alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ben soğuk havaya alışkınım.I am accustomed to cold weather.
Ben soğuk havaya alışığım.I am accustomed to cold weather.
Herkesin önünde konuşma yapmaya alışkın değilim.I am not accustomed to making speeches in public.
Bugün şehirde alışverişe gittim.I went shopping in town today.
Kahveyi şekersiz içmeye alışkın değilim.I am not used to drinking coffee without sugar.
Bebeğimi ona emanet edip alışverişe gittim.I left my baby in her care and went shopping.
Zamanın gerisinde kalmayayım diye her gün gazete okumayı bir alışkanlık haline getirdim.I make it a rule to read the newspaper every day lest I should fall behind the times.
Kendim için yemek pişirmeye alışkınım.I'm used to cooking for myself.
Sıcağa alışkındım.I was used to the heat.
Lütfen ona biraz alışveriş yaptıktan sonra geleceğimi söyle.Please tell her I'll come after I do some shopping.
Herkesin önünde konuşmalar yapmaya alışık değilim.I'm not used to making speeches in public.
Ben herkesin önünde konuşmaya alışık değilim.I am not accustomed to speaking in public.
Toplum içinde konuşmaya alışkın değilim.I'm not used to speaking in public.
Ben erken kalkmaya alışkın değilim.I'm not used to getting up early.
Ben erken kalkma alışkanlığı edinmek zorundayım.I have to form the habit of getting up early.
Ben gürültüye alışkınım.I'm used to the noise.
Ben gece geç saatlere kadar kalmaya alışkınım.I am accustomed to staying up late.
Kahvaltıdan önce yürüyüşe çıkma alışkanlığı duyuyorum.I am in the habit of going for a walk before breakfast.
Erken kalkmaya alışkın değilim.I'm not accustomed to getting up early.
Erken kalkma alışkanlığım var.I have a habit of getting up early.
Uzun mesafeleri yürümeye alışkın değilim.I'm not accustomed to walking long distances.
Ben bütün gece çalışmaya alışkınım.I'm used to working all night.
Şehir seslerine alışkın değilim.I'm not accustomed to the city noises.
Buradaki sert iklime yavaş yavaş alışıyorum.I am becoming accustomed to the severe climate here bit by bit.
Benden alışverişe gitmemin rica edilmesinden hoşlanmam.I don't like being asked to go shopping.
Onun soru sorma tarzına alışkınım.I am familiar with the way he asks questions.
Onun soru sorma biçimine ben alışığım.I'm familiar with the way he asks questions.
Ona bir kez söyledim ve her şeye rağmen onunla alışverişe gitmedim.I told her once and for all that I would not go shopping with her.
Her gün yürümeye alışkınım.I am in the habit of taking a walk every day.
Her akşam İngilizce çalışmaya alışkınım.I am accustomed to studying English every evening.
Gece geç saatlere kadar uyumamaya alışkınım.I am used to sitting up late at night.
Gece geç saatlere kadar uyanık kalmaya alışkınım.I'm used to staying up late at night.
Gece geç saatlere kadar yatmamaya alışkınım.I am used to staying up till late at night.
Trenin evimin yanından geçişini duymaya alışkınım.I am used to hearing the train pass by my house.
Hepimiz gece geç saatlere kadar çalışmaya alışığız.We are all accustomed to working late at night.
Bir yabancı tarafından konuşulmaya alışık değiliz.We aren't used to being spoken to by a foreigner.
Biz sade yemek yemeğe alışkınız.We are used to eating plain food.
Personel toplantıda samimi bir görüş alışverişinde bulunmuştur.The staff exchanged frank opinions in the meeting.
Alıştırma mükemmel yapar.Practice makes perfect.
Yeni kelimeleri sözlükte aramak iyi bir alışkanlıktır.It is a good habit to look up new words in a dictionary.
Birçok kadın alışverişi sever.Most women enjoy shopping.
Benim yapacak biraz alışverişim var.I have some shopping to do.
Kız gece geç saatlere kadar yatmamaya alışkındı.The girl was used to sitting up till late.
Gülünmeye alışkınım.I'm used to being laughed at.
Yeme alışkanlıkları ülkeden ülkeye değişir.Eating habits differ from country to country.
Kasabanın kenarında yeni bir alışveriş merkezi açıldı.A new shopping mall opened on the edge of town.
Yeni bir yere alışmak her zaman zaman almaktadır.It always takes time to get used to a new place.
Gazete okurken gözlük takma alışkanlığı var.He makes it a rule to wear glasses when he reads a newspaper.
İnsanlar eski alışkanlıklarından vazgeçmeyi zor buluyorlar.Human beings seem to find it difficult to give up their old habits.
Topluluk önünde konuşmaya alıştım.I've got accustomed to speaking in public.
Geçen Cumartesi alışverişe gittim.I went shopping last Saturday.
Bizim alıştırmaları öğretmen düzeltir.The teacher corrects our exercises.
Erken kalkma alışkanlığının önemini abartmak imkansızdır.It is impossible to exaggerate the importance of the habit of early rising.
Erken kalkma alışkanlığını kazanmalısın.You should cultivate the habit of getting up early.
Dostlar alışverişte görsün diye gittim.For appearances sake, I went.
Yakında ona alışacaksın.You'll get used to it soon.
Bir adamın alışkanlıklarını hemen değiştirmesini bekleyemezsin, kızım.You can't expect a man to change his habits at once, girl.
Yer altında alışveriş bölgesi var.There is a shopping district underground.
Sabahleyin köpeğimi yürüyüşe götürmeye alışkınım.I am in the habit of taking my dog for a walk in the morning.
Kahvaltıdan önce bir yürüyüşe gitmek benim alışkanlığımdır.It's my custom to go for a walk before breakfast.

İlgili Sayfalar