alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
çok az iyi fikir-bunun iyi olduğunda hemfikirseniz- gerçekten alışılmışın dışındadır.Very few good ideas -- if you agree that this is a good idea -- very few good ideas are truly novel.
Ve sanırım cevap: Alışveriş yapabilmek bir şeyi diğer şey ile değiştirme alışkanlığıAnd I think the answer is exchange, the habit of exchanging one thing for another.
İçinde alışveriş olmayan kültürler olabilir.You can have culture without exchange.
Fakat aralarında hiçbir fikir alışverişi olmaz.There's no exchange of ideas between them.
Acaba neden fikir alışverişi hayat standartını yükseltir?And why does exchange raise living standards?
Peki bu alışkanlık ne zaman başladı?So when did this habit start?
Topluluklar arası alışveriş yüz binlerce yıl öncesine uzanıyor.Exchange between groups has been going on for a hundred thousand years.
Bu da insan topluluklarının aralarında alışveriş yaptıklarının kanıtıdır.And that's evidence that people have started exchanging between groups.
Peki bu uzun mesafeli hareketlerin bir göç değil de alışverişi gösterdiğini nereden biliyoruz?How do you know that long-distance movement means trade rather than migration?
Böylece uzun mesefaler dolaşan araçların bir göç sonucu değil alışveriş sonucu olduğunu anlıyoruz.So long-distance movement of tools is a sign of trade, not migration.
Merhaba şimdi sizin için birkaç tane en küçük ortak kat problemi alıştırması yapacağım .Hello, I'm now going to do some practice least common multiple problems for you.
Evet? - Alışverişe gitmek istiyorum.I want to go shopping.
Sebebi de x'e göre türev almaya alışkın olmanız. -Because you're so used to taking the derivative with respect to x.
Alışverişten sevgili bulmaya, devrimlere kadar her şeyi değiştiren birtakım protokoller bütünü.It's a set of protocols that has changed everything from shopping to dating to revolutions.
Işık, günlük hayatta karşılaşmaya alışkın olduğumuz hiçbir şeye benzemez aslında.Well, light isn't really like anything we're used to dealing with in our everyday lives.
Ve "Alışveriş hastası aldatan kadın kredi sahtekârlığından sonra arsenik yuttu" yazdılar.And they wrote "Shopaholic Adulteress Swallows Arsenic After Credit Fraud."
Yemek, temizlik, alışveriş, inşaat yapıyor olacaklar.They'll be cooking, cleaning, buying things, shopping, building.
Ne alışveriş ama!What a deal!
"O sizden daha iyi bir tartışmacı; binlerce yıl alıştırma yaptı."He's better at arguing than you are, having had thousands of years to practice."
Bu bölge en alışılmadık, şans eseri Karayiplerden gelen Galapagos canlılarına ev sahipliği yaparThey are home to the most unlikely Galapagos residents chance immigrants from the Caribbean
Hayır, Wood, aslına bakarsan alışverişteydim.No, Wood, actually I was at Von's.
Ben her zaman haftalık alışverişimi sirk palyaçosu şeklinde yaparım.I always do our weekly grocery shopping dressed as a circus clown.
Birçok yabancı oradan alış veriş yapıyor.Lots of foreigners buy their clothing's there.
- Alışırsanız, 0 eşittir eksi 4 veya 0 eşittir 3'ü gördüğünüzde, şaşırmazsınız. -So for that minus that, you get zero is equal to 5 minus 2, which is 3.
Alışık olduğumuz şekilde yazalım şunu.Well, let's put this in the form that we're used to.
Alışmak için birkaç örnek daha yapalım.Let's do a couple more, just to get really warmed.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.There was a big smile on his face which was unusual then, because the news mostly depressed him.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.We would cover our books in grocery bags so it would seem we were just out shopping.
Bu ikisinin denk olduğu fikrine alışmanızı istiyorum. -I want to make you feel comfortable that these two things are equivalent.
Bu sözler aslında söylemek alışılmadık eğlenceli.These words are actually unusually fun to say.
Ben sözümün kesilmesine alıştım. Crowley:Used to being interrupted.\ CROWLEY:
Ve bu normal hesap ve fizik dersinde uğraşmaya alıştığınız şeydir.And this is what you're used to dealing with in just regular calculus or physics class.
Rondoron'un yüzde yüz başarıyla 553 alışveriş gerçekleştirdiğini görebiliyorum.I can see that Rondoron has completed 553 trades with a 100 percent success rate.
Kongre alışılmamış bir şekilde, olabileceği en yüksek değerlerde kutuplaşmıştı.Congress was extraordinarily polarized, as you would expect, about as high as can be.
Beklenmediğe karşı alışılmış.Unexpected versus habitual.
Alışkanlık nedir?What is a habit?
Ve elbette alışkanlıklar mimari tarafından zorla kabul ettiriliyor.And of course habits are enforced by architecture.
Gösteriden çok, bir müzeyi andıran bir alışveriş merkezi ya da bir yüzme havuzu yaratmak.Create a shopping center, a swimming place that is more like a museum than like entertainment.
Alışveriş mi yapıyorsun?Are you shopping?
Bu sadece alıştırmaydı. Ses koçuyla çalışıyorum.I'm working with a vocal coach, strengthening the...
Umarım tam kareye tamamlama konusunda biraz alıştırmanız vardır. .Hopefully you have some practice completing the square.
Bu soğuk algınlığı, onun nefes alışını engelliyor gibiydi.MARLON BRYCE: It just seemed like this cold it was just affecting his breathing.
Üstelik bu durum karşısında alışılmadık bir duruş sergiliyordum.And yet, I had an unusual position toward this.
Tamam,burada canlı yayın her zaman, biz makroları hammeddeleri alışı garantilendikçe.OK.
Bizim alışık olarak düşündüğümüz organize birşey değildi.It wasn't organized in the way we often think of it.
Kana alışık değilim!There's so much blood!
Ah Fei tehlikeye alışıktır, Ama Ay...Fei may be seasoned to danger, but Moon...
Ben balıkçı köyünde yaşamaya alışmışımI'm more suited to life in the fishing village.
Soru-Cevap etkinliklerine alışkınım.Because I'm used to doing Q&As.
Yine de, zamanla, onları aramaya alıştım.However, over time, I got used to looking for them.
Alışveriş merkezine gidip Noel Baba'dan penis isteyeceğim. (sunucu ve seyirciler güler)I'm gonna go to the mall and ask Santa for a penis (host and audience laugh)
Neyse, umarım, bu bilimsel gösterim alıştırmasını kullanışlı bulursunuz. .Anyway, hopefully, you found that scientific notation drill useful.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.I spend most of my time working in the dark; I'm used to that.
Bütün bu kötü alışkanlıklardan kurtuldu."He's someone who escaped from all these bad things."
Öncelikle, bunun bir dönüşüm olduğu fikrine alışmamız lazım. -So the first thing we have to just feel comfortable with is the idea that this is a transformation.
Böylece biraz zaman geçince bir nevi ücretlere alışıp hepsi geri geleceklerdir.So after a while they would all come back because they have sort of gotten used to charges.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı.'But I'm not used to it!' pleaded poor Alice in a piteous tone.
Alice çok sürpriz değildi, o kadar tuhaf şeyler alışmak oldu oluyor.Alice was not much surprised at this, she was getting so used to queer things happening.
Ben bu alışkanlıktan gösterilmemiş bir şey varsa bir kitap Dükkanı, çalışmak için kullanılan,I used to work in a book shop, so I have this habbit, if I see something that's misfiled,
Gecen video'da kucuk sayilarla bazi toplama alistirmalari yapmistik.In the last video we got some practice adding what we could consider smaller numbers.