alışveriş ile cümle
alışveriş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.Și puteți vedea acolo fac cumpărături cu căștile pe cap.
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.Und dann sehen Sie auch wie sie mit ihren Helmen beim Einkaufen sind.
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.Và mọi người thấy đấy họ đang mua hàng với những chiêc mũ bảo hiểm trên đầu.
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.Και μπορείτε να δείτε εκεί όπου ψωνίζουν φορώντας τα κράνη τους.
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.В Дании можно увидеть людей, делающих покупки в шлемах.
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.Жителі Данії навіть за покупками ходять у шоломах.
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.Там можете да видите как хората пазаруват с каски. (Смях)
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.ואתם יכולים לראות שם שהם עושים קניות עם קסדה.
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.ويمكنكم ان ترون هنا كيف انهم يتسوقون بخوذهم
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.ヘルメットを着用しています (笑)
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.然後你睇 佢哋去行街都戴安全帽。
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıCred că răspunsul e schimbul, obiceiul de a schimba un lucru cu altul.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıDan saya pikir jawabannya adalah pertukaran. kebiasaan untuk bertukar satu benda untuk benda lain.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıEn ik denk dat het antwoord uitwisseling is, de gewoonte van het uitwisselen van een ding voor een ander.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıEu acho que a resposta é a troca, o hábito de trocar uma coisa por outra.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıIch denke, die Antwort heißt Austausch, die Gewohnheit, eine Sache für eine andere auszutauschen.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıJeg tror, svaret er udveksling, sædvanen med at bytte en ting for en anden.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıMyslím, že odpoveďou je výmenný obchod, zvyk vymieňať jednu vec za druhú.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıUważam, że tym procesem jest wymiana, zwyczaj wymiany jednej rzeczy za inną.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıVà tôi nghĩ câu trả lời là sự trao đổi, thói quen trao đổi cái này với cái khác.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıY creo que la respuesta es el intercambio, el hábito de intercambiar una cosa por otra.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıΝομίζω ότι η απάντηση είναι η ανταλλαγή, η συνήθεια της ανταλλαγής ενός πράγματος για ένα άλλο.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıИ мисля, че отговорът е обмяната, навика да се разменя едно нещо за друго.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıЯ думаю, что ответ — это обмен, привычка обменивать одну вещь на другую.
Veya elma ve muzun fiyatı iki alışveriş arasında değişti. -"아니면 사과와 바나나의 가격이 과일 시장을 갔던 두 번 사이에 두 과일의 가격이 바뀌었거나."
Veya elma ve muzun fiyatı iki alışveriş arasında değişti. -أو أنه فعلاً تغير سعر التفاح والموز بين الزيارتين للسوق
Washington'daki alışveriş merkezine... ...Dr.King'in konuşmasını duymak için... ... 250,000 kişi geldi.250,000 명의 사람들이 모였죠 워싱턴에 있는 쇼핑 몰에 킹 목사의 연설을 듣기 위해서 말이죠.
Washington'daki alışveriş merkezine... ...Dr.King'in konuşmasını duymak için... ... 250,000 kişi geldi.250,000 אנשים הופיעו ברחבה בוושינגטון לשמוע את דר. קינג נואם.
Washington'daki alışveriş merkezine... ...Dr.King'in konuşmasını duymak için... ... 250,000 kişi geldi.اجتمع 250،000 شخصا في المجمع التجاري في واشنطن للاستماع لخطاب الدكتور كنج.
Washington'daki alışveriş merkezine... ...Dr.King'in konuşmasını duymak için... ... 250,000 kişi geldi.ワシントンの通りを埋め尽くし キング師の演説に耳を傾けました 招待状が送られたわけではなく
Ya da alışveriş merkezinin üstündeki büyük, beyaz, kabarık olanı, banka soymaya giden아니면 쇼핑센터 저 위로 있는 크고 하얗고 푹신한 구름을 보며
Ya da alışveriş merkezinin üstündeki büyük, beyaz, kabarık olanı, banka soymaya gidenOf zien dat die dikke, witte, pafferige, daar boven het winkelcentrum
Ya da alışveriş merkezinin üstündeki büyük, beyaz, kabarık olanı, banka soymaya gidenOu, à la vue de ce grand nuage blanc et moelleux au dessus du centre commercial, se dire : "On dirait
Ya da alışveriş merkezinin üstündeki büyük, beyaz, kabarık olanı, banka soymaya gidenזה שני חתולים רוקדים סלסה!" (צחוק) (מחיאות כפיים) או לראות את הענן הגדול, הלבן הנפוח שם למעלה
Ya da alışveriş merkezinin üstündeki büyük, beyaz, kabarık olanı, banka soymaya gidenأو رؤية تلك السحابة الكبيرة المنتفخة بأعلى هناك فوق مركز التسوق تبدو كأنها
Ya da alışveriş merkezinin üstündeki büyük, beyaz, kabarık olanı, banka soymaya giden白くてふわふわの雲は 銀行を襲おうとしている雪男に見えます
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.Also verdienen wir es genauso, ein Teil des Ideenaustausches zu sein, wie alle anderen.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.Aşadar, merităm tot la fel de mult să fim parte a schimbului de idei ca toţi ceilalţi.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.Donc on mérite autant de partager des idées que les autres.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.Entonces, nosotros merecemos tanto como cualquiera ser parte del intercambio de ideas.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.생각을 공유하는 데 일원이 될 수 있다고 생각해요.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.Noi meritiamo di fare parte di questo scambio di idee come tutti gli altri.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.Tak samo zasługujemy na to, żeby być częścią wymiany myśli jak wszyscy inni.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.Úgyhogy mi is megérdemeljük, hogy részt vegyünk az ötletcserélésben.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.Поэтому мы должны быть частью обмена идеями, как и все остальные.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.Така, че заслужаваме да сме част от обмяната на идеи, колкото и всички други.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.כך שמגיע לנו להיות חלק מחילופי הרעיונות כמו כל אחד אחר.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.ونستحق بنفس القدر مثل الجميع أن نشارك في تبادل الأفكار
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.私はとっても嬉しいんです、こういうことができて
Yani, Starbucks'da sırada beklerken herhangi bir günde Starbucks'daki alışverişlerin yüzde 30'u아시다시피, 여러분이 스타벅스에 줄 서 있을 때, 어떤 날이든 스타벅스에서 30퍼센트의 거래는
Yani, Starbucks'da sırada beklerken herhangi bir günde Starbucks'daki alışverişlerin yüzde 30'uאתם יודעים , כשאתם עומדים בתור בסטארבאקס. 30 אחוז של העיסקאות בסטארבאקס בכל יום
Yani, Starbucks'da sırada beklerken herhangi bir günde Starbucks'daki alışverişlerin yüzde 30'uوعندما تقف في طابور مقهى ستاربكس ستجد أن نسبة العمليات في اليوم الواحد
Yani, Starbucks'da sırada beklerken herhangi bir günde Starbucks'daki alışverişlerin yüzde 30'uスターバックスでの支払いの30%は 実際はスター・ポイントが使われています
Yani tüketiciler, ve ben burda yalnız Safeway'den alışveriş eden insanları kastetmiyorum,A więc klienci to już nie są tylko ludzie kupujący w Safeway'u
Yani tüketiciler, ve ben burda yalnız Safeway'den alışveriş eden insanları kastetmiyorum,Consumatorii, si nu ma refer doar la cei care cumpara cate ceva de la Safeway
Yani tüketiciler, ve ben burda yalnız Safeway'den alışveriş eden insanları kastetmiyorum,Donc les consommateurs, et pas seulement ceux qui achètent des choses à Safeway,
Yani tüketiciler, ve ben burda yalnız Safeway'den alışveriş eden insanları kastetmiyorum,제가 논하고자 하는 '소비자'들은 바겐세일을 쫓아다니는 소비자들이 아니라
Yani tüketiciler, ve ben burda yalnız Safeway'den alışveriş eden insanları kastetmiyorum,Và những khách hàng, không chỉ là những người mua hàng ở Safeway,
Yani tüketiciler, ve ben burda yalnız Safeway'den alışveriş eden insanları kastetmiyorum,אז צרכנים, ואני לא מתכוון רק למי שקונה בסופרמרקט,
Yani tüketiciler, ve ben burda yalnız Safeway'den alışveriş eden insanları kastetmiyorum,إذاً فالمستهلكون، ولا أعني فقط الناس الذين يشترون الأغراض في متجر سيف واي،