alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary ile geçen hafta sonu alışveriş gitti.Tom went shopping with Mary last weekend.
Tom bana Mary ile alışverişe gitmediğini söyledi.Tom told me that he had not gone shopping with Mary.
Tom Mary ile çalışmaya alışkındı.Tom got used to working with Mary.
Tom Mary'ye alışverişe gitmeyi isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary whether she'd like to go shopping.
Tom Mary'ye öğleden sonra alışverişe gitmek isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary whether she'd like to go shopping in the afternoon.
Tom Mary'ye alışverişe genellikle nereye gittiğini sordu.Tom asked Mary where she usually went shopping.
Geç saatlere kadar çalışmaya alıştık.We got used to late-hour work.
Ben geç saatlere kadar kalmaya alışkınım.I'm used to staying up late.
Ben onunla alışverişe gitmeyeceğimi ona açıkça söyledim.I have told him clearly that I'm not going shopping with him.
Tom'un gözleri henüz karanlığa alışmamıştı, bu yüzden o bir şey göremedi.Tom's eyes weren't yet accustomed to the dark, so he couldn't see a thing.
Tom ailesiyle birlikte alışverişe çıktı.Tom went shopping with his family.
Tom yalnız başına olmaya alışkındı.Tom was accustomed to being on his own.
Tom gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre bekledi.Tom waited a while to let his eyes adjust to the darkness.
Tom motorsiklete binmeye alışkın değildir.Tom isn't used to riding a motorcycle.
Tom sol direksiyonlu araba sürmeye alışkın değildir.Tom isn't used to driving a left-hand drive car.
Tom hızlı kararlar vermeye alışkındır.Tom is used to making quick decisions.
Tom'un tırnaklarını ısırma alışkanlığı vardır.Tom has the habit of biting his nails.
Tom'un sonuçlara atlamayla ilgili kötü bir alışkanlığı vardır.Tom has the bad habit of jumping to conclusions.
Tom gürültüyü görmezden gelmeye alıştı.Tom got used to ignoring the noise.
Tom bit pazarında birkaç iyi alışveriş buldu.Tom found a few good deals at the flea market.
Tom alışkın olduğu şekilde daha fazla yaşamayı göze alamaz.Tom can no longer afford to live in the style he is accustomed to.
Peruk takmaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to wearing a wig.
Burada yaşamaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to living here.
Kültür alışverişlerinin önemli olduğunu düşünüyorum.I think that cultural exchanges are important.
Ben iklime alışığım.I am accustomed to the climate.
Senin böyle bir şey yapman alışılmadık bir durum.It's unusual for you to do something like that.
Tom gıda alışverişine gitti.Tom went food shopping.
Tom Japon yiyecekleri yemeğe alışkın değildi.Tom was not used to eating Japanese food.
Tom bu öğleden sonra alışverişe gideceğini düşünüyor.Tom thinks he'll go shopping this afternoon.
Online alışveriş ve rezervasyonun büyümesi tüketiciler için hayatı oldukça iyileştirdi.The growth of online shopping and booking has greatly improved life for the consumers.
Acele etme, alışveriş için tüm öğleden sonramız var.Don't hurry, we have the whole afternoon to shop.
Günlük yazmak iyi bir alışkanlıktır.Writing in a diary is a good habit.
Tom, annesi için alışveriş sepetini itti.Tom pushed the shopping cart for his mother.
Tom çoğunlukla tek başına alışverişe gider.Tom often goes shopping alone.
Biz alışveriş merkezine gittiğimizde güneşli bir gündü.It was a sunny day when we went to the mall.
Arabayla kente gidip alışverişe gittim.I drove to town and went shopping.
Annem alışveriş yapıyor.My mother is doing the shopping.
Tom'un yapacak biraz alışverişi var.Tom has some shopping to do.
Tom şimdi alışverişe gitmek zorunda.Tom has to go shopping now.
Onun yere tükürme alışkanlığı vardır.He has the habit of spitting on the ground.
Yıllar ona yalnızca kötü alışkanlıklar kazandırdı.The years have only given him bad habits.
Bu kötü alışkanlıktan kurtulmalısın.You should kick that bad habit.
Senin o kötü alışkanlıktan kurtulman gerekir.You should get rid of that bad habit.
Catherine alışveriş merkezine gitmek istedi.Catherine wanted to go to the shopping center.
Yurtta yaşamaya alıştın mı?Have you gotten used to living in the dorm?
Ben biraz alışveriş yapmak için süpermarkete gidiyorum.I'm going to the supermarket to do some shopping.
Evlilik hayatına alışmak uzun zaman alır.It takes a lot of time getting used to married life.
Birbirlerine alışmaları biraz zaman aldı.It took them some time to get used to each other.
Birbirlerine alışmak biraz zamanlarını aldı.It took them some time to get used to one another.
Bütün alıştırmaları yarım saatten kısa bir sürede çözdüm.I solved every exercise in less than half an hour.
Ben alışılmadık bir yere aşık oldum.I fell in love in an unlikely place.
Kendim için yemek pişirme alışkanlığım var.I've got the habit to cook for myself.
Tüm galaksilerin aniden ortadan kaybolması alışılmadık değil.It's not unusual that entire galaxies disappear all of the sudden.
Bu alışveriş merkezinde alışveriş etmeyi seviyorum.I love shopping in this mall.
O, dağlara tırmanmaya alışkındır.He's used to climbing mountains.
O, dağ tırmanıcılığına alışkındır.He's used to mountain climbing.
O yemek yerken gazete okuma alışkanlığında.He is in the habit of reading the newspaper while eating.
O, yemekler sırasında gazete okumaya alışmış.He is in the habit of reading the newspaper during meals.
Onun yemeklerde gazete okuma alışkanlığı vardır.He has the habit of reading the newspaper during meals.
O yemek süresince gazete okuma alışkanlığına sahiptir.He has the habit of reading the newspaper during meals.

İlgili Sayfalar