alışkı ile cümle
alışkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
O, dağ tırmanıcılığına alışkındır.He's used to mountain climbing.
Kız geç saatlere kadar yatmamaya alışkındı.The girl was used to staying up late.
O, oturmaya alışkındır.She is used to sitting.
Yeğenim geç saatlere kadar yatmamaya alışkındı.My nephew was accustomed to staying up late.
Ken Takakura yeni işine alışkın değildi.Ken Takakura wasn't used to his new job.
Yalnız yemeğe alışkınım.I'm used to eating alone.
Ebeveynlerim tarafından ihmal edilmeye alışkınım.I'm used to being ignored by my parents.
Çadırda yatmaya alışkınım.I'm used to sleeping in a tent.
Gece geç saatlere kadar kalmaya alışkınım.I am used to staying up late at night.
Bay Kaifu herkesin içinde konuşmalar yapmaya alışkındır.Mr. Kaifu is used to making speeches in public.
Ben böyle davranılmaya alışkın değilim.I'm not used to be treated like that.
Onun sıkı bir bütçeyle yaşamaya alışkın olmadığı açıktır.It's obvious that he's not used to living on a tight budget.
Domuz gibi yemeye alışkındım.I was used to eating like a pig.
O bir çadırda uyumaya alışkındır.He is used to sleeping in a tent.
Biz bir çadırda uyumaya alışkınız.We are used to sleeping in a tent.
Onlar bir çadırda uyumaya alışkın.They are used to sleeping in a tent.
Bir treylerde yaşamaya alışkın olduğunuzu düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
O istediğini almaya alışkındır.He's used to getting what he wants.
Erken yatmaya alışkınım.I'm used to going to bed early.
Buna alışkın değilim, bu yüzden biraz zor.I'm not used to it, so it's a little tough.
Buna alışkın değilim.I'm not used to this.
Böyle tedaviye alışkın değilim.I'm not used to treatment like that.
Tom yalnız olmaya alışkın birine benziyor.Tom looks like someone who's used to being alone.
Tom şehir hayatına alışkın değil.Tom isn't accustomed to city life.
Tom şehirde yaşamaya alışkın değil.Tom isn't used to living in the city.
Tom gibi insanlarla uğraşmaya alışkın değilim.I'm not used to dealing with people like Tom.
Boston'da yaşamaya hâlâ alışkın değilm.I'm still not used to living in Boston.
Bu tür yemeğe alışkın değilim.I'm not used to this kind of food.
Herkesin içinde konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to talking in public.
Henüz buna hâlâ alışkın değilim.I'm still not used to it yet.
Ben gözardı edilmeye alışkınım.I'm used to being ignored.
Ben yorgun olmaya alışkınım.I'm used to being tired.
Karanlığa alışkınım.I'm used to the dark.
Ona alışkın değilim.I'm not used to it.
Ben buna alışkınım.I'm used to that.
Kültür onun alışkın olduğundan tamamen farklıydı.The culture was completely different from the one she was used to.
Bu tür zor işe alışkın değilim.I'm not used to this kind of hard work.
Bu soğuk havaya alışkınım.I'm used to this cold weather.
Senin aksine, ben hatalarımı kabul etmeye alışkınım.Unlike yourself, I'm used to acknowledging my mistakes.
O, o tür duruma alışkındır.He is used to that type of situation.
Tom herkesin önünde konuşmaya alışkındır.Tom is used to speaking in public.
O seyahat etmeye alışkın.He's used to traveling.
Bu tür soğuğa alışkınım.I'm used to this kind of cold.
Bu tür sıcaklığa alışkınım.I'm used to this kind of heat.
Bu tür soğuğa alışkın değilim.I'm not used to this kind of cold.
Bu tür sıcaklığa alışkın değilim.I'm not used to this kind of heat.
Bu kadar büyük bir kamyonu sürmeye alışkın değilim.I'm not used to driving a truck this large.
Bu tür trafikte araba sürmeye alışkın değilim.I'm not used to driving in this kind of traffic.
Tom istediğini almaya alışkındır.Tom is used to getting what he wants.
İnsanların yöntemlerimi sorgulamasına alışkın değilim.I'm not used to having people question my methods.
İnsanların kararlarımı sorgulamasına alışkın değilim.I'm not used to having people question my decisions.
Tom çocuklarla konuşmaya alışkın.Tom is used to talking to children.
Tom yabancılarla konuşmaya alışkın.Tom is used to talking to strangers.
Tom herkesin önünde konuşmaya alışkın değil.Tom isn't used to speaking in public.
Tom geç saatlere kadar yatmamaya alışkın.Tom is used to staying up late.
Tom bütün gece yatmamaya alışkındır.Tom is used to staying up all night.
Tom oturmaya alışkın.Tom is used to sitting.
Beklemeye alışkınız.We're used to waiting.
Biz buna alışkınız.We're used to that.
Geç saatlere kadar yatmamaya alışkınız.We're used to staying up late.