alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, herkesin önünde konuşmaya alışkındır.He's used to speaking in public.
O, toplum içinde konuşmaya alışkındır.He is used to speaking in public.
O, erken kalkmaya alışkındır.He is used to getting up early.
O, oğlunun sigara içme alışkanlığı kırmaya çalıştı.He tried to break his son's habit of smoking.
Dağlara tırmanmaya alışkındır.He's accustomed to climbing mountains.
Onun kızgın olduğu zaman ayağa kalkma alışkanlığı vardır.He has the habit of standing up when he is angry.
Başını kaşıma alışkanlığı var.He has the habit of scratching his head.
Onun sırtını kaşıma ve tırnaklarını yeme alışkanlığı vardı.He has a habit of scratching his back and biting his nails.
Onun her sabah kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.He was in the habit of taking a walk before breakfast every morning.
Onun kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.He was in the habit of taking a walk before breakfast.
Gece dışarı çıkmaya alışkındı.He was used to going out at night.
O gece geç saatlere kadar oturma alışkanlığına sahip.He is in the habit of sitting up till late at night.
O akşam yemeğinden sonra yürüyüşe çıkma alışkanlığındaydı.He was in the habit of taking a walk after supper.
O, seyahat yapmaya alışkındır.He is used to traveling.
Alışverişe gidiyorlar.They are going shopping.
Onlar kısa sürede birbirlerine oldukça alıştılar.They soon became quite accustomed to each other.
Onlar dışarıda alışveriş yapıyorlar.They are out shopping.
Onlar yazın nemli iklimine alışkın.They are used to the humid climate of the summer.
Onlar zor işe alışkındır.They are accustomed to hard work.
Onlar aynı alışkanlıklara sahipler.They have the same habits.
Kısa sürede yeni okula alıştı.She soon adjusted herself to the new school.
Onun telefonda uzun süre kötü bir konuşma alışkanlığı var.She has a bad habit of talking a long time on the phone.
Onun annesi alışverişe gitti.Her mother has gone shopping.
Onun alışılmadık davranışları bizim şüphelere sebebiyet verdi.Her unusual behavior gave rise to our suspicions.
Onun alışılmadık davranışları bizim şüpheleri doğurdu.Her unusual behavior gave rise to our suspicions.
Öğle yemeğini çabucak bitirip alışverişe gitti.She finished her lunch quickly and went shopping.
Öğle yemeğini çabucak bitirdi ve alışverişe gitti.She finished her lunch quickly and went shopping.
Annesi ile alışverişe gitti.She went shopping with her mother.
O, bu makineyi kullanmaya alışıktır.She is used to handling this machine.
Kısa sürede kendini köy hayatına alıştırdı.She soon adjusted herself to village life.
Kısa sürede yaşam tarzına alıştı.She soon adjusted to his way of life.
Bir süpermarkete alışverişe gitti.She went shopping at a supermarket.
O, o alışkanlığı mezarına kadar taşıdı.She carried that habit to her grave.
O sadece alışverişe gidiyor.She is just going shopping.
O, başka bir yere alışverişe gitti.She went shopping elsewhere.
Tek başına alışverişe gitmeye karar verdi.She decided to go shopping by herself.
Yalnız yaşamaya alışkın.She is used to living alone.
O yalnız yaşamaya alışkındır.She is used to living alone.
O, çoğunlukla tatillerde alışverişe gidecek.She will often go shopping on holidays.
Öğleden sonra alışverişe gitmesi gerekiyor.She has to go shopping in the afternoon.
Dün alışveriş yapmaya gitmedi, değil mi?She didn't go shopping yesterday, did she?
O, bana " alışveriş gidelim." dedi.She said to me "Let's go shopping."
O, bu kırsal yaşama yavaş yavaş alışıyor.She is getting used to this rural life by degrees.
O, küçük bir gelirle yaşamaya alışkındı.She was used to living on a small income.
Topluluk önünde konuşmaya alışkındır.She is used to speaking in public.
O erken kalkmaya alışkındır.She is used to getting up early.
Tırnaklarını yeme alışkanlığı var.She has a habit of biting her nails.
Bütün gece yatmamaya alışkındır.She is used to staying up all night.
O, alışverişe gitti.She has gone shopping.
Alışverişe gitti.She went shopping.
O ne zaman alışverişe gitse, kendini gücünün yettiğinden daha fazlasını alarak bitirir.Whenever she goes shopping, she ends up buying more than she can afford.
O biraz alışveriş yapmak için dışarı gitmiş olabilir.She may have gone out to do some shopping.
O, geç saatlere kadar yatmamaya alışkındır.She is used to staying up late.
O, ev ödevini akşam yemeğinden önce yapmaya alışkındır.She is accustomed to doing her homework before dinner.
O, akşam yemeğinden önce yürüyüş yapmayı bir alışkanlık edindi.She made it a habit to take a walk before dinner.
O, seyahat etmeye alışkındır.She is used to traveling.
O, yemek pişirmeye alışkındır.She is used to cooking.
Onun konuşmadan önce öksürme alışkanlığı var.She has a habit of coughing before she speaks.
Babam seyahat etmeye alışkın.My father is used to travelling.
Askerler tehlikeye alışıktırlar.Soldiers are used to danger.

İlgili Sayfalar