alışveriş ile cümle
alışveriş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Alışverişe bayılır.She also enjoys shopping.
Nizami Caddesi, kentin en önemli alışveriş caddesidir.Linden Boulevard is the major shopping street.
Alışveriş, rekombinasyonun gerçekleşmesiyle dengenin sağlandığı ana kadar devam eder.The treatment is efficacious until he ignores advice on the dose.
Alışveriş karşılıklı etkileşime, cömertlik ise nakde dönüştü.It turned transactions into interactions, and generosity into a currency.
Plastik alışveriş torbalarından yapılmış "efemine" şapkama rağmen elimi sıktılar.In spite of my "girly man" hat, crocheted from plastic shopping bags, they shook my hand. (Laughter)
Sanatla ilgili mi, konut konusunda mı yoksa alışveriş konusunda mı?Whether it's arts, whether it's housing, whether it's what amount of shopping?
Nasıl alışveriş yapıyorsunuz?How do you buy?
Işin köküne iniyorlar ve yaptıkları her alişverişten tam verim almak için her yola başvuruyorlar.And they're looking for ways to extract value out of every purchase that they make.
Yani biz de diğer insanlar kadar bu fikir alışverişinin parçası olmayı hak ediyoruz.So, we deserve just as much to be part of the exchange of ideas as everybody else.
Alışverişe çıkarlar, her türlü şey için.They go shopping for all sorts of things.
Çocuklarıyla alışveriş yapan insanları mı tutuklayacaklardı?Arrest the shoppers, with kids?
Çocuklar uyuşturucu alıyor, alışveriş merkezlerinde aylak aylak geziyorlar. Neden?Every kid shooting up drugs, hanging out in malls.
Şimdi diğer pazar alışverişi için aynı şeyi yapalım.Now let's do the same thing for the other time we went to the market.
Bu otel konferans salonu internet alışverişi ile ilgili bir grup görüşmesi için hazırlandı.This hotel conference suite has been prepared for a focus group discussion on internet shopping.
Biliyormusunuz bilmiyorum ama, bakteriler aslında DNA alışverişi yapabilirler.I don't know if you know this, but bacteria can actually exchange DNA.
Hayatının son alışverişini başkaları yapıyor.The last shopping of your life is done by others.
Ve burada gördüğünüz gibi kasklarıyla alışveriş yapıyorlar.And you can see there they're shopping with their helmets.
Neyse ki, önceki başkan gibi bize "alışverişe çıkmamızı" söylemedi.He did not, happily, follow in the footsteps of his predecessor, and tell us to just go shopping.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.So stop worrying and keep shopping.
İngiltere'ye yapılan bir iş gezisinde,Godtfred büyük bir alısveris merkezinin müdürüyle tanıstı.On a business trip to England, Godtfred met the head of a big shopping center on his way home.
Isı alışverişi daha anlaşılır olmuştur sizin için.I think that's fairly intuitive.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıAnd I think the answer is exchange, the habit of exchanging one thing for another.
İçinde alışveriş olmayan kültürler olabilir.You can have culture without exchange.
Fakat aralarında hiçbir fikir alışverişi olmaz.There's no exchange of ideas between them.
Acaba neden fikir alışverişi hayat standartını yükseltir?And why does exchange raise living standards?
Topluluklar arası alışveriş yüz binlerce yıl öncesine uzanıyor.Exchange between groups has been going on for a hundred thousand years.
Bu da insan topluluklarının aralarında alışveriş yaptıklarının kanıtıdır.And that's evidence that people have started exchanging between groups.
Peki bu uzun mesafeli hareketlerin bir göç değil de alışverişi gösterdiğini nereden biliyoruz?How do you know that long-distance movement means trade rather than migration?
Böylece uzun mesefaler dolaşan araçların bir göç sonucu değil alışveriş sonucu olduğunu anlıyoruz.So long-distance movement of tools is a sign of trade, not migration.
Evet? - Alışverişe gitmek istiyorum.I want to go shopping.
Alışverişten sevgili bulmaya, devrimlere kadar her şeyi değiştiren birtakım protokoller bütünü.It's a set of protocols that has changed everything from shopping to dating to revolutions.
Ve "Alışveriş hastası aldatan kadın kredi sahtekârlığından sonra arsenik yuttu" yazdılar.And they wrote "Shopaholic Adulteress Swallows Arsenic After Credit Fraud."
Yemek, temizlik, alışveriş, inşaat yapıyor olacaklar.They'll be cooking, cleaning, buying things, shopping, building.
Ne alışveriş ama!What a deal!
Hayır, Wood, aslına bakarsan alışverişteydim.No, Wood, actually I was at Von's.
Ben her zaman haftalık alışverişimi sirk palyaçosu şeklinde yaparım.I always do our weekly grocery shopping dressed as a circus clown.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.We would cover our books in grocery bags so it would seem we were just out shopping.
Rondoron'un yüzde yüz başarıyla 553 alışveriş gerçekleştirdiğini görebiliyorum.I can see that Rondoron has completed 553 trades with a 100 percent success rate.
Gösteriden çok, bir müzeyi andıran bir alışveriş merkezi ya da bir yüzme havuzu yaratmak.Create a shopping center, a swimming place that is more like a museum than like entertainment.
Alışveriş mi yapıyorsun?Are you shopping?
Alışveriş merkezine gidip Noel Baba'dan penis isteyeceğim. (sunucu ve seyirciler güler)I'm gonna go to the mall and ask Santa for a penis (host and audience laugh)
Alışveriş.) David McCandless:Shopping.) DM:
Yani tüketiciler, ve ben burda yalnız Safeway'den alışveriş eden insanları kastetmiyorum,So consumers, and I don't just mean people who buy stuff at the Safeway;
Burada olma sebebiniz ve yaptığımız bilgi alışverişine değer verme sebebiniz bu.That's why you're here and why you value the information we exchange.
Sadece arz-talep ve sizden alışveriş yapan hedef kitleniz olması gerekiyordu.You just needed to have a supply and demand and this audience who bought into you.
Online alışveriş için wherethebearsare.tv adresine hemen şimdi girin ve bugün bir DVD sipariş edin!Go to our online store at wherethebearsare.tv right now and order your DVD today!
Bu da insanları kendi alışveriş yaptıkları mağazaya gidip bu soruyu sormalarına neden oluyor.And what this does is it leads people to walk into their stores asking this question.
Burada, Sandvika alışveriş merkezinde konserin var.You are going to have a concert here at Sandvika Shopping Mall.
Fakat bu Gauguin'e bir alışverişin parçası olarak hediye edilecek bir resimdi.But this was a painting that was destined as a gift to Gauguin as part of an exchange.
Bazı zamanlar, alışveriş merkezlerinde falan tanındığım oluyor.Occasionally I still get recognized at the mall or whatever.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Think about going shopping and think about the possibilities of a compassionate consumerism.
Oh şef, sabah alışverişine mi gittiniz?Oh Chef, did you go to the morning market?
Santee Alley'deki insanlar Gucci'den alışveriş etmiyor.The people on Santee Alley are not the ones who shop at Gucci.
Tek yapmanız gereken alışveriş listesini basıp markete gitmek.Have a smell of that Mr. Cameraman.
İngiltere'de büyük bir mağazadan alışveriş yaptığına dair söylentiler var.Saying you went shopping in Britain or didn't.
Alışveriş yapmayın.But also, don't shop.
Bu ve bunun gibi binlerce şekilde, alışveriş hırsızlığı beni özgürleşmiş ve güçlü hissettiriyor.These and a thousand other ways shoplifting makes me feel liberated and empowered.
Alışveriş hırsızlığı değişim ekonomisinin reddidir.Shoplifting is a refusal of the exchange economy.
İnternette alışveriş merkezi işletmeye ne dersin?What about running an internet shopping mall?
Yarın alışverişe gideceğiz ve biraz...Tomorrow we're gonna go shopping and try to find some...