alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Anne az önce alışveriş için dışarı çıktı.Mother has just gone out shopping.
Anne az önce alışverişe gitti.Mother has just gone shopping.
Anne mağazaya alışverişe gitti.Mother went shopping at the department store.
Annem işten eve gelirken günlük alışverişini yapar.My mother does her usual shopping on her way home from work.
Annem erkek kardeşimle alışverişe gitti.Mother went shopping with my brother.
Annem dün çarşıya alışverişe gitti.My mother went shopping downtown yesterday.
Annem alışverişe gitti, değil mi?My mother went shopping, didn't she?
Artık bu tür işlere tamamen alışkınım.I am completely accustomed to this kind of work now.
O, kitabı okuduktan sonra alışverişe gitti.Having read the book, she went shopping.
Yarın alışverişe gidiyorum.Tomorrow I am going shopping.
Ben bir arkadaş ile alışverişe gittim.I went shopping with a friend.
Yoko dün alışverişe gitti.Yoko went shopping yesterday.
İyi beslenme alışkanlıkları gereklidir.Good eating habits are essential.
Oh evet,haklısın.Pekala,bu senin ekonomik olan alışveriş şeklin öyleyse.Oh yes, you're right. Well, it's the way you shop that's tight-fisted then.
Alışveriş çantasını pat diye masaya koydum.I put the shopping bag on the table with a thud.
Buradaki hayata alışmak biraz zamanımı alacak gibi görünüyor.It seems like it will take me a while to get accustomed to life here.
Alışverişiniz için teşekkür ederim. Lütfen tekrar gelin!Thank you for your business. Please come again!
Alışverişe gittiğinizde lütfen muhakkak uğrayın.Please, by all means, drop in when you go shopping.
Ben sıcağa alışkındım.I was accustomed to heat.
Ben yarın alışverişe gideceğim.I'll go shopping tomorrow.
İş mektubu yazmaya henüz alışkın değilim.I'm not yet used to writing business letters.
Yakında Noel geldiği için biraz alışveriş yapmalıyım.I need to do some shopping since Christmas is coming soon.
O, başlangıçta yeni evine alışmakta sorun yaşadı.At first he had trouble getting used to his new house.
İlk başta onun, yeni evinde yaşamaya alışma sorunu vardı.At first he had trouble adjusting to living in his new house.
Erken kalkmaya alışkındı.He was in the habit of getting up early.
Erken kalkmak onun alışkanlığıydı.It was his habit to get up early.
Buna alışkınım.I'm used to it.
Ne alışveriş yapacak ne de anneme hoşça kal diyecek vaktim vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Ne alışveriş etmek ne de anneme hoşça kal demek için zamanım vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Ona alıştığın zaman cehennem bile yaşanacak güzel bir yer olabilir.Even hell can be a nice place to live when you get used to it.
Alışınca cehennem bile yaşaması güzel bir yer olabilir.Even hell can be a nice place to live when you get used to it.
Alister Barbara'yı öldürdü.Alister killed Barbara.
Barbara'y öldüren Alister'di.It was Alister who killed Barbara.
Barbara, Alister tarafından öldürüldü.Barbara was killed by Alister.
Elizabeth Alister'i soğukkanlılıkla öldürdü.Elizabeth killed Alister in cold blood.
Yazın nehirde yüzmeye gitmeye alışkındık.In the summer, we're used to going swimming in the river.
Ben her sabah alışveriş yaparım.I do the shopping every morning.
Her sabah market alışverişine giderim.I go grocery shopping every morning.
Alışveriş merkezinde birini gördün mü?Did you see anyone at the mall?
O bir kuyumcu dükkânında alışveriş yapıyor.He is shopping in a jewelry store.
Alışverişe gitmek istiyorum.I want to go shopping.
Perry yüksek sesle tartışmalara alıştı.Perry became used to the loud deliberations.
Çok param olmamasına rağmen bu öğleden sonra alışverişe gidiyorum.I'm going shopping this afternoon, although I don't have much money.
Çarşıya alışverişe gidelim.Let's go shopping downtown.
Kısa sürede Japon yemeklerine alışacaksın.You will soon get used to Japanese food.
Ebay'da alışverişi severim.I like shopping on Ebay.
Nefes alışı kadar doğal şekilde yalan söyler.He lies as naturally as he breathes.
Alışveriş merkezi bir mil ilerde.The shopping center is one mile ahead.
Benimle alışverişe gitmek istiyor musun?Do you want to go shopping with me?
Bob zor işe alıştı.Bob got used to hard work.
Ben gerçekten alışveriş merkezi mağazalarını beğenmiyorum.I don't really like the mall stores.
Onun öğretim yöntemleri alışılmışın hayli dışında.His teaching methods are highly unorthodox.
Alışverişe giderler.They go shopping.
Alışverişe gidecekler.They'll go shopping.
Her sabah alışverişe gidiyorum.Every morning, I go shopping.
Sanırım birlikte yaşamamız senin alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Sanırım birlikte yaşamamız alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Hiçbir zaman burada yaşamaya alışamayacaksın.You'll get used to living here in no time.
Alışılmış olandan farklı bir bağlamda bir şey görmek şaşırtıcı olabilir.Seeing something in a different context than the accustomed one can be surprising.
Haftalık alışverişini rahat yapman için, arabaya ihtiyacın var.For comfortable weekly shopping you have to have a car.