alış ile cümle
alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ben alışverişten sorumluyum.I'm in charge of shopping.
Tom alışveriş merkezine gidecek.Tom is going to the mall.
Bu alışılmış değil, değil mi?That's unusual, isn't it?
Ben buna alışık değilim.I'm unaccustomed to this.
Ben yorgun olmaya alışkınım.I'm used to being tired.
Market alışverişi yapmam gerekiyor.I need to get groceries.
Burada birçok insan alışveriş yapar.Many people shop here.
Ben şu ana kadar buna alıştım.I'm used to it by now.
Karanlığa alışkınım.I'm used to the dark.
Ona alışkın değilim.I'm not used to it.
Ben buna alışkınım.I'm used to that.
O, alışverişe gitmeyi sever.She loves to go shopping.
Onlar bir karara varmadan önce fikir alışverişinde bulundu.They exchanged ideas before reaching a decision.
Sık sık evimin yanındaki süpermarkete alışverişe giderim.I often go shopping at the supermarket near my house.
"Annen nerede, Tom?" "O, kız kardeşimle birlikte dışarıda alışveriş ediyor.""Where's your mom, Tom?" "She's out shopping with my sis."
Gerektiğinde yalnız yaşamaya alışacaksın.You'll get used to living alone in a pinch.
Bizden bazı kötü alışkanlıklar alıyorsun.You're picking up some bad habits from us.
Biraz alışveriş yapmak için hala zaman var.There's still time to do some shopping.
Tom bazı alışveriş torbaları taşıyordu.Tom was carrying some shopping bags.
Kötü bir alışkanlık.It's a bad habit.
Kültür onun alışkın olduğundan tamamen farklıydı.The culture was completely different from the one she was used to.
Telefon soygunu alışılmadık bir şekilde engellendi.Phone robbery thwarted in unusual manner.
Alışveriş merkezinde üç mağaza var.There are three stores in the mall.
Bu alışılmadık derecede uzun bir cümle.This is an unusually long sentence.
Eski alışkanlıkları kırmak zordur.Old habits are hard to break.
İnsan alışkanlığın bir kölesidir.Man is a slave of habit.
Bu tür zor işe alışkın değilim.I'm not used to this kind of hard work.
Yakında gürültüye alışacaksın.You'll soon get used to the noise.
Yakında gürültüye alışacaksınız.You'll soon get used to the noise.
Bu soğuk havaya alışkınım.I'm used to this cold weather.
Tom ebeveynleri dışarıda alışveriş yapıyorken Mary ile ilgilendi.Tom looked after Mary while her parents were out shopping.
Onlar yoğun bir yol yakınında yaşıyor ama şimdiye kadar gürültüye alışmış olmalılar.They live near a busy road, but must be used to the noise by now.
Bu, ekilmesi gereken bir alışkanlıktır.This is a habit that must be cultivated.
Benimle alışveriş merkezine gitmek ister misin?Would you like to go to the shopping mall with me?
Sen tamamen doğru söylüyorsun; alışkanlıklar insanların hayatında çok büyük rol oynar.You are entirely correct; habits play a very large role in people's lives.
Bu saat gerçekten iyi bir alış.This watch is a really good buy.
Senin aksine, ben hatalarımı kabul etmeye alışkınım.Unlike yourself, I'm used to acknowledging my mistakes.
O, o tür duruma alışkındır.He is used to that type of situation.
Olumsuzca düşünmek alışkanlık haline gelebilir.Thinking negatively can become a habit.
O, yavaş yavaş yeni duruma alışıyor.She's gradually getting used to the new situation.
Alışverişe gitme zamanı.It's time to go shopping.
Ben giysiler için alışverişi severim.I love shopping for clothes.
Yeme alışkanlıklarını değiştirsen iyi olur.You'd better change your eating habits.
Tom Mary ile birlikte alışveriş yapmaktan nefret ediyor.Tom hates shopping with Mary.
Tom alışverişten nefret ediyor.Tom hates shopping.
Mary, Tom'un davranış ve iş alışkanlıklarındaki belirgin değişimi farketmişti.Mary had noted a distinct change in Tom's behavior and work habits.
Buna hızla alışacaksın.You'll get used to it rapidly.
Alışveriş merkezine gidelim.Let's go to the mall.
Tom bir mağazada alışverişe gitti.Tom went shopping at a department store.
Tom herkesin önünde konuşmaya alışkındır.Tom is used to speaking in public.
O kötü bir alışkanlıktan kurtuldu.She got rid of a bad habit.
Tom nerede alışveriş yapar?Where does Tom shop?
Bunu bir alışkanlık haline getirmemeye çalış.Try not to make a habit of this.
Ayda kaç kez alışveriş merkezine gidersin?How many times a month do you go to the mall?
O büyük bir alışveriş merkezi inşa etti.He built a large shopping center.
Bir şey almak için alışverişe gittim.I went shopping to buy something.
Bugün canım seninle alışverişe gitmek istemiyor.I don't feel like going shopping with you today.
Alışveriş merkezine gidiyoruz.We're going to the mall.
Karım kasabada alışveriş yaparken ben mutfakta etrafı toparladım.While my wife was shopping in town, I tidied up in the kitchen.
Bugün alışverişe gidemiyorum.I can't go shopping today.