alıp ile cümle

alıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İnkar edenlere gelince, onların dostları da tağuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürür.As for the faithless, their awliya are the fake deities, who drive them out of light into darkness.
Bir vakit İsrailoğullarından söz alıp: “Allah'tan başkasına ibadet etmeyin!(Remember) when We made a covenant with the Children of Israel, you shall worship none except Allah.
Fakat onların ekserisi ders alıp da iman etmezler.Yet most of them do not believe.
Hayatı veren ve hayatı alıp öldüren de O’dur.He revives and causes to die.
Onu alıp halkına getirdi. "Meryem, sen şaşılacak bir şey işledin!," dediler.She came to her nation, carrying him; and they said: 'O Mary, you have committed a monstrous thing.
İçinde, umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz diye apaçık ayetler indirdik.We have revealed clear verses in it so that perhaps you may take heed.
Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik.Strike your wife with it to fulfill your oath." We found him to be patient.
Hayatı veren ve hayatı alıp öldüren O’dur.He gives life and causes things to die.
Umulur ki öğüt alıp-düşünürler.So that people may take heed.
İşte bir oğlan" dedi. Yusuf'u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar.He let down his bucket into the well and he exclaimed, "Oh, what a lucky find, here is a boy!"
Alipurwestbengal. kgmAlipur
Bu, mevcut makro türlerinin listesidir... Bunları seçebilir, silebilir, alıp aktarabilirsiniz...This is a list of the current macro types... You can select, edit, delete, export and import them...
Daha önce kesilen ya da kopyalanan metni panodan alıp seçili hücrelere yapıştırırPastes previously cut or copied text from the clipboard into the selected cells
Ve sonra bir kalem alıp Mısır'ın bu evresinde ihtiyacı olan bir makine tasarladım.So I took a pen and designed a machine Egypt needs in this phase
Belediye Başkanı Vojko Obersnel, "Yat, birisinin satın alıp hurda olarak satmasından kurtarıldı."The yacht was rescued from a purchase of someone that would … sell it as scrap iron.
Ancak pek çok kişi, dini bir cemaatin BM'de sandalye alıp alamayacağını sorguluyor.Many however, question whether a religious community can obtain a seat in the UN.
Türk firmaları İran'dan ham petrol satın alıp karşılığında rafine edilmiş ürünler satıyorlar.Turkish companies are importing crude oil from Iran and selling refined products back in return.
Mürekkebi alıp parmak basıyorum." diye de ekledi.I take ink and a leave a fingerprint," she added.
Cumhurbaşkanı Eylül ayında Atanasiu'yu kızağa alıp Badalan'ı emekliliğe zorladı.In September, the president suspended Atanasiu and forced Badalan's retirement.
Bazıları, bunun toy yatırımcıları alıp satma konusunda yanlış yönlendirebileceği konusunda uyarıyor.Some warn that it might be misleading naïve investors to buy and sell.
Parayı alıp yok olacaklar."They will just take the money and vanish."
Faiz uygulamak yerine, bu uygulamayı satın alıp kârla satmak olarak görüyorlar.Instead of charging interest, they see the transaction as buying and selling at a profit.
Daha da kötüsü, avro üzerinden kredi alıp ona bir araba aldık.The worse thing is that we took a loan in euros and bought a car for her.
Bankadan 500 avro alıp kaybetti ve karısının bundan haberi yok."He took 500 euros from the bank and lost, and his wife doesn't know about it," she said.
Yetkililer bu bilgilere dayanarak kimin mali yardım alıp almayacağını belirleyecekler.The authorities will use this information to determine who will receive financial assistance.
AB'nin planı hukuki açıdan bünyesine alıp almayacağı ise belirsizliğini koruyor.Whether the EU will acquire the plan in legal terms is an unresolved issue.
Çokça turist bu müzeyi gezip Kozmonotlar Geçidi havasını alıp büyük bilgi sahibi olmaktadır.[3]The museum is a favourite of students worldwide and a primary tourist attraction of the city.[3]
Başlangıçta Ryumin'in fikri olup olmadığı veya Stalin'in onu buna alıp almadığı bilinmemektedir.It is not known whether it was originally Ryumin's idea, or whether Stalin put him up to it.
Kız ala kaçuu (кыз ала качуу), Kırgızcada "genç bir kadını alıp kaçmak" anlamına gelir.Kyz ala kachuu (Kyrgyz: кыз ала качуу) means "to take a young woman and run away".
Bir sürü sahneyi alıp anlamlı olması için birleştirmekten zevk aldım.I enjoyed getting a bunch of scenes and cutting it together so it makes sense.
Nora, Murphy'ye Electra'dan haber alıp almadığını sordu.Nora asks Murphy if he has heard from Electra.
KGB, Şerifov'u karaborsadan yasa dışı bir şekilde döviz alıp satarken yakaladı.The KGB caught Sharifov illegally buying and selling foreign currency on the black market.
Kendi kendine erişim sisteminde müşteriler yuvarlak tepsiler ve maşalar alıp ekmeklerini seçerler.In the self access system, customers take circular trays and tongs and select their breads.
Fikir, Mercury'nin söylediği mevcut şarkıları alıp Queen şarkıları olarak yeniden çalışmaktı.The idea was to take existing songs on which Mercury sang and rework them as Queen songs.
Sigara içen hayalet taksisini geri alıp sürmek istemektedir.Another ghost, a fat smoker, wants to get his taxi back and drive it.
Bir amicus brifingini dikkate alıp almama kararı mahkemenin takdirindedir.The decision on whether to consider an amicus brief lies within the discretion of the court.
Ordularını alıp, Truva'yı terk ederler.They took their vast armies and left Troy.
Râmnicu Vâlcea, Govora'yı alıp Bükreş'e doğru hareket ettiler.They took Râmnicu Vâlcea, Govora and moved toward Bucharest.
Bazı durumlarda Şah, şah çeken taşlardan birini alıp tek hamleyle diğerinin saldırısından kaçabilir.In some cases, the king can capture one checking piece and escape the other in a single move.
Her bölüm, Tim ve Fuzz'ın o bölüm için seçilen aracı alıp incelemesiyle başlar.Each episode begins with Tim and Fuzz picking up and reviewing the featured car.
Bankanın uzun bir aradan sonra onu neden yeniden işe alıp terfi ettirdiği ise bilinmemektedir.It is not known why the bank rehired and promoted him after a long absence.
Dünyada insanın çok fazla alıp veremeyeceği tek şey sevgidir.Die einzige Sache der Welt, von der man nie zu viel bekommen oder geben kann, ist Liebe.
Bazen alıp başımı uzaklara gidesim geliyor.Manchmal habe ich Fernweh.
Parktan herhangi bir şey alıp dışarı götürmek yasaktır.Es ist strengstens untersagt, Dinge aus dem Park mitzunehmen.
Çete üyeleri parayı da alıp kaçarlar.Die Frauen nehmen das Geld und fliehen.
Musa, karısı ve çocuklarını yanına alıp Mısır'a doğru yola çıktı.Musa nahm sich daraufhin ihrer an und zog sie an Kindes statt auf.
Satın alıp beslemek istiyorum.Wir wollen und kaufen.
Sovyet hükümeti bu yüzden bu toprakları alıp Ermenilere vermek istedi.Die DDR wollte und brauchte diese politischen Emigranten.
Makası alıp tırnaklarını kesmeye başlar.Daraufhin beginnt er, sich die Fingernägel zu schneiden.
Bir yamaç paraşütünü sırt çantası gibi alıp taşımak mümkündür.Sie konnte abgesessen auch wie ein Rucksack auf dem Rücken getragen werden.
Alıp götürdüler beni.Wir nahmen sie uns.
Sürüyü de alıp gitmiştir.Auch das Vieh kam um.
Kasaba Homer'la övünür, motosikletine Marge'ı alıp güneşin batışına giderler.Die Stadt feiert Homer, der mit Marge und Maggie in den Sonnenuntergang fährt.
Polis bunu haber alıp oraya gider.Die Geheimpolizei erfährt dies, und verfolgt sie.
Turnesol'ü alıp arabayla çıkarlar.Sie fliehen entsetzt und fahren mit dem Auto davon.
Bu sırada ihtiyar, elinde aşk kadehiyle gelir; Kerem kadehi alıp içer ve nihayet aşkına kavuşur.Da kommt die Mutter Gottes und bietet ihre Hilfe an – für ein Glas Wein, denn sie ist müde und durstig.
Ilkbaharda hayvan sahipleri gidip hayvanlarini teslim alip kendileri bakarlardi.Im Spätherbst treiben ihre Besitzer die Tiere zusammen und suchen die Schlachttiere heraus.
Bu durum tüm enerjisini emmiş ve yaratıcılığını alıp götürmüştür.Sie bekam damit eine Position, die sie mit all ihrer Kraft und Energie ausfüllte.
Sonra da altını alıp kaçmaya başlar.Der nimmt das Geld und verschwindet.
Markos'u alıp beraberinde getir.Dabei finden sie Marilyn und nehmen sie bei sich auf.
İlgili Sayfalar