alık ile cümle

alık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sağlığının az olması onu seyahatten alıkoydu.Poor health prohibited him from traveling.
Artık onu, içmekten alıkoymalıyız.We have to stop him from drinking any more.
Onun gitmekten alıkoyacağım.I will stop him from going.
Patronum beni 30 dakikadan daha fazla alıkoydu.My boss detained me more than 30 minutes.
Kar, treni seferden alıkoydu.The snow prevented the train from running.
Burkulmuş bir ayak bileği onu bir ay yürümekten alıkoydu.A sprained ankle disabled him from walking for a month.
Kalın sis, uçağı kalkıştan alıkoydu.The thick fog prevented the plane from taking off.
Onun ani hastalığı bizi seyahatten alıkoydu.His sudden illness deterred us from traveling.
Onun yarası onu iş için alıkoydu.His injury incapacitated him for work.
Hastalık, beni toplantıya katılmaktan alıkoydu.Illness kept me from attending the meeting.
Hastalık beni okula gelmekten alıkoydu.Illness prevented me from coming to school.
Beni çalışmaktan alıkoyma.Don't distract me from studying.
Annemin hastalığı, beni toplantıya katılmaktan alıkoydu.My mother's illness prevented me from attending the meeting.
Fırtına beni ayrılmaktan alıkoydu.The storm prevented me from leaving.
Hiç kimse beni oraya gitmekten alıkoyamaz.No one can stop me from going there.
Yarına kadar onu alıkoyamazsın.You can't put him off until tomorrow?
Ahlak anlayışının seni doğru olanı yapmaktan alıkoymasına asla izin verme.Never let your sense of morals prevent you from doing what is right.
O daha çok vaatlerle beni alıkoymaya çalıştı.He tried to put me off with more promises.
Onun içmekten alıkoyamazsın.You can't prevent him from drinking.
"Tom'u polise gitmekten nasıl alıkoyacaksın?" "Ona para teklif edeceğim.""How will you keep Tom from going to the police?" "I'll offer him money."
Tom'u yarın işe gitmekten alıkoyamazsın.You can't keep Tom from going to work tomorrow.
Kendime aynı soruyu sorup durmaktan alıkoyamıyorum.I can't stop asking myself that same question.
Beni okumaktan alıkoydu.It kept me from reading.
Beni alıkoyma.Don't make me stay.
Seni alıkoymama izin verme.Don't let me detain you.
İnsanları konuşmaktan alıkoyamazsın.You can't keep people from talking.
Beni bunu düşünmekten alıkoyamazsın.You can't stop me from thinking about it.
Tom beni büyük bir hata yapmaktan alıkoydu.Tom kept me from making a big mistake.
Tom'u gitmekten alıkoymanın bir yolu yok.There's no way to keep Tom from going.
Kendinizi esnemekten alıkoymak için en iyi yol nedir?What's the best way to keep yourself from yawning?
Tom, beni arzu ettiğim şeyi yapmaktan alıkoydu.Tom stopped me from doing what I wanted to do.
Tom, gülümsemekten kendini alıkoyamadı.Tom couldn't wipe the smile off his face.
Tom Mary'yi gitmekten alıkoymaya çalıştı.Tom tried to keep Mary from leaving.
Kendimi savunma duygum beni tamamen iyi uçaklardan atlamaktan alıkoyuyor.My sense of self preservation keeps me from jumping out of perfectly good airplanes.
Korku, seni çabalamaktan alıkoyan şeydir.Fear is what's keeping you from trying.
Onların Tom'u nerede alıkoyduğunu tahmin etmek mümkün değil.There's no telling where they're holding Tom.
O alıktır.He is scatterbrained.
İnanç, imkansızı denemenize izin verir. Ancak şüphe, sizi mümkün olandan bile alıkoyar.Faith lets you try the impossible. Doubt, however, deters you even from the possible.
Tom'u onu yapmaktan alıkoymaya çalıştım.I tried to keep Tom from doing that.
Gerçekten beni onu yapmaktan alıkoyabileceğini mi düşünüyorsun?Do you really think you can stop me from doing that?
Tom'u onu yapmaktan nasıl alıkoymayı planlıyorsun?How do you plan to keep Tom from doing that?
Tom ve ben kendimizi bunu yapmaktan alıkoyamadık.Tom and I couldn't stop ourselves from doing that.
Beni bunu yapmaktan alıkoyamazsın.You can't stop me from doing that.
Tom, Mary'yi onu yapmaktan alıkoyamaz.Tom won't stop Mary from doing that.
Kendime gülmekten alıkoyamadım kendimi.I couldn't help but laugh to myself.
Tom'u dün gelmekten alıkoyan neydi?What prevented Tom from coming yesterday?
Tom beni bundan alıkoyamayacak.Tom won't be able to keep me from doing that.
(Fuchs) İngiltere’den birçoğunun alıkoyulduğunu söylüyor.(Fuchs) says there is much being withheld from the British.
Big Show döndüğünde Kane, onu Ricardo Rodriguez'e karşı daha da vahşileşmekten alıkoydu.When Big Show returned, Kane prevented him from further brutalizing Ricardo Rodriguez.
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.I ask your forgiveness for what I have done and written.”
Nebukadnezar, ona: "Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.He said, "Why blame it on me?
Kraliyet ailesi, Prens Pavle dahil, yurt dışına kaçar ve Britanya tarafından Kenya'da alıkoyar.The royal family, including Prince Paul, escaped abroad and were interned by the British in Kenya.
Tim Stoen’un da Haziran 1977’de kaçmasının ardından Tapınak, John Stoen’u Jonestown’da alıkoydu.After Tim himself defected in June 1977, the Temple kept John Stoen in Jonestown.
“Hello, That’s Me!” filmi Alikhanian’ın biyografisinden yola çıkılarak çekilmiştir."Hello, That's Me!" film is based on Alikhanian's biography.
Trenle gelen 50 subay alıkonulur.50 officers were seized as they arrived by train.
A. Alikhanian 30 yıl boyunca müdürlüğünü yaptı.A. Alikhanian became its Director for the next 30 years.
Alıkoyma politikası Aralık 1975'e kadar sürdü ve bu süre içinde 1.981 kişi gözaltına alındı.Internment lasted until December 1975, with 1,981 people interned.
Bryan Cogman tarafından senaryolaştırıldı ve Alik Sakharov tarafından çekildi.The episode was written by Bryan Cogman, and directed by Alik Sakharov.
2015 senesinde Hamas'ın silahlı kanadının dört üyesi Mısır'ın Sina Yarımadasında alıkondu.In August 2015, four members of Hamas Armed wing were abducted in Sinai, Egypt.
Bir tekneye alıkondu.Abreast in a Boat.
İlgili Sayfalar