alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkın değilim.I am not accustomed to walking long distances.
Eski alışkanlıklar zor biter.Old habits die hard.
Eski alışkanlıkları terk etmek kolay değil.Old habits die hard.
Sokak alışverişçilerle hareketliydi.The street was bustling with shoppers.
Yakında kırsalda yaşamaya alışırsın.You'll soon get used to living in the country.
Buradaki insanlar soğuğa alışkındır.The people here are accustomed to the cold.
Okuma bir kez kazanıldığında asla kaybolmayan alışkanlık türüdür.Reading is the kind of habit that once acquired is never lost.
Bir günlük tutmak iyi bir alışkanlıktır.Keeping a diary is a good habit.
Alışverişe genellikle Pazar öğleden sonra giderim.I usually go shopping on Sunday afternoon.
Kediler sahiplerininkine paralel duygusal alışkanlıklar gösterir.Cats show emotional habits parallel to those of their owners.
Aktörler kendini göstermeye alışkın.Actors are used to appearing in public.
Benimle alışverişe gelmek ister misin?Would you like to come shopping with me?
Ben alışverişe gitmek zorundayım.I have to go shopping.
Alışverişe gitmeye ne dersin..What do you say to going shopping?
Alışverişe gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go shopping.
Alışveriş listesinde tüm ürünleri kontrol ettiniz mi?Did you check all the items on the shopping list?
Benim için biraz alışveriş yapar mısın?Can you do some shopping for me?
Benimle alışverişe gitmek ister misin?Would you like to go shopping with me?
Sen şimdiye kadar yemek çubuklarını kullanmaya oldukça alışkın olmalısın.You must be quite accustomed to using chopsticks by now.
Alışveriş bölgesinde amaçsızca dolaştık.We wandered aimlessly around the shopping district.
O gece geç saatlere kadar ayakta kalma alışkanlığındadır.He is in the habit of staying up late at night.
O sigara içme alışkanlığı edindi.He acquired the habit of smoking.
Onu kötü alışkanlığı ile ilgili tedavi edeceğim.I will cure him of the bad habit.
Onun yeni kitabı tatminkar bir alışla karşılaştı.His new book met with a favorable reception.
O, yeni okuldaki hayata kendini alıştırmayı çok zor buldu.He found it very difficult to adjust himself to life in the new school.
O uzun mesafe yürümeye alışkın.He is used to walking long distances.
Uzun mesafeleri yürümeye alışkındır.He is used to walking long distances.
Alışkanlık nedeniyle başını kaşıdı.He scratched his head out of habit.
O, işe alıştı.He got used to the work.
O, yakında sınıfa alışacak.He will soon get used to the class.
Kısa sürede yeni çevreye alıştı.He soon got used to the new surroundings.
O, işe alışkındır.He is used to the work.
O, işe alışıktır.He is accustomed to the work.
O zamandan beri öğle yemeğinde içmeye alıştı.He has since taken to drinking at lunch.
O bir mağazaya alışverişe gitti.He went shopping at a department store.
Onun kapıyı açık tutma alışkanlığı var.He has a habit of keeping the door open.
O bana nerede alışveriş yapacağını söyledi.He told me where to shop.
O, ellerini cebine koyma alışkanlığını edindi.He has fallen into the habit of putting his hands into his pockets.
Kötü alışkanlığına tekrar daldı.He slipped into the bad habit again.
Yakında buradaki havaya alışacaktır.He will soon get used to the climate here.
Kısa sürede buradaki iklime alışacaktır.He will soon get used to the climate here.
O, sonunda kötü alışkanlıktan vazgeçti.He finally kicked the bad habit.
O, çok çalışmaya alışkındır.He is accustomed to working hard.
O günde sadece iki öğün yemek yeme alışkanlığı içindedir.He is in the habit of eating only two meals a day.
O, konuşmalar yapmaya alışkındır.He is used to making speeches.
O yabancılarla konuşmaya alışkındır.He is used to talking to foreigners.
Kısa sürede kendini soğuk havaya alıştırdı.He soon accustomed himself to cold weather.
O bulunduğu duruma kendini alıştıramaz.He can't accommodate himself to his circumstances.
O, atıştırma alışkanlığı kazandı.He acquired the habit of snacking.
Kötü sigara alışkanlığından vazgeçti.He broke himself of the bad habit of smoking.
O, aceleyle yemeğe alışkındır.He is used to eating in a rush.
O asla alışkanlığına ara vermez.He never breaks his habit.
Onun siyahi insanlara tepeden bakma alışkanlığı vardı.He has a habit of looking down on coloured people.
O, zor işe alışkındır.He is used to hard work.
O bana Shibuya'da alışverişe gideceğini söyledi.He mentioned to me that he would go shopping in Shibuya.
O bir ilkokul öğretmeni bu yüzden o çocuklarla ilgilenmeye alışkın.He is a primary school teacher, so he is used to dealing with children.
O hızla kendini yeni çevresine alıştırdı.He quickly accustomed himself to his new surroundings.
Yeni yaşam tarzına alıştı.He got accustomed to the new way of living.
Herkesin önünde konuşmaya alışkın olmadığını söyledi.He said he wasn't used to speaking in public.
O herkesin önünde konuşmaya alışkındır.He is accustomed to speaking in public.

İlgili Sayfalar