alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O seyahat etmeye alışkın.He's used to traveling.
Yarın öğleden sonra Tom'un bizimle alışverişe gideceğini düşünüyor musun?Do you think Tom will go shopping with us tomorrow afternoon?
Kendimizi buna nasıl alıştırdık?How did we get ourselves into this?
Yarın seninle alışverişe gidemeyebilirim.I may not be able to go shopping with you tomorrow.
Tom'un bu kadar erken burada olması alışılmadık.It's unusual for Tom to be here so early.
Bu gece alışveriş merkezine gidelim.Let's go to the mall tonight.
Tom ve Mary birlikte alışverişe gittiler.Tom and Mary went shopping together.
Tom alışıldığı üzere geç geldi.Tom arrived late as usual.
Tom Mary'ye ne zaman alışverişe gideceğini sordu.Tom asked Mary when she was going to go shopping.
Tom en az haftada bir kez alışverişe gider.Tom goes shopping at least once a week.
Tom Boston'da yaşamaya alıştı.Tom has become accustomed to living in Boston.
Tom Mary'nin dırdırına alıştı.Tom has gotten used to Mary's nagging.
Tom Mary'nin dırdırına alışmaya başladı.Tom has grown accustomed to Mary's nagging.
Tom Boston'da yaşamaya alışıyor.Tom is becoming accustomed to living in Boston.
Tom bugün alışılmışın dışında sakin.Tom is unusually quiet today.
Tom bu gece alışılmadık biçimde geveze.Tom is unusually talkative tonight.
Tom alısün ahizesini alıp kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom Mary'nin cumartesi günleri her zaman alışverişe gitmemesini istiyor.Tom wishes Mary wouldn't always go shopping on Saturdays.
Tom'un yöntemleri alışılmışın dışındaydı.Tom's methods were unorthodox.
Tom köpek yiyeceği için alışverişe gitti.Tom went shopping for dog food.
İkinci bir dil öğrenmek birçok alıştırma gerektirir.Learning a second language requires a lot of practice.
Kesinlikle buna alışmak zorunda kalacaksın.You're just going to have to get used to it.
Bu tür soğuğa alışkınım.I'm used to this kind of cold.
Bu tür sıcaklığa alışkınım.I'm used to this kind of heat.
Bu tür soğuğa alışkın değilim.I'm not used to this kind of cold.
Bu tür sıcaklığa alışkın değilim.I'm not used to this kind of heat.
Bu kadar büyük bir kamyonu sürmeye alışkın değilim.I'm not used to driving a truck this large.
Bu tür trafikte araba sürmeye alışkın değilim.I'm not used to driving in this kind of traffic.
Park Caddesinde mini bir alışveriş merkezi var.There's a mini mall on Park Street.
Boston'da yaşamaya alıştın mı?Have you gotten used to living in Boston?
Boston'da yaşamaya alıştınız mı?Have you gotten used to living in Boston?
Biraz alışveriş yapacağım.I'm going to do some shopping.
Buradaki nemli iklime yavaş yavaş alışıyorum.I'm slowly getting used to the humid climate here.
Benim uyku alışkanlıklarım olimpiyatlar nedeniyle altüst edildi.My sleeping patterns have been turned upside down due to the Olympics.
Çin'de yemek yeme alışkanlıkları son yıllarda hızla Amerikanlaşmaya başlamıştır.Eating habits in China have been rapidly becoming Americanized in recent years.
Her sabah alışverişe giderim.I go shopping every morning.
Tom istediğini almaya alışkındır.Tom is used to getting what he wants.
Sen üzülme. Buna alışacaksın.Don't worry. You'll get used to it.
Neden benimle alışverişe gelmiyorsun?Why don't you come shopping with me?
Öğle yemeğinden sonra alışverişe gideceğim.I'm going to go shopping after lunch.
Mary bana ikinizin alışverişe gittiğinizi söyledi.Mary told me that you two went shopping.
İnsanların yöntemlerimi sorgulamasına alışkın değilim.I'm not used to having people question my methods.
İnsanların sadakatimi sorgulamasına alışık değilim.I'm not used to having people question my loyalty.
İnsanların kararlarımı sorgulamasına alışkın değilim.I'm not used to having people question my decisions.
Defans oyuncuları için birçok gol atmak alışılmadık bir şeydir.It's unusual for defensive players to score many goals.
Yarın alışverişe gideceğim.I'm going to go shopping tomorrow.
Kumar Tom'un kötü alışkanlıklarından biri değil.Gambling isn't one of Tom's vices.
Benim kötü alışkanlıklarım var fakat kumar onlardan biri değil.I have vices, but gambling isn't one of them.
Birçok kötü alışkanlıklarım var ama hamburger türü yiyecek onlardan biri değil.I have many vices, but fast food isn't one of them.
Tom kötü alışkanlıkları olmadığını söylüyor.Tom says he has no vices.
Ona bir günde alışacaksın.You'll get used to it one day.
Tom işe alıştı.Tom got used to the work.
Alışveriş konuşmayalım, tamam mı?Let's not talk shop, OK?
Tom çocuklarla konuşmaya alışkın.Tom is used to talking to children.
Tom yabancılarla konuşmaya alışkın.Tom is used to talking to strangers.
Tom herkesin önünde konuşmaya alışkın değil.Tom isn't used to speaking in public.
Tom geç saatlere kadar yatmamaya alışkın.Tom is used to staying up late.
Tom bütün gece yatmamaya alışkındır.Tom is used to staying up all night.
Tom'un annesi onun alışverişini ve ev işlerini yapması için ona çok güveniyor.Tom's mother relies heavily on him to do her shopping and household chores.
Tom bana seni alışveriş merkezinde gördüğünü söyledi.Tom told me he saw you at the mall.