alıp ile cümle
alıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ne alıp veremeyeceği var?Wat gaat het hem aan?
Ne alıp veremiyorsun onunla?Wat is er mis tussen jou en hem?
Jericho, WWE Şampiyonluğu kemerini alıp WWE hayranlarını Orton'dan "kurtarmak" istediğini söyledi.Jericho ujawnił, że chce zdobyć WWE Championship by „uratować” fanów od Ortona.
Albümü alıp evden çıkmadan önce ya da arabada dinleyin.Kup to i słuchaj przed wyjściem, czy w samochodzie.
Tedaviyi alıp geri insana dönüşmüştür.Poddała się leczeniu i szybko wróciła do pracy.
1839 yılında New Zealand Company, araziler alıp koloniler kurmaya ilişkin planlarını açıkladı.W 1839 New Zealand Company ogłosiła plany zakupu dużych obszarów ziemi i założenia kolonii na Nowej Zelandii.
Sonra da Val'u alıp kaçar.Następnie atakują i porywają Dale’a.
Araba Çardaklı'ya geldiğinde Sülüklü Garajı'nda yolcu alıp indirmiştir.Po wyjściu z wagonu zdołał się ukryć w dole kloacznym.
Ben sorar: Neden halkınıda alıp onun yanına gidiyorsun?Czy muszę osobiście tam pojechać, żeby z nim porozmawiać?.
Eğer giysiye gereksinimimiz varsa gidip köşedeki sokaktan alıp mükemmel görünürüz.Możemy znaleźć ubranie po którejś stronie ulicy, założyć je i wyglądać fantastycznie.
Doktor Doom : Tek isteği Sonsuzluk kılıcını alıp dünya'ya hükmetmektir.Nikczemny Doctor Doom próbuje zdobyć miecz o bezgranicznej mocy i sile, by móc zdominować cały wszechświat.
Belli bir miktar karşılığında 1000 kredi alıp bunu sunulan seçenekler arasında harcama imkanı mevcut.Dopiero gdy uzbiera się tysiąc szylingów, można wystąpić o pożyczkę.
Gethi aktive etmesi halinde, Legion adını alıp gönüllü olarak takıma katılacaktır.Na wieść o utworzeniu Legionów zaciągnął się w ich szeregi jako ochotnik.
Birçok kurtarıcı ailesi öldürülmüş olan çocukları alıp hayatlarını kurtardı.Wielu marynarzy zawdzięczało swe życie ofiarności ratujących ich Samoańczyków.
Federal polis ikiliyi gözaltına alıp bilinmeyen bir yere gönderdi.Od tego czasu władze państwowe przetrzymują go w nieznanym miejscu.
Kadını alıp götürmeye karar verirler.Postanawiają pojechać i poszukać jej.
Almanya, bu sefer Euro 1988'in rövanşını alıp, rakiplerini yendi.W tym samym roku był w kadrze Niemiec na Euro 2008 i wywalczył wicemistrzostwo Europy.
Polis geldiğinde Michael parayı alıp gitmiştir.Po ich wyjściu do sali przychodzi Michael.
Bu versiyonda ejderha, fırtına tanrısını yenince onun yüreğini ve gözlerini alıp götürür.W drugiej wersji mitu Wąż pokonując boga burzy zabiera mu serce i oczy, które odzyskał dla niego syn.
Ancak Dent, adama yumruk atar ve silahı elinden alıp salondan çıkar.Zaraz po przebudzeniu Dante bierze swoje pistolety, miecz i wychodzi z biura.
Kazanmak için rakip takımlar sahipsiz avustralyum çantasını alıp bir rokete yerleştirmelidir.Gracze muszą zdobyć teczkę z tzw. Australium a potem przenieść ją do rakiety.
Bu aynı zamanda kızların başörtüsü ile eğitim alıp alamayacağı tartışmalarını da başlattı.Zaczyna też zalecać się do niedoświadczonej życiowo dziewczyny.
Köy bir vadide yer alıp güneş alma açısı zayıftır.Poranek w spokojnym miasteczku w stanie Kalifornia pachnie słońcem i napawa optymizmem.
Bu restoranı satın alıp garson olur.Chce zamówić kawę, ale kelnerka odchodzi.
Tek kişilik proje 2004 yılında bir grup halini alıp sahnelerde boy göstermeye başladı.Po skomponowaniu kilku utworów, zespół w 2003 roku zaczął prezentować swoje dokonania na scenie.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Musiałem wiać i gdzieś się schować.
Emir alıp vermek benim kişiliğimle, duygularımla hiç bağdaşmayan bir şey.O tym, co mnie wewnętrznie dotyczy i angażuje, nie mogę mieć opinii.
Aynı şekilde insan da, çektiklerinden ders alıp aynı hataları tekrarlamama yolunda çaba harcamalıdır.Nie może być tolerancji dla marnotrawstwa i powtarzania ciągle tych samych błędów.
Eğer giysiye gereksinimimiz varsa gidip köşedeki sokaktan alıp mükemmel görünürüz.Vi kan hitta kläder på sidan om gatorna och gå ut och se fantastiska ut.
Vatos Locos bir tepe'nin üstünde Tres Puntos'u ablukaya alıp, onlara cezalarını verirler.Vatos locos samlas och bestämmer sig för hur de ska hämnas på Tres Puntos.
Ama kimse görmeden canını da alıp, mezara gömmüş.Men någon har redan varit där och grävt...
Oyuncular, engeller üzerinden siper alıp, zıplayabilir ve çeşitli silahlarla düşmanı vurabilir.Spelare kan ta betäckning, ta sig över hinder och skjuta fiender samtidigt med hjälp av en mängd olika vapen.
Bell Labs'i transistörün lisansını alıp kendi şirketinde kullanma konusunda ikna etti.Bell gav honom tillstånd att använda transistorteknologi till sitt japanska företag.
Çinli yetkililer, Ocak 2014'te Tohti'yi tekrar gözaltına alıp tutukladılar.I januari 2012 återlämnades tjugo huvuden från Frankrike.
Sonra da altını alıp kaçmaya başlar.Hon stjäl då hans pengar och flyr.
Birçok kurtarıcı ailesi öldürülmüş olan çocukları alıp hayatlarını kurtardı.Huvudfiguren skall rädda sina vänner, som blivit kidnappade.
Sonunda başarır ve arabayı alıp yola çıkarlar.Detta lyckas och de sätter sig i bilen igen och kör vidare.
Ritmin sizi alıp götürmesine, size yön vermesine izin verin."Förstår du inte att hans godhet vill föra dig till omvändelse?"
Lebyadkin kızkardeşini de alıp kentin dışında bir eve taşınır.Också han är trött på Hedeby och vill flytta till stan.
Bankanın müdürü tüfeğini eline alıp bankasını savunmaya çalışır.Försvararna försöker försvara banken och guldet.
Sürüyü de alıp gitmiştir.Nötkreatur och får avlades också.
Diana Bertram'ı alıp yatağına sokar ama yatakta Helena vardır.Diana skall uppmana Bertram att möta henne i hennes sovrum där den förklädda Helena istället väntar.
Piyon doğrudan önünde olan bir taşı alıp yoluna devam edemez.En börda tung som sten mig möter vart jag går.
Alıp götürdüler beni.Прийшли й забрали .
Markos'u alıp beraberinde getir.Будь ласка, дозвольте цим маркларам залишитися.
Tedaviyi alıp geri insana dönüşmüştür.Пройшов лікування і реабілітацію, повернувся на передову.
Bir kaba alıp sıcak suyla ıslatın ve 1 saat bekletin.Залийте їх холодною водою і залиште на 1 годину.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Знаходив і купував нові експонати.
Ölüm soluk alıp vermenin kesilmesidir.Смерть означає припинення страждання.
Fakat Mevlüt bu defa da film için izin alıp almadığını sorar.Бастіан, як і минулого разу, без дозволу бере книжку.
Babasını da alıp gelmelerini söyledi.Чоловіку сказали самому прийти і забрати.
Aynı zamanda çiçeklerin kırmızı taçyapraklarını ve bazen de kırmızı tohumları alıp diğer kuşlara sunar.Вони також харчуються квітами місцевих рослин, щоб отримати нектар, а іноді й листям.
Bu sezon umuyorum üst sıralarda yer alıp, adımızdan uzun seneler bahsettireceğiz.Також ми знаємо, як сказати котра година та прийти на зустріч вчасно.
Louis telefonu kapatır ve yanına zehir alıp hızla Jud'un evine koşar.Лінч починає підозрювати найгірше та біжить до квартири Сю.
Allah neyi yaşatacağını bilir; kimse bu tür şeyleri hafife alıp, çocuk oyuncağı sanmamalı."Bůh suď, co je to za slepenec; stavět by z něho nešlo!"
Tedaviyi alıp geri insana dönüşmüştür.Poté se začal léčit a vrátil se k herectví.
Bu sezon umuyorum üst sıralarda yer alıp, adımızdan uzun seneler bahsettireceğiz.Budeme sedět před takovými věcmi po staletí a čekat, co bude příště?
Müslüman halk ta askerlerle birlikte mallarını ve eşyalarını alıp çekilecekti.Vzali s sebou veškeré jmění, výzbroj a výstroj a zničili město i jeho opevnění.
Keşiş Meryem'i de alıp uzaklara kaçar.Kristus ovšem není zrozen z Marie, nýbrž odhalen skrze Marii, také nepřijal tělo, ale pouze vzhled.
Bu restoranı satın alıp garson olur.Nechá se zaměstnat jako servírka.
İlgili Sayfalar