alıyorlar ile cümle
alıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Если то, что идет вокруг, приходит, что они получают для их боли?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?אם מה שיוצא חוזר אליך, מה הם מקבלים בעבור הכאב שלהם?
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.A na mnoha místech, kde na tom záleží nejvíc, mají vlastně ženy pod kontrolou vše.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.E, em muitos dos lugares mais importantes, as mulheres estão, de facto, a tomar o controlo de tudo.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.E in molti luoghi in cui conta di più, le donne stanno in effetti prendendo il controllo su tutto.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.És sok helyen, ahol leginkább számít, valóban a nők veszik át a vezetést minden területen.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.Et en beaucoup de lieux où cela compte le plus, les femmes prennent, en fait, complètement le contrôle.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.그리고 중요하게 여겨지는 많은 곳에서 여성들은 실제로 모든 것을 지배하고 있습니다.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.Op veel plekken waar het het meest telt nemen vrouwen in feite de macht helemaal over.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.Şi în multe din locurile în care contează cel mai mult, femeile iau, de fapt, controlul peste tot.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.W wielu miejscach, gdzie ma to największe znaczenie, kobiety przejmują całkowitą kontrolę.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.Y en muchos lugares donde este fenómeno se nota más las mujeres están tomando el control de todo.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.Και σε πολλούς και πολύ σημαντικούς τομείς οι γυναίκες, είναι αλήθεια, κατακτούν τα πάντα
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.И в много от местата, където тя е най-важна, жените, на практика, поемат контрол над всичко.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.И во многих местах женщины, по факту, контролируют всё.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.וברבים מהמקומות בהם היא החשובה מכל, הנשים למעשה נוטלות את הפיקוד על כל דבר.
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.وفي عديد من الأماكن فى العالم حيث تعتبر النساء أكثر عدداً ، في الحقيقة ، إنهن يأخذن القيادة في كل شيئ .
En önemli yerlerde, kadınlar aslına bakarsanız, herşeyi kontrol altına alıyorlar.女性がすべてを支配しつつあるのです 私の母親が若い頃、彼女は大学に行きませんでした
Evet. Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar. Nasıl olmuş?Hej.
Evet. Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar. Nasıl olmuş?어.
Evet, hepsinin birer işi var! İşlerinde çalışıp, yaptıkları karmaşık teknolojik işler için para alıyorlar.そしてまだ、限られた自由時間に、同等または更に高度な仕事をしているのです。
Federal Reserv'den de 86 lira borç alıyorlar. 86 lira FED'den.A poté si vypůjčí 86 dolarů od Federálního rezervního systému.
Geldiklerinde de hep iyi eşyaları alıyorlar.Ils prennent toujours les meilleurs trucs.
Geldiklerinde de hep iyi eşyaları alıyorlar.Mereka selalu mengambil hal-hal yang baik.
Geldiklerinde de hep iyi eşyaları alıyorlar.Siempre toman las cosas buenas.
Geldiklerinde de hep iyi eşyaları alıyorlar.Si prendono sempre la roba migliore.
Geldiklerinde de hep iyi eşyaları alıyorlar.Винаги взимат хубавите неща.
Görülebildiği gibi Çinliler ABD'de daha fazla varlık satın alıyorlarComo puedes ver, los chinos están comprando más activos en los EUA.
Görünen o ki, et tüketmekten hiç bahsedilmiyor. Bu ibadeti oldukça ciddiye alıyorlar.Ei iau in serios acest sanctuar in timp.
Görünen o ki, et tüketmekten hiç bahsedilmiyor. Bu ibadeti oldukça ciddiye alıyorlar.Те вземат това светилище във времето много насериозно.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Hår och Hud studenter får 50% rabatt.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Hübsche Studenten haben 50% Rabatt gekriegt.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Kosmetologelever får 50% rabat. Hvordan ser det ud?
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Les jolies étudiantes ont une réduction de 50%.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar. Nasıl olmuş??תלמידי יופי מקבלים 50% הנחה. איך זה נראה
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar. Nasıl olmuş?الطالبات الجميلات يأخذون تخفيض 50%.. كيف يبدو؟
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar. Nasıl olmuş?ヘルメット被ってるみたい
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Per gli studenti di estetistica c'è il 50 % di sconto.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Piękne studentki dostają 50% zniżki.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Schoonheids studenten krijgen 50% korting.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Sinh viên làm đẹp được giảm 50%.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Siswa kecantikan dapat discount 50%. Bagaimana kelihatannya?
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Studentii frumosi primesc un discount de 50 %.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Οι μαθητές αισθητικής έχουν 50% έκπτωση.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Красивые студентки получают 50-ти процентную скидку.
Güzellik ve Bakım okuyan öğrenciler 50% indirim alıyorlar.Хубавите студентки получават 50% отстъпка.
Hacker'ları suç yada casusluk işlerine karışmadan önce ve sonra devlet adına işe alıyorlar.그들은 해커를 채용합니다. 범죄와 산업 스파이 행위에 연루되기 전이나 연루된 후에라도,
Hacker'ları suç yada casusluk işlerine karışmadan önce ve sonra devlet adına işe alıyorlar.הם מגייסים האקרים גם לפני וגם אחרי שהם נעשים מעורבים בפעילויות פשע וריגול תעשייתי
Hacker'ları suç yada casusluk işlerine karışmadan önce ve sonra devlet adına işe alıyorlar.فهم يجندون المخترقين قبل و بعد أن يتورطوا في جرائم و أعمال تجسس صناعية
Hacker'ları suç yada casusluk işlerine karışmadan önce ve sonra devlet adına işe alıyorlar.ハッカー達が犯罪や産業スパイ活動に 手を染めている いないに関わらず また 身分も関係なく
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.A nawet został wyróżniony przez międzynarodowe organizacje za swój rozwój gospodarczy.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.De facto, atraía elogios de organizações multinacionais devido ao seu crescimento económico.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.De fapt, a fost distinsă de către companii multinaţionale pentru creşterea economică.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.De hecho, atraía a cientos de organizaciones multinacionales debido a su crecimiento económico.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.En fait, il recevait l'approbation des organisations multinationales en raison de sa croissance économique.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.Es erntete sogar Lobpreisungen von multinationalen Organisationen für sein Wirtschaftswachstum.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.Het kreeg zelfs veel complimenten van multinationale organisaties vanwege de economische groei.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.사실 이집트의 경제적 발달은 여러 다국적 조직으로 부터 많은 칭찬을 받았었죠.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.Thậm chí, nó chiếm được cảm tình của các công ty đa quốc gia nhờ sự phát triển kinh tế.
Hatta ekonomik büyümesinden dolayı çok uluslu organizasyonlardan övgü alıyorlardı.Země byla oceňována nadnárodními společnostmi díky svému ekonomickému růstu.