alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Grubun bütün şarkıları Alison Goldfrapp ve Will Gregory iş birliğiyle yazılıp bestelenmiştir.Toutes les chansons sont écrites et composées par Will Gregory et Alison Goldfrapp, sauf annotation.
Alışverişe bayılır.Elle adore faire du shopping.
Pazar (alışveriş yeri), alışveriş yeri.Le marché de Noël, place de la Réunion.
Alison Krauss kazandığı 27 Grammy Ödülüyle en fazla Grammy kazanan sanatçılardan biridir.Alison Krauss est l'artiste féminine la plus récompensée avec 27 Grammy Awards.
Bazı acayip alışkanlıkları vardır.Elle a des habitudes plutôt bizarres.
M87, alışılmadık derecede büyük küresel yıldız kümeleri popülasyonuna sahiptir.Messier 87 possède une population anormalement grande d'amas globulaires.
Banknot'ların eBay online alışveriş sitesinde değeri 30£'a kadar yükseldi.Au plus haut de la bulle Internet le prix du titre a atteint 30 £.
Filmin romanını yazan Alistair MacLean aynı zamanda senaristliği üstlenmiştir.Alistair MacLean a écrit le scénario et le roman éponyme en même temps.
Bu Körling ' in beşinci kez olimpiyat programında yer alışıdır.C'est la cinquième fois que le curling fait partie du programme olympique.
Jack, alışılanın aksine Meg'in soyadını almıştır.Depuis, Jack utilise le nom de famille de Meg.
Günümüzde alışveriş merkezi olarak kullanılmaktadır.Aujourd'hui l'édifice est utilisé comme magasin commercial.
Bir alışveriş merkezinin üzerinde konumlanmıştır.Il est attaché à un centre commercial.
Fakat bir şekilde oraya alışır ve Çavuş rütbesine kadar yükselir.Il complète son entraînement de base et poursuit son ascension jusqu'au grade de sergent.
Alison Doody, İrlandalı aktris ve model.Alison Doody, actrice irlandaise.
Bu alışkanlık sonraları Timothy McGee'nin de canını yakar.Durant la première saison, ils sont rejoints par Timothy McGee.
Alisiklik bileşik, hem alifatik hem de siklik olan organik bir bileşiktir.Un composé alicyclique est un composé organique qui est à la fois aliphatique et cyclique.
Eserin Raphael'e ait olması alışılmadık bir durum olarak kabul ediliyordu.L'attribution à Raphaël est unanime.
Alıştırma testinde Lisa, Bart'tan daha düşük bir puan alır.Les deux fois, Bart obtient un meilleur score que Lisa.
Bu, kılcal damarların ısı alışverişi sağladığını gösterir.On lui doit la création des thermes salins.
Alış-verişi bırakın!Laissez les sous-venirs !
"Davud, alışılmamış zırhı reddediyor" (13. yüzyıl Morgan İncili'nde bulunan bir resmin sadece bir bölümü).La clef de voûte subsistante, bien que très abimée, présente très certainement une étoile de David.
Bir şâh-ı alîşan iken şâh-ı cihâna kıydılar Gayretlü genç aslan iken şâh-ı cihâna kıydılar.Ils jetèrent alors leur dévolu sur un cousin du petit âne, et créèrent un élevage de mulets.
Önce alışveriş sepeti oluşturulur.Il est d'abord Châtelain de Tiffauges.
Erişim tarihi: 17 Ağustos 2015. ^ Alişan Çapan (2010).1 - Sorrow (Album) 17 avril 2000 : Vol.
Kredi kullandırılırken alış kuru, kredi geri ödemesinde ise satış kuru baz alınır.En effet, ces organismes se remboursent, en cas de défaut sur un prêt, en vendant le bien immobilier.
Sahiplerine çok çabuk alışırlar.Les Hospitaliers leur succèdent rapidement.
Edsger Dijkstra'nın problemi ele alışıCe problème a été énoncé par Edsger Dijkstra.
Artan internet kullanımı ve alışveriş sebebiyle giderek daha çok kullanılmaya başlanmıştır.Ce phénomène tend de plus en plus à se développer grâce à l'explosion du commerce en ligne.
Özel olarak, bu onun rakiplerini vahşice öldürme geleneğinin alıştırmasıydı.Il essaie en réalité de capturer le parfum naturel de ses victimes.
Alışılmış bir değneğin olağan insanlara herhangi bir etkisi yokken, bir asa için aynı şey söylenemez.Comme pour les équations différentielles ordinaires, nous ne savons pas résoudre une EDS dans le cas général.
2011 yılında sitede bir alışveriş merkezi açıldı.Il ouvre un magasin de cuisines en 2004.
Bu sırada Jack dış dünyaya alışır.Jake se retrouve alors lié à l'extraterrestre.
Bağışlayıcı bir Muzaffer olarak bilinen Sezar için bu eylem pek alışılagelmiş değildir.Ce comportement est insolite pour César, qui était connu comme un vainqueur généreux.
Beylikdüzü, alışveriş merkezlerinin çokluğu ile ün yapmıştır.Multi Service Bricolage, désigne les chaînes de magasins de bricolage.
Benim için, çocukluğumun mecazlarla geçmesinden dolayı birçok şeyi geride bırakmak bir alışkanlık olmuştu.Ma chance a peut-être été toute une suite de longues maladies infantiles qui m’ont retenu à la maison.
Bu takıma ait balıkların çoğunun yumurtalarına sahip çıkma ve yavrularına bakma alışkanlıkları yoktur.Presque toutes les espèces de cette famille sont pondeuses d’œufs coulants et ne les surveillent pas.
Çekingenlik, alışılmadık durumlarda meydana gelir.On s’habitue doucement à des évènements inhabituels.
Birçok büyük alışveriş merkezi (AVM) ilçede yer almaktadır.De nombreux commerces occupent la place centrale du bourg.
Yerleşim, alışveriş ve eğlence bölgesi olarak kullanılır.C'est un secteur commercial, de divertissement et résidentiel.
Böylece sürekli bir fikir alışverişi gerçekleşecek.Dès lors, il est question d'achats durables.
Animasyonlu alıştırmalar (ders ve testler).(İngilizce)Massadramatiek (essai, ?)
Link Değişimi: Karşılıklı link alışverişi / linkleme.Article détaillé : Marketing relationnel.
Tau-fluvalinat (t fluvalinate), (2R)-fluvalinatın alışılmış ismidir.Le Tau-fluvalinate est un nom trivial pour le (2RS-D)-fluvalinate.
Her yapılan alışveriş bu iki şirket tarafından görülebilmektedir.Les deux sont aujourd’hui trouvables dans tous les magasins.
Bu ilk iki-üç yılda tadı bambaşka bir dünyaya alıştım.Elle change après deux ou trois mois passé dans un nouvel environnement.
Çoğu alışveriş merkezi birer kondominyumdur.La plupart des rez-de-chaussées sont des commerces.
Hayatını bağışlaması, Alistair'in istifa etmesine neden olur.Sa mort provoque la démission immédiate d'Alain Devaquet.
Bir banker ile yaptığı alışverişin belgesi bugün hala muhafaza edilmektedir.Un document concernant une transaction entre son banquier et lui a été conservé.
Yalnız incitmemeye değil asıl incinmemeye alışmak gerek.Il leur faut agir vite pour éviter qu'elle ne soit blessée.
Kültür ve eğlence aynı zamanda alışveriş merkezidir.Les sites de loisirs et culturels représentent un élément central dans l’industrie du divertissement.
Açıklanacak olan antlaşma taslağı, alışılmış bir saldırmazlık - dayanışma paktı metniydi.L’idée d’un complot dont elle serait la cible la tourmente insidieusement.
Bundan sonra Sovyetler Birliği ile Küba arasındaki ilişkiler ticari alışverişten öteye gidemedi.Dès avant la Seconde Guerre mondiale, les relations entretenues avec Berlin ne sont pas que commerciales.
Sairin bu iki vezne de çok alisik olduğu hakimiyetinden anlasiliyor.Le pauvre paraît bien embarrassé par ces deux armes plutôt encombrantes.
Aynı yıl N11.com adlı alışveriş sitesinin reklam yüzü oldu.Au cours de la même année, elle est apparue dans les annonces sur le site d'achat de N11.com.
Bu da defter değerinin oranında alış fiyatının ne kadar yüksek olduğunu gösterir.Cela démontre le prix élevé de sa cotation.
The Washington Post. ^ Alisa Solomon (26 Kasım 1996).Choix de Salomon (Solomon's Choice) 26.
Evet hiç alışık olmadığım bir durum.Je ne fais rien maintenant que je n'aie toujours eu l'habitude de faire .
Bu parkta hiçbir alışveriş dükkanı bulunmamaktadır.Il n'y a pas de commerces dans ce village.
Mithatpaşa Caddesi üzerinde ise birçok Alışveriş merkezi yer almaktadır.C'est une rue commerçante où se trouvent beaucoup de magasins pour enfants.
Ancak, her mektup alışında, aldığı mektubu anında korumalarına veriyordu.Comme on l’a indiqué, chacun de ces signes se prononce juste après la lettre qu’il accompagne.

İlgili Sayfalar