alışkı ile cümle

alışkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ve bizler kendi hayal gücümüzün, içsel dünyamızın manzaralarına alışkınız.And we are familiar with the landscapes of our own imagination, our inscapes.
Ben bunu ya da bunu karmaşık sayı olarak kabul etmeye alışkın değilim.Yeah, you know, I- I'm not used to this, or this is actually being complex numbers.
Fonksiyonlarla böyle işlem yapmaya alışkınsınız.You're used to dealing with functions right there.
Kimsenin koruması olmadan yaşamaya alışkınım.I'm used to not having anyone protect me.
Sadece bu hikayeye alışkınım, o kadar.I'm just so used to that story.
Bunu görmeye alışkın olabilirsiniz. .So you're used to seeing it in kind of the traditional class environment.
Bilinmeyen, alışkın olduğumuzdan daha tehlikerli olarak algılanır.The unknown is perceived to be riskier than the familiar.
Arnavutlar tatillerde çok para harcamaya alışkın değiller.Albanians are not used to spending much money on their vacations.
Birçok Müslüman müzik dinlemeye çok alışkındır.Many Muslims are very familiar to listening to music.
Yabancılar için, Rus ortamına alışkın olanlar için bile neredeyse imkansız.For foreigners, it is next to impossible, even those used to a Russian environment.
Bu kültürle büyümüş şehirli çocuklar uygulamaya alışkındır.The children, having been raised in the city and its culture, are used to the practice.
Bazı insanlar yatmadan önce bir gece içkisi veya bitki çayı içmeye alışkındır.Some people are accustomed to drinking a nightcap or herbal tea at bedtime.
Buradaki insanlar soğuğa alışkındır.Die Leute hier sind die Kälte gewohnt.
Karar vermeye alışkın değilim.Ich bin es nicht gewohnt, Entscheidungen zu treffen.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Würde Sam doch gewohnheitsmäßig rauchen!
Biz millet olarak bir kadından emir almaya alışkın değiliz.Nicht in allen Diözesen werden Frauen ordiniert.
Mary genelde alay edilmeye alışkın değildir.Mary n'a pas l'habitude qu'on se moque d'elle en public.
Erken kalkmaya alışkınım.J'ai l'habitude de me lever tôt.
Çok çalışmaya alışkındır.Il est habitué au travail pénible.
Bu balıklar yüksek basınç ve ışık varlığında yaşamaya alışkındırlar.Ces poissons sont habitués aux hautes pressions et à la présence de lumière.
Toplum içinde konuşmaya alışkın değilim.No estoy acostumbrado a hablar en público.
Gülünmeye alışkınım.Estoy acostumbrado a que se rían de mí.
Buradaki insanlar çok çekici giysiler kullanmaya alışkındır.La gente de aquí acostumbra a usar ropa muy atractiva.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.¡Juan, fuma habitualmente!
"Hrvoje Cale: "Baskı altında oynamaya alışkınım"".«Borja Herrera: "Estoy preparado para jugar en la UD"».
Ben gece geç saatlere kadar kalmaya alışkınım.Sono abituato a restare in piedi fino alle ore piccole.
Gece geç saatlere kadar uyumamaya alışkınım.Sono abituato a non dormire fino a tarda notte.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Vorrei che Sam fumasse abitualmente.
Biz millet olarak bir kadından emir almaya alışkın değiliz.Esso non ha mai approvato l'ordinazione delle donne come ministri.
Çok çalışmaya alışkınım.Я привык тяжело работать.
O, herkesin önünde konuşmaya alışkındır.Он привык говорить публично.
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkın değilim.Я не привык ходить на дальние расстояния.
Anlamıyorum ve anlamamaya alışkın değilim. Lütfen onu bir kez daha açıkla.Я не понимаю, а не понимать я не привык. Пожалуйста, объясни ещё раз.
Soğuk havaya alışkınım.Я привычен к холоду.
Biz buna alışkın değiliz.Мы к этому не привыкли.
Biz millet olarak bir kadından emir almaya alışkın değiliz.Муж не имел права распоряжаться личным состоянием женщины.
Biz millet olarak bir kadından emir almaya alışkın değiliz.ولم يذكر مطلقًا أن يخضع الرجال لسلطة النساء.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Que Sam fume regularmente!
Biz millet olarak bir kadından emir almaya alışkın değiliz.De orde werd niet aan dames toegekend.
O, iş mektubu yazmaya alışkındı.Zij was gewend zakenbrieven te schrijven.
Bu şekilde çalışmaya alışkın değilim.Ik ben niet gewend aan dit soort werk.
Ben karda araba sürmeye alışkın değilim.Nie jestem przyzywczajony do jazdy samochodem w śniegu.
Ben hâlâ buradaki yemeğe alışkın değilim.Jeszcze nie przyzwyczaiłem się do tutejszego jedzenia.
Tom'un bana her zaman bağırmasına alışkınım.Jestem przyzwyczajony do tego, że Tom ciągle na mnie krzyczy.
Ben hâlâ bir kask giymeye alışkın değilim.W dalszym ciągu nie jestem przyzwyczajony do noszenia kasku.
Ben beni sevmeyen insanlara oldukça alışkınım.Jestem w miarę przyzwyczajony do osób, które nie darzą mnie sympatią.
Benimle aynı fikirde olmayan insanlara alışkınım.Przyzwyczaiłem się do osób, które się ze mną nie zgadzają.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Han har för vana att röka svamp-cigarrer.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Має погану звичку курити.
Biz millet olarak bir kadından emir almaya alışkın değiliz.Чоловік не мав права розпоряджатися особистим майном жінки.
Ben buna alışkınım.Я звик до цього.
Ben bağrılmaya alışkın değilim.Я не звик, щоб на мене кричали.
Kültür şoku, kişinin alışkın olduğu kültürel ortamdan farklı bir ortama girdiğinde yaşayabileceği durumdur.Po probuzení jej čeká kulturní šok, než si zvykne na úplně odlišné prostředí.
Biz millet olarak bir kadından emir almaya alışkın değiliz.Himbští muži si nemohou vzít ženu z jiného národa.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Jerez luat obiceiul fumatului de tutun.
Toplum içinde konuşmaya alışkın değilim.Nu sunt obișnuit să vorbesc în public.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.A füstjét ugyanúgy fogyasztják, mint a cigarettáét.
Ben gece geç saatlere kadar kalmaya alışkınım.Szokásom, hogy este sokáig fönn maradok.
Biz millet olarak bir kadından emir almaya alışkın değiliz.Naisesta mieheksi korjanneille ei ole rajoituksia.
Ben zaten tatami üstünde oturmaya alışkınım.Olen jo tottunut istumaan tatamilla.

İlgili Sayfalar