alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Her gün alışverişe gider misin?Do you go shopping every day?
Yakında sağda sürmeye alışacaksın.You'll soon get used to driving on the right.
Haftada kaç defa süpermarkete alışverişe gidersin?How many times a week do you go shopping at a supermarket?
Yakında kırsal yaşama alışacaksın.You will soon be used to rural life.
Yakında Japon yemekleri yemeğe alışacaksın.You'll soon get used to eating Japanese food.
Yakında Japon yemeklerini yemeye alışırsın.You will soon get used to eating Japanese food.
Yakında herkesin önünde konuşmaya alışacaksın.You'll soon get used to speaking in public.
Ben, sizin için alışveriş yapacağım, evi temizleyeceğim, ve akşam yemeği pişireceğim.I'll do your shopping, clean up the house, and cook your dinner for you.
Sen alışverişe giderken ben çocuklara bakarım.I'll look after the children while you go shopping.
Gün aşırı alışverişe giderim.I go shopping every other day.
"Gece gündüz çalışmaya alışkın değilim." "Yakında buna alışacaksın.""I'm not accustomed to working day and night." "You'll soon get used to it."
Yakında büyük bir şehirde yaşamaya alışacaksın.You will soon be used to living in a big city.
Akıllı alışveriş dikkatli bir planlama gerektirir.Smart shopping requires careful planning.
Ben ikinci el kitapçılarda ve ikinci el giyim dükkanlarında alışveriş yapmayı severim.I like shopping in used-book stores and in used-clothing shops.
Bay Ken Takakura sadece yeni işine alışkın değil.Mr Ken Takakura just isn't used to his new job.
Bugün öğle yemeği vakti, ailedeki bir cenaze nedeniyle alışıldık restoranımız kapalıydı.At lunchtime today, our usual restaurant was closed because of a funeral in the family.
Son zamanlarda onun konuşma tarzına alıştım.I have recently become accustomed to his way of speaking.
Dün biraz alışveriş yapmak için mağazaya gittim.I went to the department store to do some shopping yesterday.
Sen telefon ettiğinde ben sadece alışverişe çıkmak üzereydim.I was just about to go out shopping when you telephoned.
Sizin için alışveriş yapacağım.I'll do the shopping for you.
Alışverişi sizin için yapacağım.I'll do the shopping for you.
Okul gezimiz alışılmadık bir kar yağışı nedeniyle berbat oldu.Our school trip was spoiled by an unusual snowfall.
Dün Shibuya'da alışverişe çıktım.We went shopping in Shibuya yesterday.
Dün Shibuya'da alışverişe gittim.We went shopping in Shibuya yesterday.
Dün Shibuya'da alışverişe gittik.We went shopping in Shibuya yesterday.
Alışveriş merkezini dolaştık.We wandered round the shopping center.
Biz ayakkabı giymeye alışkınız.We are accustomed to wearing shoes.
Alışveriş yapmak için şehir merkezine gidiyoruz.We go downtown to do shopping.
Arkadaşlarımızla alışverişe gittik.We went shopping with our friends.
Benimle alışverişe gidecek misin?Will you go shopping with me?
Ben öyle pahalı bir mağazadan alışveriş yapmayı göze alamam.I can't afford to shop at such an expensive store.
Gece geç saatlere kadar kalma alışkanlığım yok.I'm not in the habit of staying up late.
Kız kardeşim yemek pişirmeye alışkın değildir.My sister isn't used to cooking.
Hobim alışveriştir.My hobby is shopping.
Erkek kardeşim kısa sürede Tokyo'da yalnız yaşamaya alıştı.My brother soon got used to living alone in Tokyo.
Annem zor işe alışık değildir.My mother is not accustomed to hard work.
Gözlerim henüz karanlığa alışamadı.My eyes haven't yet adjusted to the darkness.
Erken kalkmaya alışkınım.I'm used to getting up early.
Sabah duş almaya alışkınım.I am in the habit of taking a shower in the morning.
Partinize geliyorum ve sana alışılmadık bir hediye getiriyorum.I'm coming to your party and bringing you an unusual present.
Ben o mağazada alışveriş yapmayı seviyorum.I like to shop at that department store.
O mağazada alışverişe gittim.I went shopping at that department store.
Bir odada klima olmadan uyumaya alışkınım.I'm accustomed to sleeping in a room without air conditioning.
Ben zor işe alışkındım.I was accustomed to hard work.
Zor işe alışkın değilim.I am not used to hard work.
Buralarda biraz alışveriş yapmak istiyorum.I want to do some shopping around here.
Böyle bir davranışa alışık değilim.I'm not accustomed to such treatment.
Kendimi bu kötü alışkanlıktan kurtarmaya çalışıyorum.I'm trying to rid myself of this bad habit.
Onu bir alışveriş merkezinde aldım.I bought it at a department store.
Bu kadar kaba bir şekilde konuşulmaya alışkın değilim.I'm not used to being talked to in such a rude manner.
Öyle kaba bir biçimde konuşulmaya alışkın değilim.I am not used to being spoken to in that rude way.
Ben genellikle bu süpermarkette alışveriş yaparım.I usually do my shopping at this supermarket.
Ben bir hediye satın almak amacıyla bir alışveriş merkezine gittim.I went to the department store with a view to buying a present.
Ben otelde kaldım ama diğerleri alışverişe gitti.I stayed at the hotel, but the others went shopping.
Henüz bir iş mektubu yazmaya alışık değilim.I'm not used to writing a business letter, yet.
Kısa sürede herkesin içinde konuşmaya alıştım.I soon got accustomed to speaking in public.
Sonunda kent yaşamına alıştım.I've finally got used to urban life.
Tek başıma alışverişe gitmeyi tercih etmem.I would rather not go shopping alone.
Yalnız yaşamaya alışkınım.I am accustomed to living alone.
Çok çalışmaya alışkınım.I am accustomed to working hard.