πηγές βρίσκονταν σ' ένα όξινο περιβάλλον.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.А хидротермалните отвори бяха в кисела среда.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Гидротермальные трубки были в среде повышенной кислотности.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.והארובות ההידרותרמליות היו בסביבה חומצית.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.فالمخارج الحرارية في بيئة حمضية.
Hz. İsa'nın tutuklandığı sahnede de yer alıyorlar.Ik wil graag de drie centrale bomen in dat plaatje aanstippen.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.Adegan dalam "Minority Report" masih dijadikan acuan hingga sekarang dalam pembicaraan desain antarmuka baru.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.Leute nehmen immer noch Bezug auf die Szenen von "Minority Report" wenn sie von Interface-Design sprechen.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.Lidé se stále odkazují na ty sekvence z "Minority Report", když mluví o novém designu uživatelských rozhraní.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.Ludzie wciąż wspominają te ujęcia z "Raportu mniejszości", mówiąc o nowych projektach interfejsów użytkownika.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.Người ta vẫn tham khảo những trình tự trong "Minority Report" khi họ nói về thiết kế giao diện người dùng mới.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.Oamenii încă fac referire la acele secvenţe din "Minority Report" atunci când discută despre noi interfeţe.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.사람들은 아직도 새로운 UI 디자인의 설계를 얘기할 때 "마이너리티 리포트"의 장면을 인용합니다.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.Πολλοί αναφέρονται ακόμα στις σκηνές του "Μαϊνόριτι Ριπόρτ" όταν μιλούν για νέα Λειτουργικά Περιβάλλοντα.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.Люди до сих пор вспоминают те последовательности в "Особом Мнении", когда говорят о новом дизайне ПИ.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.אנשים עדיין מתיחסים לקטעים ב"דוח מיוחד" כשמדברים על תכנון ממשק משתמש חדש.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.ما يزال الناس يشيرون لتلك السلسلة في "تقرير الأقلية" كمرجع حينما يتحدثون عن تصميم جديد لواجهة المستخدم.
İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar.「マイノリティレポート」のシーンを引き合いに出しています そしてそれが奇妙な具合に一回りして
İnsanlar, bambu kabuğuyla sakladığımız akasya ahşabını alıyorlar.그러면 사람들은 대나무껍질로 보존한 아카시아 목재를 쓸 수 있고
İnsanlar, bambu kabuğuyla sakladığımız akasya ahşabını alıyorlar.ולאחר כמה שנים אתם יכולים להוציא כמה מעצי הנוי הללו,
İnsanlar, bambu kabuğuyla sakladığımız akasya ahşabını alıyorlar.ويحصل الناس على أخشاب الأكاسيا والتي حافظنا عليها مع قشور الخيرزان،
İnsanlar, bambu kabuğuyla sakladığımız akasya ahşabını alıyorlar.家を建てたり、火をおこす燃料にもなります。
İnsanlar bilim ve sanatı ayrı ayrı ele alıyorlar.Bạn biết đấy, chúng ta có ý nghĩ rằng khoa học và nghệ thuật tách rời nhau.
İnsanlar bilim ve sanatı ayrı ayrı ele alıyorlar.여러분들도 아시다시피 사람들은 과학과 예술은 완전히 분리된 것이라는 생각을 가지고 있습니다.
İnsanlar bilim ve sanatı ayrı ayrı ele alıyorlar.la gente ha quest'idea che la scienza e le arti siano effettivamente separate.
İnsanlar bilim ve sanatı ayrı ayrı ele alıyorlar.la gente tiene la idea de que la ciencia y las artes son dos cosas distintas.
İnsanlar bilim ve sanatı ayrı ayrı ele alıyorlar.Les gens croient que la science et les arts sont vraiment distincts.
İnsanlar bilim ve sanatı ayrı ayrı ele alıyorlar.Mensen denken dat wetenschap en kunst volledig gescheiden zijn.
İnsanlar bilim ve sanatı ayrı ayrı ele alıyorlar.Panuje przeświadczenie, że nauka i sztuka są zupełnie niezależne, że to dwie różne rzeczy.

İlgili Sayfalar