alık ile cümle

alık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ama şunu bilmeyebilirsiniz oynamaktan alıkonulmuş kediler sosyal iletişime geçmekte başarısız olurlar.Но вам, может быть неизвестно, Что котята, лишенные игр, не умеют общаться с другими.
Ama şunu bilmeyebilirsiniz oynamaktan alıkonulmuş kediler sosyal iletişime geçmekte başarısız olurlar.Но това, което може би не знаете е, че котенцата, които не играят, не могат да общуват в социална среда.
Ama şunu bilmeyebilirsiniz oynamaktan alıkonulmuş kediler sosyal iletişime geçmekte başarısız olurlar.חתלתולים משתעשעים. טוב את זה כולנו יודעים. אבל מה שאולי לא ידעתם זה שחתלתולים שמונעים מהם את השעשוע
Ama şunu bilmeyebilirsiniz oynamaktan alıkonulmuş kediler sosyal iletişime geçmekte başarısız olurlar.لكن ما قد لا تعلمونه ، أن القطط التي تحرم من اللعب، لا تستطيع أن تتواصل اجتماعيا.
Ama şunu bilmeyebilirsiniz oynamaktan alıkonulmuş kediler sosyal iletişime geçmekte başarısız olurlar.不過你可能唔知, 貓仔唔玩, 就沒辦法同其他貓交際。
Ama şunu bilmeyebilirsiniz oynamaktan alıkonulmuş kediler sosyal iletişime geçmekte başarısız olurlar.遊びを制限された子猫は 社交性に欠けます 狩りはできても社会性がありません
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.A Amoreji utiskovali synov Dánových vytískajúc ich na vrchy lebo im nedali sísť do údolia.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Amorejci pa so spodili Danove sinove v gorovje in jih niso pustili, da bi šli doli v ravnino.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Amorilaiset tunkivat daanilaiset vuoristoon, sillä he eivät sallineet heidän laskeutua tasangolle.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Amoriterne trængte Daniterne op i Bjergene og lod dem ikke komme ned i Lavlandet;
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Amoriţii au dat înapoi în munte pe fiii lui Dan, şi nu i-au lăsat să se coboare în cîmpie.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Az Emoreusok pedig felszorították a Dán fiait a hegységbe, mert nem engedték meg, hogy lejõjjenek a völgybe.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Dân A-mô-rít dồn người Ðan ở trên núi , không cho họ xuống trũng .
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Dân A-mô-rít dồn người Ðan ở trên núi, không cho họ xuống trũng.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Gli Amorrei respinsero i figli di Dan sulle montagne e non li lasciarono scendere nella pianura
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.I ścisnęli Amorejczycy syny Danowe na górach, tak iż im nie dopuścili schodzić na dolinę.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.아모리 사람이 단 자손을 산지로 쫓아들이고 골짜기에 내려오기를 용납지 아니하고
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Les Amoréens repoussèrent dans la montagne les fils de Dan, et ne les laissèrent pas descendre dans la plaine.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Los amorreos contuvieron a los hijos de Dan en la región montañosa, y no permitieron que bajaran al valle
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Og amorittene trengte Dans barn op i fjellene; de lot dem ikke få komme ned i dalen.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Os amorreus impeliram os filhos de Dã até a região montanhosa; pois não lhes permitiram descer ao vale.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Ssužovali pak Amorejští syny Dan na horách, tak že nedali jim scházeti do údolí.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.И аморейците принудиха данците да се оттеглят в хълмистата страна, защото не ги оставиха да слизат в долината;
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.И стеснили Аморреи сынов Дановых в горах, ибо не давали им сходить на долину.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.וילחצו האמרי את בני דן ההרה כי לא נתנו לרדת לעמק׃
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.وحصر الاموريون بني دان في الجبل لانهم لم يدعوهم ينزلون الى الوادي.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.亞 摩 利 人 強 逼 但 人 住 在 山 地 、 不 容 他 們 下 到 平 原
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.亞摩利人 強逼 但 人住 在 山地 、 不 容 他 們下 到 平原
- ancak başkalarını onu yeniden yapmaktan alıkoyma hakkıydı. - Yani fikir şöyleydi:-Y por eso, obtienes una patente
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.Apoi se aude un bubuit, tună cu glasul Lui măreţ; şi nu mai opreşte fulgerul, de îndată ce răsună glasul Lui.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.Bůh silný hřímá hlasem svým předivně, činí veliké věci, a však nemůžeme rozuměti, jak.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.Después de él ruge el trueno; truena con su majestuosa voz. Cuando se oye su sonido, él no lo detiene
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.efter det brøler hans Røst, med Højhed brager hans Torden; han sparer ikke på Lyn, imedens hans Stemme høres.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.Isten az õ szavával csudálatosan mennydörög, és nagy dolgokat cselekszik, úgy hogy nem érthetjük.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.그 후에 음성을 발하시며 위엄의 울리는 음성을 내시고는 그 음성이 들릴 때에 번개 빛을 금치 아니하시느니라
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.Za bliskom rjove grom; On grmi z veličastnim glasom svojim in ne zadržuje bliskov, ko se čuje glas Njegov.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.Za ním reve hlas; hrmí hlasom svojej velebnosti a nezdŕža toho, keď sa čuje jeho hlas.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.Zij worden gevolgd door het onophoudelijke dreunen van de donder, de ontzagwekkende stem van Zijn majesteit.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.За ним гремит глас; гремит Он гласом величества Своего и неостанавливает его, когда голос Его услышан.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.След нея рече глас, Гърми с гласа на величието Си, И не ги възпира щом се чуе гласа Му.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.אחריו ישאג קול ירעם בקול גאונו ולא יעקבם כי ישמע קולו׃
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.بعد يزمجر صوت يرعد بصوت جلاله ولا يؤخرها اذ سمع صوته.
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.隨 後 人 聽 見 有 雷 聲 轟 轟 、 大 發 威 嚴 . 雷 電 接 連 不 斷
Ardından bir ses gümbürder, Görkemli sesiyle gürler. Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.隨後人 聽見 有 雷聲轟轟 、 大發 威嚴.雷電 接連不斷
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.A tény, hogy sikertelenség ért, még nem kellene, hogy megállítson téged a tudomány előrevitelében.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Continuaram a inventar. O facto é que temos falhanço, e isso não nos deve impedir de levar a ciência adiante.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Dat iets soms mislukt, moet je niet tegenhouden om verder te gaan met de wetenschap.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Det faktum at man fejler, det bør ikke afholde en fra at drive videnskaben fremad.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Det faktum att man misslyckades ska inte stoppa en från att driva forskningen framåt.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Die Tatsache, dass man scheitert, sollte uns nicht davon abhalten, die Wissenschaft voran zu bringen.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.El hecho de que fallen no debe detenernos en propiciar el avance de la ciencia.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Faptul că ai un eşec nu trebuie să te împiedice să faci în continuare ştiinţă.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.실패했다는 사실이 우리가 과학을 더 진보시키는 것을 가로막아서는 안 됩니다.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Le fait d'avoir échoué, ça ne devrait pas vous arrêter de pousser la science plus loin.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.L'esistenza del fallimento non dovrebbe frenarci dal mandare avanti la scienza.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Poniesienie porażki nie powinno cię powstrzymywać od dalszego przyczyniania się do rozwoju nauki.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Skutočnosť, že zaznamenáte neúspech, by vás nemala odradiť od posúvania hraníc vedy.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Sự thật rằng bạn đã thất bại không làm bạn chùn bước trước khát khao phát triển khoa học.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Το ότι έχεις αποτύχει, δεν θα έπρεπε να σε αποτρέπει από το να προωθείς την επιστήμη.
Başarısızlığa uğramış olman, seni bilimin sınırlarını zorlamaktan alıkoymamalı.Провали не повинні зупинити вас від просування науки вперед.
İlgili Sayfalar