alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom bu tür işe alıştığını söylüyor.Tom says he's used to this kind of work.
Tom, noel hediyeleri için alışveriş yapıyor.Tom is out shopping for Christmas gifts.
Tom arkadaşlarıyla alışveriş merkezine gitti.Tom went to the mall with his friends.
Tom Mary'nin sızlanmasına alışkındır.Tom is used to Mary's complaining.
Tom bu tür işe alışıktır.Tom is used to this kind of work.
New York'taki Beşinci Cadde'de alışveriş yapmaktan hoşlanırım.I like shopping on Fifth Avenue in New York.
Bu tür sorunlarla uğraşmaya alışkınım.I'm used to dealing with these kind of problems.
Bu tür bir problemle uğraşmaya alışkınım.I'm used to dealing with this kind of problem.
Sabah erken kalkmaya alışkınım.I'm used to getting up early in the morning.
Tanımadığım insanlarla konuşmaya alışkınım.I'm used to talking to people I don't know.
Ben zor kararlar vermeye alışkınım.I'm used to making difficult decisions.
Bir kamp ateşinde yemek yapmaya alışkın değilim.I'm not used to cooking on a campfire.
Tom okul malzemeleri için alışveriş yapıyor.Tom is shopping for school supplies.
Bu tür şeyleri yapmaya alışkınım.I'm used to doing this kind of thing.
Bütün gece yatmamaya alışkın değilim.I'm not used to staying up all night.
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkınım.I'm used to walking long distances.
Ben bu tür olaylara alışkınım.I'm used to this kind of happening.
Ben işleri tek başıma yapmaya alışkınım.I'm used to doing things by myself.
Bunu yapmaya alışkınsın gibi görünüyorsun.You seem to be used to doing this.
Ben yabancılarla konuşmaya alışkınım.I'm used to talking to foreigners.
Sıkı çalışmaya alışkınsın gibi görünüyorsun.You seem to be used to hard work.
Yabancılarla konuşmaya alışkınım.I'm used to talking to strangers.
Bütün gece yatmamaya alışkınım.I'm used to staying up all night.
Çocuklarla konuşmaya alışkınım.I'm used to talking to children.
Bu tür şeylere alışkınım.I'm used to this kind of thing.
Tom'la birlikte arabayla alışveriş merkezine gittim.I drove to the mall with Tom.
Konuşma yapmaya alışkınım.I'm used to making speeches.
Yiyecek alışverişine gittim.I went food shopping.
Geç vakitlere kadar çalışmaya alışkınım.I'm used to working late.
Tom sıcaklığa alışkın.Tom is used to the heat.
Tom soğuğa alışkındır.Tom is used to the cold.
Ben zor işe alışkınım.I'm used to hard work.
Alışverişe gitmekten nefret eder.He hates going shopping.
Sadece alışkanlık edinme.Just don't make it a habit.
Bu alışveriş sepetini kullanabilir miyim?Can I use this shopping cart?
Bu alışveriş arabasını kullanabilir miyim?Can I use this shopping cart?
Kazanmaya alışkınım.I'm used to winning.
Ben kaybetmeye alışkınım.I'm used to losing.
Tembellik, yorulmadan önce dinlenme alışkanlığından başka bir şey değildir.Laziness is nothing more than the habit of resting before you get tired.
İnsan bir alışkanlık yaratıcısıdır.The human being is a creature of habit.
İnsan alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçmez.The human being is a creature of habit.
Alışılmadık sıklıkla yemek yiyorsun, değil mi?You're eating unusually often, aren't you?
Tom alışveriş merkezine geri gitmek için metroya bindi.Tom took the subway back to the mall.
Hangi kötü alışkanlıkların var?What bad habits do you have?
Kötü alışkanlıklarından bazıları nedir?What are some of your bad habits?
Hiç kötü alışkanlıkların var mı?Do you have any bad habits?
Leyla'nın alışkanlıkları değişmedi.Layla's habits didn't change.
Gerekten fazla yeme alışkanlığı sağlık için bir tehlikedir.The habit of eating more than necessary is a danger to health.
"Bu nedir?" "Sadece bir alışveriş listesi.""What's this?" "It's just a shopping list."
Bazı alışkanlıkları kırmak zordur.Some habits are difficult to break.
Kötü alışkanlıklarınızı beslemeyi durdurun.Stop feeding your bad habits.
Sensörler alışılmadık hiçbir şey tespit etmiyor.The sensors aren't detecting anything unusual.
Leyla ve Sami bir alışveriş merkezinde bir araya geldiler.Layla and Sami met at a shopping mall.
Leyla ve Sami bir alışveriş merkezinde buluştular.Layla and Sami met at a shopping mall.
Leyla, Sami'yi alışveriş merkezine götürdü.Layla drove Sami to the shopping mall.
Leyla alışveriş merkezine gitti.Layla went to the mall.
Leyla ve Sami alışveriş merkezine gidecekler.Layla and Sami are going to the mall.
Leyla alışveriş merkezine doğru gitmiyordu.Layla wasn't heading toward the mall.
Leyla'nın erkek arkadaşının alışılmadık bir ismi vardı.Layla's boyfriend had an unusual first name.
Pazartesi günleri genellikle alışverişe çıkmam.I don't usually go shopping on Mondays.