alıp ile cümle

alıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kadını alıp götürmeye karar verirler.Deciden llevarlo a La Compañía.
Yaraya rağmen, ölümcül savaşçılarla savaşarak ölümcül yara alıp savaşamayana kadar savaşmaya devam etti.A pesar de la herida, luchó contra los combatientes enemigos hasta ser herida de muerte.
Daha sonra alıp Irak âlimlerine götürdüm.Creo que lo he llevado a otro lugar.
"Başımızı alıp gidelim," diye yalvarır Ali'ye.Y dijo : Anda, y di a este pueblo."
Yusuf dedi: “Hey... arkadaş badronumuz (mermimiz) kurtulup (tükenip), gelmişem buralardan mermi alıp gideyim.”Y dijo: «Ha quitado Dios mi afrenta.» y le llamó José, como diciendo: «Añádame Yahvéh otro hijo.»
Saldırgan bıçağı alıp oyuncuya yaklaşıyor.Dan un gran salto y caen sobre el jugador.
Satın alıp beslemek istiyorum.Compra y restauración de enseres.
Albümü alıp evden çıkmadan önce ya da arabada dinleyin.Cómprenlo y escúchenlo antes de salir a conducir.
Sürüyü de alıp gitmiştir.Se explotaba también el ganado.
Oğlanı bir aslan alıp besler.Para ello, necesita devorar a un león.
Aksine birilerinin Yusuf'u alıp götürmesini dilediği belirtilir.Los aceptamos como judíos y a los que deseen volver (al judaísmo mayoritario) les aceptamos.
Bu, farklılıklarımızı nasıl ele alıp onları güce dönüştürebileceğimizdir.Creo que fue positivo para nosotros vernos empujados a hacer cosas de manera diferente y asumir riesgos.
Onları örnek alıp, derslerinde hep başarılı oluyor.Siempre saca buenas calificaciones y le va bien en la escuela.
Umuma açık meydan çeşmelerinden su alıp getirmek köleler ve bazen kadınlar için günlük işlerden biriydi.Ir a buscar agua era la faena cotidiana de las mujeres.
Bunları da göz önüne alıp Söğüt vilayetine gidip tekrar yer tahsisi için görüşürler.Ellos, por su parte, intentarán atrapar a la banda de Cicatriz y volver a ser respetados.
Sonunda başarır ve arabayı alıp yola çıkarlar.Él toma el tren y se marcha.
Çantanı alıp hızla eve gitmelisin.Dovresti prendere la tua borsa e andare a casa di corsa.
Tom hiç mektup alıp almadığını görmek için posta kutusunu kontrol etti.Tom controllò la cassetta della posta per vedere se aveva ricevuto qualche lettera.
Musa, karısı ve çocuklarını yanına alıp Mısır'a doğru yola çıktı.Mosè poi rimandò sua moglie e i suoi figli dal padre.
Pandulf hükümdarlığını alıp 1038 yılına kadar iktidarda kaldı.Pandolfo riprese il suo dominio e rimase al potere fino al 1038.
Sıkı bir pazarlıktan sonra anlaşan ikili, eşeği alıp yola düşer.Dopo un interminabile combattimento, entrambi si colpiscono e precipitano.
Konrad, Capua'yı alıp Guaimar'a Prens unvanı ile verdi.Corrado prese Capua e la diede a Guaimario insieme al titolo di Principe.
Yusuf dedi: “Hey... arkadaş badronumuz (mermimiz) kurtulup (tükenip), gelmişem buralardan mermi alıp gideyim.”Giuda, il traditore, disse: «Rabbì, sono forse io?».
Jericho, WWE Şampiyonluğu kemerini alıp WWE hayranlarını Orton'dan "kurtarmak" istediğini söyledi.Jericho rivela la sua intenzione di conquistare il WWE Championship per "salvare" i fan della WWE da Orton.
Birçok kurtarıcı ailesi öldürülmüş olan çocukları alıp hayatlarını kurtardı.Molti degli abitanti si rifugiarono sulle montagne e quelli che furono catturati furono ridotti in schiavitù.
Parktan herhangi bir şey alıp dışarı götürmek yasaktır.È fatto divieto di possedere e di acquistare terreni fuori dalla riserva.
Cahit, Kara'nın bir mezara gizlediği bombayı alıp mahkemenin yapılacağı tapınağa önceden koymuştu.Tuttavia, verrà uccisa grazie ad un congegno segreto in una tomba che Cain aveva fatto costruire tempo prima.
Umuma açık meydan çeşmelerinden su alıp getirmek köleler ve bazen kadınlar için günlük işlerden biriydi.Andare a prendere l'acqua era un compito quotidiano delle donne.
Satın alıp beslemek istiyorum.Quando produrre e acquistare?
Makası alıp tırnaklarını kesmeye başlar.Tagliare i capelli e le unghie.
Şişme normal nefes alıp vermeyi zorlaştırır.Lentamente il cibo riempie il mio stomaco e mi dà forza.
Sonunda başarır ve arabayı alıp yola çıkarlar.Infine salgono in macchina e se ne vanno.
2007-08 sezonunda maç başına 10.5 dakika süre alıp 5.6 sayı ortalaması ile oynamıştır.Nella stagione 2009-10 realizza 5.7 punti per incontro in 18 minuti di utilizzo.
Çete üyeleri parayı da alıp kaçarlar.Il terzo uomo si impossessa del denaro e fugge.
İsa, "Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün" der.Disse loro Gesù: «Portate un po' del pesce che avete preso or ora».
Sonra da altını alıp kaçmaya başlar.Di conseguenza, fugge e diventa un fuggiasco.
Köylüler yollarına devam ederken Ali, çocukları ve karısını alıp geri döner ve anasını bulur.Ma la nonna deve partire per lavoro e invita Donna e i bambini ad uscire da casa sua e tornare alla loro.
Bebeği alıp oğlu Andy'e doğum gününde hediye eder.Per tale obiettivo dovrà scegliere Andy, un bambino che riceve la bambola come regalo di compleanno.
Biz uykudayken nefes alıp verişimiz rahatlar.Когда мы спим, наше дыхание успокаивается.
İmam-ı Malik onu himayesine alıp, dokuz yıl müddetle hadis öğretti.Ему было разрешено служить там помощником проповедника, и служба эта продлилась девять месяцев.
1839 yılında New Zealand Company, araziler alıp koloniler kurmaya ilişkin planlarını açıkladı.В 1839 году, Новозеландская компания объявила об обширных планах по покупке земли и основании новых колоний.
Sarff Kolonisi üçünü alıp bir uzay istasyonuna götürür.Сарфф привозит заключённых на некую космическую станцию.
Orada adamlarım onları çözer, sen de alıp götürürsün.Вам предстоит найти землю для них и для себя.
Bernarda tüfeğini alıp Pepe'ye ateş eder, ama hafifçe sıyırır.Бернарда стреляет из ружья в убегающего Пеппе, но промахивается.
Ned oğullarını alıp Will'in idam cezasını vermeye Winterfell'ın dışına çıkar.Нед берёт всех своих сыновей на казнь Уилла.
Musa, karısı ve çocuklarını yanına alıp Mısır'a doğru yola çıktı.Свита фараона и его дочери.
Ben durmayınca bir kürek çamur alıp attı.Когда останавливался то брал пробу грунта.
Yusuf dedi: “Hey... arkadaş badronumuz (mermimiz) kurtulup (tükenip), gelmişem buralardan mermi alıp gideyim.”Иосиф же рече: «Да гдѣ такову аз вещь обрящу тебѣ угодну?»
Bunları alıp yapboz gibi bir araya getirmek harikaydı." dedi.Было забавно получать эти маленькие кусочки и складывать их вместе как головоломку».
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Повёл в универмаг и купил.
Çekinerek, buradan para alıp alamayacaklarını sordular (ve şüphesiz bu para onlarındı).У них не спрашивали ни документы, ни причины, по которым они впали в немилость.
Oğlanı bir aslan alıp besler.Для этого ему нужно съесть льва.
Sürüyü de alıp gitmiştir.Туда же пригоняли скот.
Aniden bağırır, güler, oynar, şaka yapar, uyuyan insanı yatağından alıp başka yere taşır.Они смеются над ним и корчат рожи, после чего человек просыпается, успокаивается и снова ложится спать.
Son isteği olarak ölürken, yanındaki Bedivere’den Excalibur’u alıp göle atmasını istedi.Умирая, он попросил сэра Бедивера бросить Экскалибур в озеро.
Jon Snow (Kit Harington), Ygritte'i (Rose Leslie) esir olarak alıp kamplarını aramaya devam eder.Джон Сноу (Кит Харингтон), всё ещё являясь пленником Игритт (Роуз Лесли) и одичалых, прибывает в их лагерь.
Doktor Doom : Tek isteği Sonsuzluk kılıcını alıp dünya'ya hükmetmektir.Сам Астарот тоже хочет завладеть мечом, чтобы получить власть над миром.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Обеспечить пациенту нормальное дыхание.
Ancak II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile birlikte Alman ordusunda yer alıp Münih'e gitti.С началом Второй мировой войны переехал в Германию в город Мюнхен.
Makası alıp tırnaklarını kesmeye başlar.Далее берёт нож и начинает резать себе бедро.
İlgili Sayfalar