alıp ile cümle

alıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Erkekler babalarının yanında kendi çocuklarını kucaklarına alıp sevemezler.Die Söhne knüpfen während der Abwesenheit ihrer Väter Liebesbande.
Annesi onu alıp kaçmaya başlar.Mike kidnappt sie und muss fliehen.
Tedaviyi alıp geri insana dönüşmüştür.Harry ist nach seiner Genesung ein anderer Mensch geworden.
Sonrasında ise cellat, yere düşen başı alıp havaya kaldırır.Gleich im Anschluss daran macht sich der Chef auf und davon.
Gidip, bir yerden bıçak satın alıp geldim.Ich kam davon und wollte ein Gewehr, um zu überleben.
Rehin alıp zaman kazanır ve kaçıp bir demirci dükkânına sığınır.Es gelingt ihr zu entkommen und sich zu einem abgelegenen Einkaufszentrum zu flüchten.
Amcamı aramak için dışarı çıkacağım, o biraz içmiş bu yüzden onu arabayla alıp eve geri getireceğim.Je vais sortir chercher mon oncle, il a un peu bu, donc je vais prendre la voiture à sa place pour le ramener.
Tom Mary'den haber alıp almadığını bilmek istiyor.Tom veut savoir si tu as eu des nouvelles de Marie.
Tom'un benimle ne alıp veremediği var?Qu'est-ce que Tom a contre moi ?
Beni eski imparator (Taizong) alıp cömertçe tedavi ettirdi; ama ben ona ihanet ettim.L'ancien empereur m'a traité généreusement, mais je l'ai trahi.
Albümü alıp evden çıkmadan önce ya da arabada dinleyin.Achetez-le et écoutez-le avant de sortir ou d’aller dans la voiture.
Joker, Vicki Vale'i yanına alıp bir katedralin en üst katına çıkar.Le Joker enlève Vicki et l'emmène au sommet de la cathédrale de la ville.
Aynı zamanda çiçeklerin kırmızı taçyapraklarını ve bazen de kırmızı tohumları alıp diğer kuşlara sunar.Il prend aussi des pétales rouges et parfois des graines rouges pour les présente à d'autres oiseaux.
Sonra da altını alıp kaçmaya başlar.Elle vole son argent et fuit.
Alıp götürdüler beni.Ils lui en portèrent.
Babasını da alıp gelmelerini söyledi.Il demanda à son père de venir le rejoindre.
O sırada Charlie, Claire'nin günlüğünü Sawyer'den alıp okumaya başlamıştır.La 25e nuit, Charlie lit le journal de Claire qu'il a réussi à récupérer auprès de Sawyer.
Tedaviyi alıp geri insana dönüşmüştür.Il rentre chez lui et se soigne.
(ÖVP) 1966 Millî Meclis Seçiminde, ÖVP mutlak çoğunluğu alıp, II. Klaus Hükümetinde görev aldı.Lors de ce scrutin, l'ÖVP remporte une majorité absolue et forme le gouvernement Klaus II.
Aynı yıl Stockholmde profösör olması üzerine bir teklif alıp reddetti.Cette même année, il reçut une autre offre qu'il refusa pour être professeur à Stockholm, en Suède.
Grup daha sonra yanlarına James Valentine'ı alıp Maroon 5 adlı grubu kurmuştur.James Valentine les rejoint et le groupe forme ensemble Maroon 5.
Mahallede Çerkez kökenli aileler olmasına rağmen, mahallenin göç alıp almadığı bilinmemektedir.Peu importe si les cases encerclées sont occupées ou non.
İki at satın alıp zamanının çoğunu onlarla geçirir.Telle une famille, ils partagent tout et passent la majeure partie de leur temps ensemble.
Sürüyü de alıp gitmiştir.On y exploitait aussi le bétail.
Bir gün izin alıp evimize gittim.J'ai pris six mois de congé, je suis rentrée chez moi.
Sonunda başarır ve arabayı alıp yola çıkarlar.Finalement, il accepte et sort de la voiture.
Oyuncular, engeller üzerinden siper alıp, zıplayabilir ve çeşitli silahlarla düşmanı vurabilir.Le personnage peut courir, sauter, et attaquer ses ennemis avec une dague.
Sonra Tyreese ve Judith'i alıp yola çıkarlar.Elle les conduit ensuite jusqu'à Tyresse et Judith.
Yükselme grubunda 4. sırayı alıp ekstra play-off ta Eyüpspor'a elenmiştir.Le quatrième dispute un play-off pour être repêché.
Sonra da Val'u alıp kaçar.Elle assimile Adam et s’enfuit.
Satın alıp beslemek istiyorum.Il l’achète et la restaure.
Formal bir eğitimden geçmemiş olmasına rağmen kazandığı paralarla kitaplar alıp kendini eğitmeye çalışmıştır.N'ayant pas reçue d'éducation officielle, elle apprend par elle-même grâce aux livres qu'elle lit.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Au repos, le porteur doit respirer normalement, sans forcer.
İzleyicilerin arasında yer alıp, bir orkestranın önemli bir yerinde rol oynayabilir.J'ai hâte de les enregistrer avec grand orchestre.
Bengü'nün dans ekibinde yer alıp daha sonra Efes Kızları kadrosunda Dans etmeye başlamıştır.Elle a participé à l’équipe de danse de Bengü puis a commencé à danser à l’Efes Kizlar.
Katılaşınca ocaktan alıp tepsiye boşaltın.Rappelez quand vous êtes prêt pour le roulage.
Kızı yanlarına alıp düğünü terk ederler.Elle lui laisse son arme et ils partent pour la réunion.
Napar eder, mutlaka, her şeyi göze alıp elindeki malları birilerine satar.Qui que ce soit fera (ou peut faire) l'affaire. et de N'importe qui fait (ou faisait) l'affaire. ?
Bu sezonda 26 maçta görev alıp 10 gole imza atmıştır.Lors de cette saison, il prend part à 26 matchs et délivre 10 passes décisive.
Emir alıp vermek benim kişiliğimle, duygularımla hiç bağdaşmayan bir şey.Savoir, expliquer la raison des choses, suivre pas à pas les agissements de mes personnages.
"Başımızı alıp gidelim," diye yalvarır Ali'ye.Venez nous diriger, soyez nos princes ».
Mary elbiseyi alıp almayacağına karar veremiyor.Mary no se puede decidir si comprar el vestido o no.
Mektubumu alıp almadığını sordum.Le pregunté si había recibido mi carta.
Aynı yıl Stockholmde profösör olması üzerine bir teklif alıp reddetti.Ese mismo año recibió una oferta, que rechazó, para ser profesor en Estocolmo.
Daryl ona cevap vermediğinde Beth sinirlenir ve bıçağını alıp oradan ayrılır.Cuando Daryl no le responde, ella airadamente toma su cuchillo y se va.
Zeno tahtı 476 yılında geri alıp, bu sefer öldüğü 491 yılana kadar orada kaldı.Zenón regresó al trono en el año 476, esta vez reinando hasta su muerte en 491.
Adina bu satın alıp iptal ettirmiş olduğu kontratı Nemorino'ya alması için veririr.Ella ofrece el contrato cancelado a Nemorino, pidiéndole que lo tome.
InterMail, Microsoft'un satın alıp güncelleştirdiği bir ürünü temel aldı.Estaba basado en InterMail, un producto que Microsoft adquirió y actualizó.
Alıp götürdüler beni.Ellos se lo llevaron.
Doktor, piknik yaptıkları yere doğru koşar ve attığı son sayfayı alıp okur.El Doctor vuelve de nuevo a su lugar de picnic y recupera la página que arrancó antes.
Eğer giysiye gereksinimimiz varsa gidip köşedeki sokaktan alıp mükemmel görünürüz.Podemos encontrar ropa en la calle, salir, vernos fantásticos y romperla.
Ama kimse görmeden canını da alıp, mezara gömmüş.Anteriormente, a los muertos se les inhumaba, es decir, se les enterraba sin incinerar.
Konrad, Capua'yı alıp Guaimar'a Prens unvanı ile verdi.Conrado capture Capua y se la entregó a Guaimario IV con el título de príncipe.
Çift bir süre anlaşamadı ve Renée Bella'yı da alıp Phoenix, Arizona'ya taşındı.King lo atribuye a que se acababa de casar y de mudarse a Phoenix, Arizona.
Brom Eragon'u alıp kasabadan kaçarlar.Eso hace que Eragon deba huir con Brom a toda prisa de la ciudad.
Buffy, onu ekibine alıp yanında savaşmasına izin vermiştir.Luffy ordenó a su tripulación huir y dejar que el peleara a solas.
Bombshell kalıntının bir parçasını alıp uzaklaşır.Ellos son emboscados por Bombshell y deben retirarse.
Mürebbiye hemen Flora'yı oradan alıp evin emniyetine geri döner.La institutriz decide apresurarse hacia la casa ajunto a Flora para ponerse a salvo.
Gethi aktive etmesi halinde, Legion adını alıp gönüllü olarak takıma katılacaktır.Por escapar del orfanato, decide unirse a la milicia como voluntaria.
Alfonso onları sakinleştirmeye çalışır, ama onlar güya zehir alıp kendilerinden geçerler.Don Alfonso intenta calmarlos, pero entonces beben el "veneno" y se desmayan.
İlgili Sayfalar