alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kingdom Centre'de alışveriş merkezi, Four Seasons Hotel Riyadh ve apartman daireleri bulunmaktadır.Das Gebäude ist Eigentum der Four Seasons Hotels and Resorts-Gruppe.
Gündelik alışverişlerde hem gümüş kurant sikkeler hem de ayrıştırıcı sikkeler kullanılmıştır.Im täglichen Zahlungsverkehr fanden sowohl Kurantmünzen als auch Scheidemünzen Verwendung.
Hendese-i Mülkiye Mektebi Âlîsi mezunudur.Ihm, dem schaffenden Genie, gegenüber steht der Dilettant.
Esnaf Sarayı Alışveriş MerkeziEinzelhandel, Shopping Center
Sloganı şuydu: "Buradayız, Queer'iz - Buna Alışın!"Aber schnell hatte man kapiert: Das kommt aus Stuttgart – fertig.
Yeni bir kültür ve alışveriş merkezi yapılması için binanın yıkılmasına karar verildi.Ein Gästehaus für ein Kultur- und Begegnungszentrum wurde errichtet.
Will kızı Alison'a geri döner.Will freundet sich mit Bella an.
Koçyiğit ise köy ortamına alışmaya çalışıyor.Mit dem Hundeschlitten versucht er, sein Dorf zu erreichen.
Başarılı bir periodontal tedavinin esası çok iyi bir ağız bakımı alışkanlığı sağlanmasından geçer.Wie bei allen wiederkehrenden Kopfschmerzen ist das Führen eines Kopfschmerztagebuches sinnvoll.
Link Değişimi: Karşılıklı link alışverişi / linkleme.Darin: Briefwechsel Knobloch/Heiland.
Çünkü alışveriş merkezi İsveçli-Fin kurumlara aittir.Sergel gilt als Begründer der schwedischen Bildhauerei.
Millî paralarla alışveriş etmek milletlerin lehinedir.Warum der Absturz der Staatsfinanzen uns alle trifft.
Claudius'un aşk hayatı döneminin üst sınıf Romalılarına göre alışılmışın dışındaydı.Claudius’ Liebesleben war ungewöhnlich für einen höherklassigen Römer.
Bir banker ile yaptığı alışverişin belgesi bugün hala muhafaza edilmektedir.Das Gebäude der heutigen Commerzbank steht unter Denkmalschutz.
Filmin başrol oyuncusu Sadri Alışık'tır.Doch die Hauptdarstellerin bleibt gewohnt schlicht.
Alış-verişi bırakın!Befreit die Unternehmer!
Bundan başka yerleşkede alışveriş merkezi ve banka şubeleri ile internet erişimi bulunmaktadır.Ebenfalls auf dieser Seite befinden sich die Taxistandplätze und ein Bankautomat.
Mahallede bakkal veya ufak bir alışveriş yeri de yoktur.In dem Wohnquartier befindet sich kein Gewerbe und kein Einzelhandel.
İsrail alışıldık biçimde yine Yahudiler oldu.Meist siedelten sich aber schon bald Juden wieder neu an.
O sırada Alison yalnızlık sorunlarıyla mücadele etmeye çalışıyordur.Alkatiri hatte mit Popularitätsproblemen zu kämpfen.
Ama şimdi kız alışverişleri yaygınlaştığı için köy halkı karışmıştır.Auch wurden, dank des Zusammenhalts auf den Dörfern, die Ablieferungsbestimmungen geschmälert.
Ne alışveriş yapacak ne de anneme hoşça kal diyecek vaktim vardı.Je n'ai eu le temps ni d'aller faire les courses ni de dire au revoir à ma mère.
Biz, erkekler kadınları beklemeye alışığız.Nous, les hommes, sommes habitués à attendre les femmes.
Yeni işinize alışabildiniz mi?Pouvez-vous vous adapter au nouveau travail ?
Mary genelde alay edilmeye alışkın değildir.Mary n'a pas l'habitude qu'on se moque d'elle en public.
Erken kalkmaya alışkınım.J'ai l'habitude de me lever tôt.
Gözlerimizin karanlığa alışması zaman alır.Nos yeux prennent du temps pour s'adapter au noir.
Şehir hayatına hiç alışamadı.Il n'est toujours pas habitué à la vie citadine.
Çok çalışmaya alışkındır.Il est habitué au travail pénible.
Soğuk iklime hızlıca alıştı.Il s'est habitué rapidement au climat froid.
Savaş sırasınca, Birleşik Devletler İngiltere'yle olan tüm alışverişi kesmeyi denediler.Pendant la guerre, les États-Unis ont essayé d'interrompre tout commerce avec l'Angleterre.
Alışkanlıkları bozmak zordur.Les habitudes sont difficiles à rompre.
Alışveriş yapmaya gitmeliyim, bir saat içinde döneceğim.Je dois aller faire des achats, je serai de retour dans une heure.
Bu marketten alışveriş yapmaya alışığım.J'ai l'habitude de faire mes courses dans ce supermarché.
Bir konuşma dinlerken başını sallama alışkanlığı vardır.Il a l'habitude de hocher la tête en écoutant une conversation.
Dün birisi ben alışveriş yaparken bisikletimi çaldı.Hier, on m'a volé mon vélo pendant que je faisais les courses.
Bu balıklar yüksek basınç ve ışık varlığında yaşamaya alışkındırlar.Ces poissons sont habitués aux hautes pressions et à la présence de lumière.
Hâlâ alıştırmaya ihtiyaçları var.Elles ont encore besoin d'entrainement.
Nicolas bu alıştırmayı yapmadı.Nicolas n'a pas fait cet exercice.
Alışkanlık, saat sekizde uyanırım.D'habitude je me lève à huit heures.
Alison yemek pişirmeyi bilmez.Alison ne sait pas cuisiner.
Sözlüğünü kullanmayı alışkanlık edinmelisin.Tu devrais prendre l'habitude d'utiliser ton dictionnaire.
Gezmeye alışıktır.Il a l'habitude de voyager.
Yeni iklime alışmak zorundayız.Nous devons nous habituer au nouveau climat.
Denemek alışmaktır.L'essayer, c'est l'adopter.
Köyde yaşamaya hızlıca alıştı.Elle s'est rapidement habituée à vivre au village.
Annem az önce alışveriş yapmaya gitti.Maman vient de partir faire des courses.
O internetten alışverişe pek güvenmiyor.Il ne fait pas vraiment confiance aux achats sur internet.
Alışveriş yapmak için ideal bir yerdir.Son emplacement est idéal pour l'établissement d'entreprises.
Taylor Alison Swift 13 Aralık 1989'da Reading, Pensilvanya'da doğdu.Taylor Swift est née le 13 décembre 1989 à Reading, en Pennsylvanie.
Hava ile kan arasındaki gaz alışverişi alveollerde yapılır.Les échanges gazeux avec le sang se font dans les alvéoles.
Yine alışmam zaman alacak.Il faudra que je m'y habitue.
Tüm bu veri alışverişi PirateBox ile sınırlıdır ve internetten bağımsızdır.Tous ces échanges de données restent confinés à la PirateBox, sans aucun lien avec l'Internet.
Bu geçiş sırasında atomlar alışılmadık bir biçimde davranır.Pendant la transition, les atomes se comportent de façon inattendue.
İçerisinde alışveriş merkezi vardır.Il y a une centre commercial.
Macarlar bir savaş öncesinde onun için beyaz aygır kurban etme alışkanlığı vardı.Les anciens Magyars lui sacrifiaient des étalons blancs avant une bataille.
Alışveriş merkezi'nin kendi internet sitesi.Le site internet du Centre Commercial.
Başlangıçtaki hedef ticari marka bilgisi alışverişine yönelik XML Standardının belirlenmesiydi.L’objectif initial a consisté à définir le standard XML pour l’échange des données associées aux marques.
1865'te Lewis Carroll, Alis Harikalar Diyarında'yı yayımladı.1865 : Lewis Carroll publie Alice au pays des merveilles.
Geniş gagaları ve zayıf bacakları, onların diyetini ve ağaçlarla ilgili alışkanlıklarını yansıtır.Son gros bec et ses jambes faibles reflètent son alimentation et ses habitudes arboricoles.

İlgili Sayfalar