alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yine alışmam zaman alacak.Se necesitaría un tiempo largo para que vuelva a recuperarse.
Bu dünya Alis Harikalar Diyarında esas alınarak yapılmış gibi görünüyor.Reeditado como Aventuras de Alicia en el país de las maravillas.
250'nin üzerinde mağazaya sahip olan alışveriş merkezinin otoparkı, 4000 araç kapasitelidir.El alquiler del mismo apartamento en el mercado libre era de unos 450 escudos.
Evet hiç alışık olmadığım bir durum.No hago cosas en las que no soy bueno a menudo.
Şarkıcının aşırı kilo kaybetmesi ve stres-zararlı alışkanlıkları onu kötü etkiliyordu.La enfermedad del músico era mental y violentos dolores de cabeza le provocaban desvanecimientos.
Her sabah alışverişe çıkarım.Vado a fare acquisti ogni mattina.
O mağazada alışverişe gitmeyi seviyorum.Voglio far compere in questo negozio.
Ben gece geç saatlere kadar kalmaya alışkınım.Sono abituato a restare in piedi fino alle ore piccole.
Er ya da geç ona alışacağım.Prima o poi mi ci abituerò.
Bir adamın alışkanlıklarını hemen değiştirmesini bekleyemezsin, kızım.Non puoi pretendere di cambiare di colpo le abitudini di un uomo, ragazza mia.
O, alışverişi sever.Gli piace fare shopping.
Gerçeğe alışmalıyız.Dovremmo abituarci alla realtà.
Gece geç saatlere kadar uyumamaya alışkınım.Sono abituato a non dormire fino a tarda notte.
Alışverişe gitme zamanı.È tempo di andare a far compere.
O, yeni duruma kademeli olarak alışıyor.Si sta abituando gradualmente alla nuova situazione.
Keely alışveriş yapmayı ve büyük kedileri çok seviyor ve bir gün gazeteci olmak istiyor.A Keely piacciono lo shopping, i gatti e da grande vorrebbe diventare giornalista.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?Sam fuma abitualmente?
Poksvirüsler büyük, karmaşık yapılı, alışılmadık morfolojiye sahip virüslerdir.I poxvirus sono virus grandi e complessi dotati di una morfologia inusuale.
Azulenin sentetik yollarla sentezi, alışılmadık yapısı nedeniyle uzun süre ilgi çekici olmuştur.Le vie sintetiche per l'azulene sono state a lungo fulcro di interesse a causa della sua struttura inusuale.
Alismataceae, çiçekli bitkilerden, 11 cins ve 85-95 tür içeren bir bitki familyasıdır.La Alismataceae sono una famiglia di piante fiorenti che comprende 11 generi e da 85 a 95 specie.
Başlangıçtaki hedef ticari marka bilgisi alışverişine yönelik XML Standardının belirlenmesiydi.L'obiettivo iniziale era la definizione dello standard XML per lo scambio d'informazioni sui marchi.
Sam alışkın olarak sigara içmek ister.Vorrei che Sam fumasse abitualmente.
Bunlara alışık olduğumuz için pek aldırış etmiyorduk.E questo non era il modo in cui eravamo abituati a fare le cose...
Alison kaybolduktan sonra okulun en popüler kızı oluyor.Ha preso il posto di Alison come la studentessa più popolare della scuola.
Alistair Carlisle'nin eski bir arkadaşıdır.Bem: un alieno nemico di Carletto.
Biz millet olarak bir kadından emir almaya alışkın değiliz.Esso non ha mai approvato l'ordinazione delle donne come ministri.
Alison Lohman - Christine Brown: Bankada çalışan genç bir kredi memuru.Alison Lohman è Christine Brown, una giovane impiegata di banca, mite e ambiziosa.
En sevdiği şey alışveriş yapmak ve moda dergilerini okumak.Le piace fare shopping e seguire le ultime tendenze in fatto di moda.
Rail Bazaar:Şehirde bulunan birkaç antik alışveriş pazarlarından en eskisi.Rail Bazaar: uno dei più antichi bazar della città.
Viktor Krum burada alıştırmalar yapar.Qui Goku trova Chichi ad allenarsi.
Diğer sekreterlerle Hitler'in günlük akışına alışmak durumundaydılar.E se si fossero abituati al dominio di Hitler nel frattempo?
"Özal'a alışamadıklarını söylemişlerdi..."Non è forse vero che lo ha meritato, signor Vassalli?»
Alışveriş merkezinde Salaş Burger adlı fast food restoranında çalışır.Ed è impiegato come cassiere al fast food Good Burger.
Grubun bütün şarkıları Alison Goldfrapp ve Will Gregory iş birliğiyle yazılıp bestelenmiştir.La canzone è stata scritta e prodotta da Alison Goldfrapp e Will Gregory.
Sello alışveriş merkezi burada bulunmaktadır.Lo studio di registrazione Sundlaugin si trova qui.
Onları karaya alıştırmak mümkün değildi.Non si erano infatti resi conto di essere approdati sulla terraferma.
Çevresi alışveriş mağazaları ile doludur.Essa è circondata da negozi di artigianato.
Zafer Plaza, Bursa'da bulunan bir alışveriş merkezi.Centro commerciale Zafer Plaza AVM a Bursa.
Bazı söylentilere göre grubu uyuşturucu alışkanlığı yüzünden bırkatı.Scandalizzò la corte con la sua abitudine di fumare.
Joshua Burgin (Tate Donovan): yeni boşanmış Bloomingdale's'e alışverişe gelen adam.Joshua Burgin (Tate Donovan): è un suo cliente, che ha appena divorziato.
Alışılmışın dışında taktikleri bulunmaktadır.Brani tradizionali, eccetto dove indicato.
"Alison Bechdel ile bir görüşme" .Prefazione a Alison Bechdel, Dykes.
Türkiye trilyonları telaffuz etmeye alışmalıdır" dedi.Deve esserci per completare la trilogia».
Merkezin altında büyük bir alışveriş merkezi yer almaktadır.All'interno dello stadio è presente un grosso centro commerciale.
Oğlu Erdal'ı da uyuşturucu üretmeye alıştırmıştır.Ne approfitta la zingara per somministrare al figlio la medicina che ha preparato per lui.
Stewie ise bu yeni hayatına daha kolay alışmış görünmektedir.Paige cerca di abituarsi alla sua nuova realtà.
Alışveriş yapmak için ideal bir yerdir.Aztec era il posto più conveniente per fare acquisti.
Herkesin gelip görmesini ve alışveriş yapmasını tavsiye ederiz.Lui dice di saperci fare e di riuscire a comprare e vendere di tutto.
Puer (erkek çocuk) Animal (hayvan) Manus (el) Dies (gün) Alıştırmalar (İng.)È di questo periodo il racconto I mangiatori di semi (fantapolitica).
İzlanda'nın en büyük alişveriş merkezi Smáralind ve en yüksek binası Smáratorg-Tower'da Kópavogur'dadır.L'edificio più alto dell'Islanda ha sede a Kópavogur, lo Smáratorg 3.
Başı alışılmışın dışında iridir ve vücut büyüklüğünün üçte biri kadardır.La coda è corta, ed è di lunghezza pari a un terzo di quella del corpo.
Ayrıca burada haber alış verişinde bulunulur, gelinler kendilerini gösterirlerdi.Come ulteriore prova di questo fatto, la Sposa avrebbe seppellito Elle.
Sitesinden oyun oynanabilir ya da alışveriş yapılabilir.Oppure si potrà giocare una campagna.
Bu alışkanlığından ellerini meşgul tutmak için, her zaman bir şeyler yiyordu.Proprio per questo ha l'abitudine di mordere chiunque.
Alışverişte yine birsürü şey çalmıştır.Saccheggiarono anche qualche negozio.
Aile Planlaması, Gençlerin kötü alışkanlıklarından korunması ve ev ekonomisi konuları işlenmektedir.Ma le giovani generazioni minano la felicità della famiglia e del negozio.
Ülkenin çoğunluğu alışveriş merkezi olarak burayı kullanır.La maggior parte del centro è destinata ad uso residenziale.
Mahalle çevresinde çok sayıda alışveriş merkezi vardır.Molti sono i centri commerciali presenti del distretto.
Ancak fikstür alışılmışın dışında aynı sırada devreli sistem gibi devam etmez.Solo l'ascensore installato nel frattempo non corrisponde al modello storico.
Alış-veriş yapabileceğiniz bir bakkal vardır.Si tratta di una missione acquistabile.

İlgili Sayfalar