alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Alışveriş yapmak için dışarıdaydık.We were out shopping.
Tom'un hiç kötü alışkanlıkları yok.Tom doesn't have any bad habits.
Tom, Mary'nin nereden alışveriş yaptığını bilmiyor.Tom doesn't know where Mary usually goes shopping.
Tom, Mary'nin genellikle nerede alışveriş yaptığını bilmiyordu.Tom didn't know where Mary usually went shopping.
Tom geceleri çalışmaya alışkın değil.Tom isn't accustomed to working at night.
Yakında köydeki hayata alışacaksınız.You'll soon get used to life in the village.
Bu elbise iyi bir alış.This dress is a good buy.
Tom onu yapmaya alışkın değil.Tom isn't accustomed to doing that.
Noel alışverişi stresli.Christmas shopping is stressful.
Ne zaman Noel alışverişini yaptırmayı bekliyorsun?When do you expect to have your Christmas shopping done?
Noel alışverişi ile başlama zamanı.It's time to get started with the Christmas shopping.
Eşim ve ben Noel alışverişini ekim ayında yaptık.My wife and I did our Christmas shopping in October.
Biraz Noel alışverişi yapmam gerekiyor.I need to do some Christmas shopping.
Noel alışverişini yaptın mı?Have you done your Christmas shopping?
Noel alışverişini bitirdin mi?Have you finished your Christmas shopping?
Noel alışverişin nasıl gidiyor?How's your Christmas shopping coming along?
Tom alışveriş merkezinde biraz alışveriş yaptı.Tom did some shopping at the mall.
İşlere alışacağına eminim.I'm sure you'll get back into the swing of things.
Noel alışverişinizi bitirdiniz mi?Have you already finished your Christmas shopping?
Bazı alışılmamış şeyler yaptık.We did some unconventional things.
Ona alışmak için bir haftaya ihtiyacım vardı.I needed a week to get used to it.
Tom burada çalışmaya alışmış durumda.Tom has gotten accustomed to it working here.
Tom yere oturmaya alışıktır.Tom is accustomed to sitting on the floor.
Tom insanları manipüle etmeye alışkındır.Tom is used to manipulating people.
Tom'un alışkanlıklarını çok iyi bilirim.I know Tom's habits pretty well.
İnsanlar alışkanlık yaratıklarıdır.People are creatures of habit.
İnsanlar alışkanlıklarına bağlıdır.People are creatures of habit.
Biz evde olmaya alışkın değiliz.We're used to not being home.
Tom tacize alışkındır.Tom is used to the abuse.
Bu benim için alışılmadıktır.This is unusual for me.
İstediğiniz yerde alışveriş yapın.Shop wherever you want.
Koşullar alışılmadıktır.Conditions are unusual.
Seyahat etmeye alışkınım.I'm used to traveling.
Buna alışkın değildim.I wasn't used to that.
Biz beklemeye alışkın değiliz.We aren't accustomed to waiting.
Tom henüz işe alışık değil.Tom is not yet accustomed to the work.
Bir insan kötü alışkanlıkları bırakmak için asla çok yaşlı değildir.One is never too old to unlearn bad habits.
Bugün alışverişe gidemezsin.You can't go shopping today.
Sen her zaman yalnız mı alışverişe gidersin?Do you always go shopping by yourself?
Burada alışılmadık bir şey olmaz gibi görünüyor.Nothing unusual seems to happen around here.
Eve giderken biraz alışveriş yaptım.I did some shopping on my way home.
Jamal için hiçbir şey söylemeden kayıp olmak alışılmadıktır.It's unusual for Jamal to go missing without saying anything.
Alıştırma yapıyorum.I exercise.
Alışveriş merkezinde tekrar ona rastladım.I ran into her again at the shopping mall.
Henüz Bayan Jackson olarak çağrılmaya alışkın değilim.I'm not yet used to being called Mrs. Jackson.
Alışveriş merkezimden çıkmanı istiyorumI want you out of my shopping mall.
Leyla ziyaret ettiği her alışveriş merkezinden kozmetik ürünleri satın aldı.Layla bought cosmetics at every shopping mall she visited.
Bugün alışveriş yapmanı istiyorum.I want you to do the shopping today.
Her şeyi son dakikaya bırakma şeklinde kötü bir alışkanlığım var.I have the bad habit of leaving everything to the last minute.
Buna alıştım.I've gotten used to this.
Alışverişe gitmeye niyetlenmiştim.I had intended to go shopping.
Okuma alışkanlıklarınız nasıl değişti?How have your reading habits changed?
Sanırım bir süre sonra buna alışacağım.I suppose I'll get used to it after a while.
Bu öğleden sonra alışveriş yapmayı planlamıştım.I had intended to go shopping this afternoon.
En sonunda Boston'da burada yaşamaya alıştım.I've finally gotten used to living here in Boston.
Neredeyse hiç yalnız alışverişe gitmem.I hardly ever go shopping alone.
Fadıl alışveriş merkezine gitti.Fadil went to the mall.
Fadıl ve Leyla binlerce aşk mektubu alışverişinde bulundu.Fadil and Layla exchanged more than a thousand love letters.
Fadıl uyuşturucu alışkanlığını besleyecek yollar arıyordu.Fadil was looking for ways to feed his drug habit.
Bu soğuk havaya henüz alışmadım.I'm not yet accustomed to this cold weather.