alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
"Ya yalnızlığa alıştır kendini ya da bırak kendi yaşamlarına sahip çıksın insanlar." der."Sortez de votre propre tête et parlez avec quelqu'un d'autre."
Peyton ise biyolojik annesinin ortaya çıkmasının verdiği zor duruma kendini alıştırmaya çalışmaktadır.Sutton avance néanmoins beaucoup dans la recherche de sa mère biologique.
Romalı kışlık kışlasının alışılagelen savunma mevkileri daha tamamıyla yapılıp bitirilmemişti.La plupart des anciennes fenêtres romaines ont été fermées.
Güvenlik güçleri Bağdat'taki alışveriş merkezine kurtarma operasyonu düzenledi.La base de Défense est gérée par le Groupement de soutien de la base de défense de Djibouti.
Alışveriş merkezinin tamamı ise 1983 yılında açıldı.Le centre commercial a été inauguré en 1984.
Kitap okumak benim alışkanlığımdır.Leer libros es mi costumbre.
O,tüm gece boyunca ayakta kalmaya alışık.Ella acostumbra quedarse despierta toda la noche.
Askerler tehlikeye alışıktı.Los soldados están acostumbrados al peligro.
Toplum içinde konuşmaya alışkın değilim.No estoy acostumbrado a hablar en público.
Sigara içme alışkanlığını bırakmak çok zor.Es muy difícil librarse del hábito de fumar.
işçiler alışıldık üzere günde sekiz saat çalışırlar.Los trabajadores, como norma, trabajan ocho horas al día.
Alışveriş yapmaya gitmeliyim, bir saat içinde döneceğim.Tengo que ir de compras; volveré en una hora.
Anne az önce alışverişe gitti.Mamá se acaba de ir de compras.
New York'ta Fifth Avenue'da alışveriş yapmak istiyorum.Quiero ir de compras en la Quinta Avenida de Nueva York.
Senin hatan değil, Alison'un.¡La culpa no es tuya, es de Alison!
John Mary'ye öğleden sonra alışverişe gitmek isteyip istemediğini sordu.Juan le preguntó a María si le gustaría ir de compras esa tarde.
Gülünmeye alışkınım.Estoy acostumbrado a que se rían de mí.
Benim için alışverişe gider misin, tatlım?Cariño, ¿puedes hacer la compra por mí?
Başını kaşıma alışkanlığı var.Él tiene la costumbre de rascarse la cabeza.
Buradaki insanlar çok çekici giysiler kullanmaya alışkındır.La gente de aquí acostumbra a usar ropa muy atractiva.
John Mary'ye alışverişe gitmek isteyip istemediğini sordu.John le preguntó a Mary si quería ir de compras.
Her zaman doğruyu söyleme alışkanlığı vardı.Tenía la costumbre de siempre decir la verdad.
Tırnaklarımı yemek gibi kötü bir alışkanlığım var.Tengo la mala costumbre de morderme las uñas.
O sigara içmeye gençliğinde alıştı.Él obtuvo el hábito de fumar en su juventud.
Onun kalem emme alışkanlığı var.Tiene la costumbre de chupar el lápiz.
Yerel törelere alışmalısın.Deberías familiarizarte con las costumbres locales.
Biri balık tutmaya,diğeri alışveriş yapmaya gitti.Uno fue a pescar, el otro fue a comprar.
Bob sıkı çalışmaya alıştı.Bob está acostumbrado al trabajo duro.
Bu kötü alışkanlığı bırakmamız gerek.Deberíamos acabar con tan mala costumbre.
Kötü alışkanlıklardan kurtulmak kolay değildir.No es fácil deshacerse de los malos hábitos.
Kötü alışkanlığından kurtulamadı.Él no podía quitarse la mala costumbre.
Tek başına alışverişe gitmeye karar verdi.Decidió irse de compras solo.
Alışveriş merkezi bir mil ilerde.El centro comercial está a una milla por delante.
Haftada kaç defa süpermarkete alışverişe gidersin?¿Cuántas veces por semana vas de compras al supermercado?
Tom Mary'nin ne zaman alışverişe gideceğini bilmek istiyor.Tom quiere saber cuándo irá de compras Mary.
Tuhaf alışkanlıkları var.Él tiene extrañas costumbres.
Sıcağa alıştım.Me acostumbré al calor.
Alışverişe gittim.Fui de compras.
Alışverişe gideceğim.Iré de compras.
Onun alışkanlıkları hangileridir?¿Cuáles son sus costumbres?
Sıkı çalışmaya alıştım.Estoy acostumbrado al trabajo duro.
Başka topraklar, başka alışkanlıklar.Otras tierras, otras costumbres.
Tom nerede alışveriş yapar?¿Dónde hace la compra Tom?
Onunla birlikte alışveriş yapıyordum.He estado comprando con ella.
Her zamanki süpermarketten online alışveriş yaptım.He hecho la compra online, en el supermercado de siempre.
Önemli değil, alışacaksınız. İnsan her şeye alışır.No te preocupes, ya te acostumbrarás. La gente se acostumbra a todo.
Bu, Boston'daki en büyük alışveriş merkezlerinden birisi.Este es uno de los centros comerciales más grandes de Boston.
Sonunda alıştım.Al final me acostumbré.
Sonunda bunu yapmaya alışacaksın.Al final te habituarás a hacer esto.
Buranın havasına daha alışmış değilim.Todavía no me he acostumbrado a este tiempo.
O internetten alışverişe pek güvenmiyor.Realmente él no confía en las compras en línea.
Beni, bazı alışkanlıkları değiştirmeye zorladı.Me obligó a cambiar algunos hábitos.
Dünyanın sayılı 200 gözlem veri merkezi ile 1939 yılından bu yana sürdürülen veri alışverişini sürdürmek.Practica el intercambio de datos con los 200 centros de datos observacionales del mundo desde 1939.
Alışveriş yapmak için ideal bir yerdir.El centro Español resulta un lugar ideal para ir de compras.
Bu zaman zarfında Hindistan ve İran arasında düşük seviyede kültürel alışverişler de yaşandı.También tuvieron lugar durante este periodo intercambios culturales de menor nivel entre la India y Persia.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?¿Juan fuma habitualmente?
Amaçları, insanlarla tanrılar arasında alışverişi önlemek ve Olimpos tanrılarının yerine geçmektir.Estos dioses existieron antes que Allah y de los dioses del Olimpo.
Poksvirüsler büyük, karmaşık yapılı, alışılmadık morfolojiye sahip virüslerdir.Los poxvirus son virus grandes y complejos con una morfología inusual.
Ek olarak bazı ticaret gemileri, önceki günlerde alışılmadık telsiz trafiğini rapor etmiş olabilirdi.Algunos navíos comerciales pudieron haber informado de tráfico "inusual" de radio.
Pazar (alışveriş yeri), alışveriş yeri.Los sábados, mercado.