alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom oturmaya alışkın.Tom is used to sitting.
Ben buna alışığım.I'm accustomed to this.
Alışverişimizi yapmak için şehir merkezine gidelim.Let's go downtown to do our shopping.
Alison yemek yapamaz.Alison cannot cook.
Bu Fransızca alıştırmalar kolay değil.These French exercises are not easy.
Bizim yapılacak birçok alışverişimiz var.We have many purchases to make.
Alıştırmaları düzeltmeyi tamamladı.She has finished correcting the exercises.
Beklemeye alışkınız.We're used to waiting.
Biz buna alışkınız.We're used to that.
Daha sonra alışverişe gidebiliriz.We can go shopping later.
Alışverişe gitmek istiyor musun?Do you want to go shopping?
Mary servete konduktan sonra bir alışveriş çılgınlığına devam etti.Mary went on a shopping spree after coming into some money.
Şimdiye kadar buna alışmalısın.You should be used to this by now.
Havaya alışacaksın.You'll get used to the weather.
Geç saatlere kadar yatmamaya alışkınız.We're used to staying up late.
Buna alış Tom.Get used to it, Tom.
Mary Tom'un karamsarlığına alışkın.Mary is used to Tom's moods.
Bu tür işe alışkınım.I'm used to this kind of work.
Alışverişe gittiğimizi söyledin.You said we were going shopping.
Buna alışkınsın, değil mi?You're used to that, aren't you?
Tom seyahat etmeye alışkın.Tom is used to traveling.
Tom bugün alışverişe gidemez.Tom can't go shopping today.
Tom alışverişe gitmeye niyetleniyor.Tom intends to go shopping.
Tom bana herkesin içinde konuşmaya alışkın olmadığını söyledi.Tom told me that he wasn't used to speaking in public.
Gerçeğe alışmalıyız.We should get used to the reality.
Tom bu öğleden sonra annesi ile alışverişe gitmek zorunda.Tom has to go shopping with his mother this afternoon.
Tom erken kalkmaya alışık.Tom is accustomed to getting up early.
Tom Mary'nin şikayet ettiğini duymaya alışkın.Tom is used to hearing Mary complain.
Tom uzun mesafeleri yürümeye alışkın.Tom is used to walking long distances.
Tom çok çalışmaya alışkın.Tom is accustomed to working hard.
Tom tek başına alışverişe gitmeye karar verdi.Tom decided to go shopping by himself.
Bunun dışında bir alışkanlık yapma.Don't make a habit out of it.
Tom çocuklarla alışverişe gitti.Tom has gone shopping with the kids.
Tom alışveriş listesindeki her şeyi satın aldı.Tom bought everything on his shopping list.
Tom neredeyse alışveriş listesindeki her şeyi alabildi.Tom was able to buy almost everything on his shopping list.
Tom alışveriş merkezine gitti.Tom has gone to the mall.
Tom, Mary'ye bir doğum günü hediyesi için alışverişe çıkıyor.Tom is out shopping for a birthday gift for Mary.
Tom dışarıda ayakkabı alışverişi yapıyor.Tom is out shopping for shoes.
Tom duruma alışkındır.Tom is familiar with the situation.
Tom o tür duruma alışkın.Tom is used to that type of situation.
Tom konuşmalar yapmaya alışkındır.Tom is used to making speeches.
Buna alışın.Get used to that.
Tom bu tür şeye alışkın.Tom is used to this kind of thing.
Tom sadece buna alışıyor.Tom is just getting used to this.
Tom zor işe alışkın.Tom is accustomed to hard work.
Arkadaşlarımla alışveriş merkezine gittim.I went to the mall with my friends.
Tom alışveriş merkezine gitmeyi seviyor.Tom loves going to the mall.
Alışverişe gitmeye ihtiyacımız var.We need to go shopping.
Alışverişe gitmem gerekiyor.I need to go shopping.
Alışveriş yapmayı sevmek isterdim.I would love to go shopping.
Bayılana kadar alışveriş yap.Shop till you drop.
Bana alışveriş merkezinin akşam 9.00'da kapandığını söyleyen kişi hatalıydı.The person that told me the mall closes at 9:00 p.m. was wrong.
Sigara içmek sağlıklı bir alışkanlık değildir.Smoking is not a healthy habit.
Bizimle alışverişe gitmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to go shopping with us?
Tom, bütün gün masasında oturmaya alışkın.Tom is used to sitting all day at his desk.
Sigara içmek iğrenç bir alışkanlıktır.Smoking is a disgusting habit.
Neden sigara içmenin iğrenç bir alışkanlık olduğunu düşünüyorsun?Why do you think smoking is a disgusting habit?
Onun yalan söyleme alışkanlığı var.He has a habit of telling lies.
Burada yaşamaya alışabildiğimi düşünüyorum.I think I could get used to living here.
Bu bitirebileceğin bir alışkanlık.It's a habit you can break.

İlgili Sayfalar