alıp ile cümle

alıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Birkaç oyun sonra Kasparov üst üste iki galibiyet daha alıp skoru 5-3'e getirdi.Μετά από μερικές παρτίδες, ο Κασπάροφ κέρδισε άλλες δύο φορές φέρνοντας το σκορ στο 5-3 υπέρ του Κάρποφ.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Κάποιους μήνες αργότερα αναζήτησα το τετράδιο και πήγα να το πάρω.
Sürüyü de alıp gitmiştir.Εκτρέφονται και εμπορεύονται επίσης, τα βοοειδή.
Öbür grup topu alıp diğer grubun peşinde koşarlar.Μόλις τους πιάσουν όλους, κυνηγάει η άλλη ομάδα.
Polis bunu haber alıp oraya gider.Η Κόρρα πληροφορείται για αυτό και σπεύδει προς εκεί.
Charlie bir bilet alıp Texas'ta rastgele bir kasabaya gider.Ο Πέτι επέστρεψε στο Σικάγο και δούλεψε κάνοντας ρετουσάρισμα με αερογράφο σε μια τοπική εκτυπωτική εταιρεία.
Buffy, onu ekibine alıp yanında savaşmasına izin vermiştir.Έτσι έπεισε τον Σαούλ να του επιτρέψει να παλέψει μαζί του.
Bütün dünya bizim Kursk'u alıp almamızı önemsemiyor.Hele verden er ligeglad med, om vi indtager Kursk eller ikke.
Tankerd Çekermiş'in kampında bulunan bazı esirleri alıp kaçmayı başardı.En del af fangerne fra togene formåede at flygte.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Jeg begyndte med nogle byggesæt, som jeg købte og samlede.
Bavulunu alıp abisine tüm gerçekleri anlattıktan sonra abisiyle vedalaşır ve gider.Hun står med kufferter og sin jakke og vinker farvel, før hun går.
Yiğitleri kanatlarının altına alıp yardım eder, ne isterse yapacağını söyler.Fantomet tager hende under sine vinger og sørger for hendes fremgang.
Moiseville'de toprak satın alıp koloniler kurdular.De købte jord og etablerede en koloni ved navn Moiseville.
Bu sırada ihtiyar, elinde aşk kadehiyle gelir; Kerem kadehi alıp içer ve nihayet aşkına kavuşur.Tilbage i nutiden undskylder manden til sin elskerinde og drikker senere sprut, mens de forsones.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Seneskedehindebetændelse går normalt i sig selv igen, hvis man giver det den nødvendige ro og hvile.
Kuantum optiği, ışığın birimini foton alıp doğasını ve etkilerini ona göre inceler.Følg vejen ud til forbrændingsanlægget og nyd naturen og udsigten.
Kurgusal konumlar, sadece kurguda yer alıp gerçek olmayan yerlerdir.Der lever endda drager som kun har hjemme i Forgotten Realms.
Bütün dünya bizim Kursk'u alıp almamızı önemsemiyor.Hele verden bryr seg ikke om vi erobrer Kursk eller ei.
Tedaviyi alıp geri insana dönüşmüştür.Han fikk behandling og overlevde.
Coubert, yıllardır Carax'ın kitaplarını aramakta ve bulabildiklerinin hepsini satın alıp yakmaktadır.Coubert har oppsøkt bøker skrevet av Julian Carax i flere tiår, og brent dem etterhvert som han kom over dem.
Çift bir süre anlaşamadı ve Renée Bella'yı da alıp Phoenix, Arizona'ya taşındı.Renée skilte seg fra Charlie ikke lenge etter og flyttet til Phoenix, Arizona, med Bella.
Medyanın bunu alıp eğlence dışında bir şey yapmaya çalıştığı zamanlar oldu.Ofte prøver medio å lese noe inn i dette, eller gjøre det til noe annet når det kun er ment som underholdning.
Sonra da Bakü’yü alıp asker yerleştirdi.Seinere var hun med å stifte «Hent soldatene hjem».
Grup daha sonra yanlarına James Valentine'ı alıp Maroon 5 adlı grubu kurmuştur.Gitaristen James Valentine ble med og de endret navn til Maroon 5.
1879 Bir tüccardan yardım alıp Norveç'i terketti.I 1887 gikk han av, og forlot Norge.
Zeno tahtı 476 yılında geri alıp, bu sefer öldüğü 491 yılana kadar orada kaldı.Zeno kembali ke tahta pada 476, namun, kali ini sampai kematiannya pada tahun 491.
Bu, farklılıklarımızı nasıl ele alıp onları güce dönüştürebileceğimizdir.Hal itu mempelajari tentang bagaimana mengambil perbedaan-perbedaan dan membuat mereka kuat.
Yahudilerin Alman vatandaşlıkları ellerinden alıp sivil haklarından mahrum etti.Yahudi Jerman dilucuti kewarganegaraannya dan semua hak-hak sipil mereka dicabut.
Çekinerek, buradan para alıp alamayacaklarını sordular (ve şüphesiz bu para onlarındı).Akhirnya tibalah mereka pada satu kesimpulan yakni bahwa tidak satupun diantara mereka diangkat menjadi Raja.
Dina'yı Şehem'in evinden alıp gittiler.Mereka mengambil Dina dari rumah Sikhem, lalu pergi.
Sanat simsarı, sanat eserlerini alıp satan kişi veya firmalardır.Dealer seni adalah orang atau perusahaan yang menjual dan membeli karya seni.
Bu bitmemiş görevi, bu cesur insanların bu kadar ilerlettiği noktadan alıp daha ileriye taşımalıyız.Kita perlu sebuah bangsa yang cukup berani untuk memimpin kita ke arah ini.
10 talant altın ve 1000 talant gümüş vergi alıp onları Asur'a getirdim.Aku menerima dari mereka 10 talenta emas, 1,000(?) talenta perak sebagai upeti dan membawanya ke Asyur."
Harry Ginny'i alıp geri döner.Harry lalu menemukan Ginny.
Satın alıp beslemek istiyorum.Ia pun mencoba memasak dan memakannya.
Sürülerini alıp dağa doğru göç ettiler.Mereka mendorong orang-orang Baining dan Sulka ke pegunungan.
Federal polis ikiliyi gözaltına alıp bilinmeyen bir yere gönderdi.Polisi keburu menangkap Bima dan menjebloskannya ke penjara.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Jadi aku pergi keluar dan membeli catatan dan itu saja.
Bebeğin annesi Diego'ya vurur ve bebeği alıp kaçmaya başlar.Mrs. Moore yang lebih waspada segera meraih bayinya dan berlari keluar.
(Bizi görünce) ridasını alıp sarındı.Kemudian, Ia menundukkan kepala-Nya dan menyerahkan nyawa-Nya.
Bütün dünya bizim Kursk'u alıp almamızı önemsemiyor.Cả cái thế giới này chả cần quan tâm việc chúng ta có lấy được Kursk hay không.
Sürüyü de alıp gitmiştir.Nó cũng bắt đi gia súc.
Daryl ona cevap vermediğinde Beth sinirlenir ve bıçağını alıp oradan ayrılır.Không thấy Daryl trả lời, Beth liền bực bội cầm con dao, đứng lên rồi bỏ đi.
1254'te ölene kadar Latin İmparatorluğu’ndan arazi alıp ülkesine katmaya devam etti.Ông tiếp tục lấn dần đất đai của người Latinh cho đến khi ông qua đời năm 1254.
Gethi aktive etmesi halinde, Legion adını alıp gönüllü olarak takıma katılacaktır.Nếu được kích hoạt, geth sẽ nhận tên Legion và tự nguyện tham gia vào nhóm.
Eğer giysiye gereksinimimiz varsa gidip köşedeki sokaktan alıp mükemmel görünürüz.Chúng tôi có thể tìm quần áo trên lề đường và đi chơi và trông thật tuyệt vời.
Onları ağzına alıp karıştırır.Giốc luôn miệng chửi chúng.
Sizi kampüsten alıp evinize kadar bırakıyor.Họ buộc cô ra khỏi nhà và đưa cô đến trại quân đội.
Çantayı alıp maçı kazanan Edge oldu.Kết quả là Edge đã giành chiến thắng.
Beckmann masadan bir şişe şarap ve biraz ekmek alıp çıkar.Dawn rót vào cốc một ít rượu và đưa cho Beth.
Ned oğullarını alıp Will'in idam cezasını vermeye Winterfell'ın dışına çıkar.Ned đưa các con trai của ông đến chứng kiến buổi xử tử Will.
İsyancılar Rhaidestos alıp, tahıl ambarını yaktılar.Các vị lão thành thu thập và đốt sáng Purohit.
Son ikisinin arasında kız alıp – vermeden doğan bir akrabalık vardır.離婚した前妻との間に娘が一人いる(同居はせず)。
Tedaviyi alıp geri insana dönüşmüştür.その後は治療を受けて復帰している。
Annesi onu alıp kaçmaya başlar.すると、おばあさんがそれを持って逃げようとする。
Babası tüfek alıp gelir.父親も射撃を嗜む。
Alıp götürdüler beni.)をして連れ去った。
Sürüyü de alıp gitmiştir.さらに家畜も召し上げた。
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.そこで補給を調達して帰ってくる予定だった。
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.これら亡命者(亡命貴族)の財産や身分の保護を訴えた。
İlgili Sayfalar