alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Aklını bir kenara koy ve alışverişe git.Put away your brain and go shopping.
Sabah 6.00'da kalkmak ilk başta zordu, ama şimdi buna alıştım.Getting up at 6 a.m. was hard at first, but now I'm used to it.
Kötük alışkanlık edinmek kolaydır.It's easy to pick up bad habits.
Sigara içmek bir alışkanlık değil ama bir bağımlılıktır.Smoking is no habit but an addiction.
Kız kardeşim alışveriş gezisine birlikte geldi.My sister came along on the shopping trip.
Sen alıştırma yapmak için zamanı nasıl bulursun?How do you find the time to exercise?
Alışılmadık sıcak hava, elma hasadı için sorunlara yol açtı.Unusually warm weather caused problems for the apple harvest.
Alışveriş listesi bir galon süt içeriyordu.The shopping list included a gallon of milk.
Alışverişe gitmeden önce her zaman ihtiyaçlarımı listelerim.I always list what I need before I go shopping.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.Mom remained in the car while Dad shopped.
Bu yaşam tarzına alışkınım.I am accustoming to this life style.
Onlar bizim geleneklerimize henüz alışkın değil.They are not used to our customs yet.
Onlar bizim törelerimize henüz alışkın değil.They are not used to our customs yet.
Alışveriş çantam kırıldı.My shopping bag broke.
Ne zaman yatmaya alışkınsın?What time are you used to going to bed?
Saat kaçta yatmaya alışkınsın?What time are you used to going to bed?
Nerede biraz alışveriş yapabilirim?Where can I do some shopping?
O böyle durumlara alışkındır.He is used to such situations.
Her sabah alışverişe çıkarım.I go shopping every morning.
Ona alışacaksın.You'll get used to it.
Cumartesi günleri asla alışverişe gitmem.I never go shopping on Saturdays.
Kız kendine söyleneni görmezden gelerek annesiyle alışverişe gideceğini söyledi.The girl said she was going shopping with her mother, ignoring what she was told.
Babamın kahvaltıdan önce gazete okuma alışkanlığı var.My father has a habit of reading the newspaper before breakfast.
Çevrede alışveriş onun için bir yük haline gelmiştir.Shopping around has become a burden to him.
Onun, kalemini çiğneme gibi kötü alışkanlığı vardır.He has the bad habit of chewing his pencil.
Öğretmen alıştırmaları neden yapmadığımızı öğrenmek istedi.The teacher wanted to know why we hadn't done the exercises.
Ben şehir merkezinde alışveriş yapıyordum.I was doing some shopping downtown.
O, annesi ile birlikte alışverişe gitmeye niyetlendi fakat annesi meşguldü.She intended to go shopping with her mother, but her mother was busy.
O, alışverişe gitmeyi düşündü.She intended to go shopping.
O, geçen Pazartesi onunla birlikte alışverişe gitti.She went shopping with him last Monday.
Günde bir sigara içmek iyi bir alışkanlıktır.Smoking one cigarette a day is a good habit.
O, çocuklarının para ile alışveriş etmelerine yardım ederek çok zaman harcar.She spends a lot of time helping her children learn to deal with money.
Maria ve Natalia alışverişe giderler. Kendileri için bir şeyler alırlar.Maria and Natalia go shopping. They buy something for themselves.
O mağazada alışverişe gitmeyi seviyorum.I like to go shopping in that store.
Sen alışkanlıklarından vazgeçemeyen birimisin?Are you a creature of habit?
Tırnaklarını yemek kötü bir alışkanlıktır.Biting your fingernails is a bad habit.
O, nefes alışı kadar çok kolay yalan söyler.He is lying through his teeth.
Anlamıyorum ve anlamamaya alışkın değilim. Lütfen onu bir kez daha açıkla.I don't understand and I'm not used to not understanding. Please explain it once more.
Yeme alışkanlıklarını değiştirmen gerektiğini düşünüyorum.I think you should change your eating habits.
Alışkanlıklarımdan vazgeçmeyen biri değilim.I'm not a creature of habit.
Bob'ın saat 10:00 'da yatağa gitme alışkanlığı vardır.Bob has the habit of going to bed at 10:00.
Alışveriş yapmaya gitmeliyim, bir saat içinde döneceğim.I have to go shopping; I'll be back in an hour.
Babamın alışkanlığı kahvaltıdan önce gazete okumakdır.My father is in the habit of reading the newspaper before breakfast.
Alışverişe gitmeliyim; bir saat içinde dönerim.I have to go shopping; I'll be back in an hour.
Bugün alışveriş merkezine gittik. Çok sıkıldım.Today we went to the shopping mall. I was very bored.
O sabah erken kalkmaya alışıktır.He's accustomed to getting up early in the morning.
Tom alışveriş yapmak için şehir merkezine gitti.Tom went downtown to do shopping.
Tom alışkanlıklarına bağlı biri olduğunu söylüyor.Tom says that he's a creature of habit.
Tom yalınayak yürümeye alışkın değildir.Tom isn't accustomed to walking barefooted.
Tom yalnız yaşamaya alışkındır.Tom is used to living alone.
Tom zor işe alışkındır.Tom is used to hard work.
Tom erken kalkmaya alışkındır.Tom is used to getting up early.
Tom kendi yemeğini yapmaya alışkındır.Tom is used to doing his own cooking.
Tom kamp ateşinde yemek pişirmeye alışkındır.Tom is used to cooking on a campfire.
Tom dışarıda çalışmaya alışıktır.Tom is accustomed to working outside.
Tom neredeyse her sabah alışverişe gider.Tom goes shopping almost every morning.
Tom alışılmış şeylerin dışında neredeyse asla bir şey yapmaz.Tom almost never does anything out of the ordinary.
Tom alışverişe gittiğinde, neredeyse her zaman bir kredi kartı kullanır.Tom almost always uses a credit card when he goes shopping.
Yeni ofisinde çalışmaya alışması Tom'un birkaç haftasını aldı.It took Tom a few weeks to get used to working in his new office.
Tom Mary ile alışverişe gitti.Tom went shopping with Mary.