alıp ile cümle
alıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
5 Temmuz 1802' de ressam Edward Hawke Locker'i yanına alıp uçurdu.同年7月5日には水彩画家エドワード・H・ロッカー(Edward Hawke Locker)を同乗させて飛行。
Aparmak (kaçırmak, alıp götürmek) anlamını içerir.それが部屋が意味するものです。
Kupa, Sava ve Odra nehirlerinin kesişme noktasında yer alıp, başkent Zagreb'e 57 km uzaklıktadır.クパ川、サヴァ川、オドラ川の合流地点に位置し、首都ザグレブの南東57kmにある。
Eşkıyalar, halkın malı mülkü ne varsa alıp götürüyorlar.盗賊と結託して、街の人たちのお金や財宝を全て奪っている妖怪。
Kızı yanlarına alıp düğünü terk ederler.しかたなく彼女は子どもたちを結婚式に同行させる。
Birbirinden kız alıp vererek kaynaşırlar.次々と女性に手を出すプレイボーイ。
İzin kâğıtlarını alıp arabayla yola çıktıkları sırada bir başka çetenin saldırısına uğrarlar ve Julian ölür.検問所に向かう途中、セオたちの車は暴徒の襲撃に遭い、ジュリアンが撃たれて絶命する。
Tepenin aşağısındaki yoldan geçen yolcu otobüsüne nişan alıp ateş etmek gibi, hatalı bir seçim yapar.埠頭で鷹山・大下に銃撃されて横転。
Bir başka deyişle, s karakter katarını girdi olarak alıp çıktı olarak K(s) üretebilecek bir program yazılamaz.言い換えれば、任意の文字列 s を入力として整数 K(s) を出力するようなプログラムは存在しない。
Onları da meta gibi alıp satmak istiyorlar.BTO品に組み込んで売ることもある。
Ned, Cersei'ye merhamet gösterip çocuklarını da alıp başkenti terk etmesini söyler.エダードはサーセイに慈悲をかけ、ロバートにこのことを話す前に、子供たちを連れて王都を出ろと言う。
Keşiş Meryem'i de alıp uzaklara kaçar.メアリー (Marry) やマリー (Marie) の愛称から。
O sırada Charlie, Claire'nin günlüğünü Sawyer'den alıp okumaya başlamıştır.そのうちにジェリーの日記を見つけたトムは、それを読んで待つ事にした。
Bebeği alıp oğlu Andy'e doğum gününde hediye eder.クリスマスにはサンタになって、子供達にプレゼントをあげている。
Satın alıp beslemek istiyorum.食用であり食すことができる。
"Başımızı alıp gidelim," diye yalvarır Ali'ye.だから、君は俺たちを元気づけてくれなくちゃいけない」と懇願している。
Ucuza alıp pahalıya satarak bir servet edindi.安価に売るため、手間を省いた粗製のものだった。
Boş zamanlarında, kızı Asjia'yı alıp bowling oynamaya gitmeyi çok seviyor.休息时间,他喜欢和女儿Asjia一起玩保龄球。
Alfonso onları sakinleştirmeye çalışır, ama onlar güya zehir alıp kendilerinden geçerler.當阿方索勸他們冷靜時,他們喝下毒藥且昏倒。
Bu bitmemiş görevi, bu cesur insanların bu kadar ilerlettiği noktadan alıp daha ileriye taşımalıyız.我们需要一个足够勇敢的国家来领导我们走向这一方向。
1839 yılında New Zealand Company, araziler alıp koloniler kurmaya ilişkin planlarını açıkladı.1839年,新西兰公司宣布它将于新西兰建立殖民地的计划。
Aksine birilerinin Yusuf'u alıp götürmesini dilediği belirtilir.告者因疑而訴,律以誣告致死,是丞與告者各殺一人,可乎?」駁正之。
Ardından kızını alıp karısından ayrılır.備走奔紹,獲其妻子。
Yusuf dedi: “Hey... arkadaş badronumuz (mermimiz) kurtulup (tükenip), gelmişem buralardan mermi alıp gideyim.”高祖抵床曰:“枉废我兒!”因遣追勇。
Bazen evin çocuğunu herkesin gözü önünde alıp kaçırır.自小就經常瞞過父親的耳目溜出宅邸。
Mısır gevreği yerken, yanmak isteyerek makasını alıp koşmuştur.全斌既平蜀,欲乘势取云南,以图献。
Çekinerek, buradan para alıp alamayacaklarını sordular (ve şüphesiz bu para onlarındı).後來七夕許願時問侑那說如果有了駿城要不要讓他搭乘,結果被拒絕。
Araba Çardaklı'ya geldiğinde Sülüklü Garajı'nda yolcu alıp indirmiştir.他下車後,發現游救國遺下了一個行李。
Bir başka deyişle, s karakter katarını girdi olarak alıp çıktı olarak K(s) üretebilecek bir program yazılamaz.也就是说,不存在一个程序,可以把字符串 s 作为输入,然后输出它的 K(s)。
İmam-ı Malik onu himayesine alıp, dokuz yıl müddetle hadis öğretti.弘治九年進士,由淳安知縣擢御史,彈劾中貴,疏論時事,甚剴切。
Son ikisinin arasında kız alıp – vermeden doğan bir akrabalık vardır.二人婚後育有一子一女,分別是施曉渝和幼子施湧濤。
Bir gün izin alıp evimize gittim.我只说,我们家去过了一个长假。
Bavulunu alıp abisine tüm gerçekleri anlattıktan sonra abisiyle vedalaşır ve gider.她的一个特征是告诉了不好的消息后马上挥手说BYE。
Bu yüzden dilbilgisi, bir dili bütün cepheleriyle bir bütün olarak ele alıp incer.通過這種方式,重要的是要珍惜所有的語言,以便全面掌握一種以上的語言。
10 talant altın ve 1000 talant gümüş vergi alıp onları Asur'a getirdim.士紳許志遠發心,獻銀貳百元,補成一千元,建成大廟。
Lombard'ın annesi ile babası boşandı ve 1914'te annesi üç çocuğunu da alıp Los Angeles'a taşındı.1914年她的父母离婚,母亲带着三个孩子来到了洛杉矶。
Medyanın bunu alıp eğlence dışında bir şey yapmaya çalıştığı zamanlar oldu.但此片卻除了派對時的搞笑場面,就沒有其他吸引人特點了。
GTP-C GPRS çekirdek ağı içerisinde GGSN ve SGSN arasında sinyal alıp verme işlemleri için kullanılır.就是说,G蛋白通过这一GTP/GDP循环在激活/失活状态中回旋,传递信号。
Düzlemde herhangi bir doğru parçası alıp buna da birim (br) uzunluk diyelim.於我法中,快修梵行,得盡苦源,即名出家,受具足戒。
Bunlar Müslümanların beytülmalından istedikleri kadar para alıp harcayabiliyorlardı.그들은 재무성에서 돈이 금으로 배서되지 못하여도 정부가 더많은 지폐와 은전을 발해하기를 원하였다.
Tedaviyi alıp geri insana dönüşmüştür.죽어가는 도중, 누군가에게 치료를 받고 집으로 돌아가게 된다.
Yusuf dedi: “Hey... arkadaş badronumuz (mermimiz) kurtulup (tükenip), gelmişem buralardan mermi alıp gideyim.”최후의 만찬에서 예수께서는 "이 잔은 내 피로 세우는 새 언약이니 곧 너희를 위하여 붓는 것이라"(눅 22:20)고 하셨다.
Çekinerek, buradan para alıp alamayacaklarını sordular (ve şüphesiz bu para onlarındı).한 젊은이가 돈을 모으는 방법을 묻자 그는 오락하지 않고, 유흥에 빠지지 말고, 경마, 도박하지 않는 것이 돈을 모으는 방법이라 답하였다.
Bununla beraber, ne animede ne de mangada hiç terfi alıp almadığından bahsedilmez.너는 그것들에게 경배하거나, 그것들을 섬기지 못한다.
Bir gangsterden borç alıp Sam'in onu korumasını bekler.몰리는 샘을 지켜주겠다는 의지로 경찰서에 도착한다.
Adamın yazdığı yazının bir bölümünü cımbızla alıp provokatörlük yapan ben miydim?내 생의 유혹 이서우 작가의 작품을 주준영이 연출한 단막 드라마.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.(통상) 나는 밝혀냈다, 보물이 있는 곳을.
Bir yamaç paraşütünü sırt çantası gibi alıp taşımak mümkündür.전용 커버가 있어 먼지 등을 막을때 사용할 수 있다.
Yarın savcılıktan telefon tutanaklarımı alıp gözüne sokacağım senin." demiştir.“내의원 제조 서용보를 편전으로 불러 진찰을 받다”.
Bu sahne içinde bir oyuncu çığlık atar, nefes alıp verir.이 씬에선 배우들이 번갈아 짝 호흡을 했다.
Neşe Üzüntü'yü alıp geri dönmeyi başarır.슬퍼도 그리로 가고 기뻐도 그리로 가고 억울해도 그리로 갑니다.
Aparmak (kaçırmak, alıp götürmek) anlamını içerir.현수(懸垂)는 무엇을 매달아 드리운 것을 뜻한다.
Markos'u alıp beraberinde getir.보쿠와 마지) 나한테 낚여볼래?
Ayrıca kuşların yeni doğanlara ruh getirme, ölenlerinse ruhlarını alıp götürme görevleri bulunur.사람이 태어날 때면 새들이 사람의 영혼을 물어오고, 죽을 때면 새들이 도로 물고 거두어 간다.
(Bizi görünce) ridasını alıp sarındı.그는 천품이 준이(俊異)하고 성품이 엄정하였다.
Bu, farklılıklarımızı nasıl ele alıp onları güce dönüştürebileceğimizdir.היא ללמוד איך לקחת את השונויות שלנו ולהפוך אותן לכוחות.
1839 yılında New Zealand Company, araziler alıp koloniler kurmaya ilişkin planlarını açıkladı.ב-1839, חברת ניו זילנד הכריזה על תוכניתה לקנות שטחים נרחבים במטרה להקים מושבות בניו זילנד.
Satın alıp beslemek istiyorum.משמש לתיבול ולהכנת מזון.
Gece, Meryemce uyurken çocukları da alıp yola çıkarlar.הם נולדים רדומים, חיים תוך שינה, מתחתנים תוך שינה, יולדים ילדים בשנתם, והולכים לעולמם ישנים.
Scooby Çetesi parçaları alıp ayrı tutmuşlardır.כריכות אחדות פורקו לחלקיהם ונשמרו בנפרד.
İlgili Sayfalar