alıyorlar ile cümle

alıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Diyelim ki bir sebeple insanların ceplerindeki para arttı, artık daha fazla kapkek alıyorlar. .そして、皆がすべての余ったお金をカップケーキを買うことに注ぎ込むと決めると、 総需要は急上昇し、市場にあるすべてのカップケーキは売り切れます。
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.De bryter den fjärde ändringen och de plundra oss av vår integritet.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Ele încalcă al patrulea amendament și ne privează de intimitate.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Họ vi phạm tu chính án thứ tư và họ dải chúng tôi bảo mật của chúng tôi.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Ils violent le quatrième amendement et nous retirent toute vie privée.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Itu semua melanggar amandemen keempat dan mereka memerkosa privasi kita.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Megsértik a negyedik jogszabályt, és pőrére kényszerítenek magánszféránk jogának ellenére.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Naruszaja Czwarta Poprawke i odzieraja nas z prywatnosci.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Violan la cuarta enmienda y nos dejan sin privacidad
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Violano il Quarto Emendamento e fanno carta straccia della nostra privacy
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Ze schenden het vierde amendement en ze beroven ons van onze privacy.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Παραβιάζουν το Άρθρο 4 και μας στερούν την ιδιωτικοτητά μας.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Вони не лише паплюжать четверте число виправлень, а й відбирають у нас право на приватність.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.Они нарушают четвертую поправку и лишают нас права на частную жизнь.
Dördüncü değişikliği çiğniyorlar ve gizliliğimizi elimizden alıyorlar.他们违法了第四修正案,剥夺了我们的隐私
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Chính quyền trên toàn thế giới coi chuyện này thực sự nghiêm trọng
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.De regeringen van de hele wereld nemen dit echt serieus.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Die Regierungen dieser Welt nehmen das wirklich ernst.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Dla rządów całego świata to bardzo poważna sprawa.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Guvernele din întreaga lume iau asta foarte în serios.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.I governi di tutto il mondo stanno prendendo la questione molto seriamente.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.세계의 여러 정부들은 이것을 심각하게 여기고 있어요.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Les gouvernements du monde prennent ceci très sérieusement.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Los gobiernos del mundo lo están tomando seriamente.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Maailman hallitukset suhtautuvat tähän todella vakavasti.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Pemerintah dunia menganggap hal ini sangat serius.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Правительства мира относятся к этому очень серьёзно.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.Световните правителства обсъждат това много сериозно.
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.ממשלות העולם מתייחסות לכך מאד ברצינות,
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.وحكومات العالم يأخذون هذا على محمل الجد
Dünyanın hükümetleri bu konuyu çok ciddiye alıyorlar.これを真剣にとらえています 北極圏の国の軍部は
Eğer 5 dolarları varsa, cappuccino ve biscotti satın alıyorlar.Якщо у них є $ 5 вони купуватимуть капучино і біскотті.
Eğer benden yüzde otuzluk vergi alıyorlar dersek nakit birikimim ne kadar olur. -Also, wenn ich immer bei besteuert werde, sagen wir mal 30%, was ist das tatsächliche Bargeld sparen?
Eğer benden yüzde otuzluk vergi alıyorlar dersek nakit birikimim ne kadar olur. -Así que mis impuestos ascienden a digamos 30% ¿Cuál es el ahorro total?
Eğer benden yüzde otuzluk vergi alıyorlar dersek nakit birikimim ne kadar olur. -Donc si je suis imposé à, disons, 30 %, à combien s'élèvent les économies d'impôt ?
Eğer benden yüzde otuzluk vergi alıyorlar dersek nakit birikimim ne kadar olur. -Então, se estou sendo tributado a, digamos 30%, qual será minha economia de capital?
Eğer benden yüzde otuzluk vergi alıyorlar dersek nakit birikimim ne kadar olur. -Pokud je má daň z příjmu řekněme 30%, jaká je to tedy úspora?
Eğer benden yüzde otuzluk vergi alıyorlar dersek nakit birikimim ne kadar olur. -Vậy nếu tôi bị đánh thuế ở mức 30%, số tiền tiết kiệm thực tế là bao nhiêu?
Eğer benden yüzde otuzluk vergi alıyorlar dersek nakit birikimim ne kadar olur. -Więc jeśli podatek wynosi, powiedzmy 30%, ile dokładnie oszczędzam?
Eğer benden yüzde otuzluk vergi alıyorlar dersek nakit birikimim ne kadar olur. -Οπότε αν μπορώ να φορολογηθώ, ας πούμε με 30%, ποιά είναι τα πραγματικά μου οφέλη σε μετρητά?
Eğer benden yüzde otuzluk vergi alıyorlar dersek nakit birikimim ne kadar olur. -実際の節約した金額は幾らでしょう? 私はこれの30%を節約します。
Eger eden bulursa, çektikleri acilara karsilik ne aliyorlar?Daca ceea ce dai primesti inapoi, ce primesc ele pentru durerea lor?
Eger eden bulursa, çektikleri acilara karsilik ne aliyorlar?Ha ki mint veti ágyát, úgy alussza álmát, mit kapnak a fájdalmukért?
Eger eden bulursa, çektikleri acilara karsilik ne aliyorlar?Om det man ger fås tillbaka, vad får de för sin smärta?
Eger eden bulursa, çektikleri acilara karsilik ne aliyorlar?Se ciò che è fatto è reso cosa avranno loro in cambio di tutta questa sofferenza?
Eger eden bulursa, çektikleri acilara karsilik ne aliyorlar?Wenn nichts unvergolten bleibt, was bekommen sie für ihren Schmerz?
Eger eden bulursa, çektikleri acilara karsilik ne aliyorlar?Αν έχει ο καιρός γυρίσματα, τι εισπράττουν για τον πόνο τους; Είναι γήινοι.
Eger eden bulursa, çektikleri acilara karsilik ne aliyorlar?,אם מה שיוצא חוזר אליך ?מה הם מקבלים בעבור הכאב שלהם
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Če se vse vrača in vse plača, kaj potem one dobijo za svojo bolečino?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Daca ceea ce dai primesti inapoi, ce primesc ele pentru durerea lor?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Ha ki mint veti ágyát, úgy alussza álmát, mit kapnak a fájdalmukért?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Jika apa yang terjadi di sekitar datang, apa yang mereka rasa sakit mereka?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Om det man ger fås tillbaka, vad får de för sin smärta?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar? Onlar earthling.Jos taakse jätetty löytyy edestä, niin mitä ne saavat kivustansa?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Pokud platí "všechny činy se ti jednou vrátí", co tedy dostanou za jejich bolest?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Se ciò che è fatto è reso cosa avranno loro in cambio di tutta questa sofferenza?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Si qui tue par l'épée périra par l'épée alors qu'ont-ils en échange de leur douleur ?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Todo lo que sube, tiene que bajar, ¿Qué ganan ellos por el dolor sufrido?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Wenn nichts unvergolten bleibt, was bekommen sie für ihren Schmerz?
Eğer eden bulursa, çektikleri acılara karşılık ne alıyorlar?Τουλάχιστον το ξανασκεφτήκαμε; Αν έχει ο καιρός γυρίσματα, τι εισπράττουν για τον πόνο τους;

İlgili Sayfalar