Ana içeriğe geç
Sözlük

alışılagelmiş ile cümle

alışılagelmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
6
HECE
6
ORT. KELİME
Bir diğer alışılagelmiş kitap türü, tek ülke için yayınlanan "Pul ve Posta Tarihi" kitaplarıdır.Another common sort of book is the comprehensive "Stamps and Postal History" of a single country.
Tipik Lewis bazları amonyak ve alkik aminler gibi alışılagelmiş aminlerdir.Typical Lewis bases are conventional amines such as ammonia and alkyl amines.
Bu noktada Büyük Ordunun alışılagelmiş taktikleri aleyhine işlemekteydi.To date the standard methods of the Grande Armée were working against it.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.The fine broke the culture of the daycare center.
Cezayla bozulan alışılagelmiş davranış aynen devam etti.The culture that got broken by the fine stayed broken when the fine was removed.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.They would assume the commanding role of traditional disciplines.
Umarım, bunu bulmak, artık, sizin için alışılagelmiş bir işlemdir.This hopefully is a bit of second nature to you now.
Ve ne yazık ki bu ülkede alışılagelmiş olarak sorunlarımızdan konuşmayı sevmiyoruz.And yet, we have in this country this dynamic where we really don't like to talk about our problems.
Birincisi alışılagelmiş yöntemle olur.One is just in the traditional way.
Tanıdığım itfaiyeciler bunun alışılagelmiş olduğunu söyledi.People I know who are firemen told me that this is not uncommon.
Bağışlayıcı bir Muzaffer olarak bilinen Sezar için bu eylem pek alışılagelmiş değildir.Ce comportement est insolite pour César, qui était connu comme un vainqueur généreux.
Alışılagelmiş bir hoparlör tasarımında da en büyük farkı budur.Esternamente cambiò anche la calandra di disegno più convenzionale.
Çıkış gazı hızının deniz seviyesinde ses hızının 10 katına kadar ulaşması alışılagelmiş bir durumdur.Скорость газа на выходе обычно десятикратно превышает скорость звука на уровне моря.
Tipik Lewis bazları amonyak ve alkik aminler gibi alışılagelmiş aminlerdir.Skarabéer är fortfarande populära som smycken och amuletter.
Köyün yemekleri alışılagelmiş olan Türk yemeklerdir.Mâncarea gătită continuă să fie preferată de populația turcă.
Yaşanan, alışılagelmişin çok üstünde yıkıcı bir fırtınaydı.Vjerojatno davljenjem, kakav je bio običaj.
Bu alışılagelmiş tanım, bu dörtlünün edebi başarılarındaki kapsamlı uyumu ortaya koymaktadır.Niinimetatud Ilvesekivi tuletab meelde selle konkreetse jahi edu.
Birincisi alışılagelmiş yöntemle olur.Een is de traditionele wijze.
Birincisi alışılagelmiş yöntemle olur.그 중 한 가지는 전통적인 방법입니다.
Birincisi alışılagelmiş yöntemle olur.Możemy podejść tradycyjnie.
Birincisi alışılagelmiş yöntemle olur.Uma delas é a maneira tradicional.
Birincisi alışılagelmiş yöntemle olur.Перший це звичайний шлях.
Birincisi alışılagelmiş yöntemle olur.Първият е традиционният начин
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Acestea vor lua rolul de coordonare a disciplinelor tradiţionale.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Assumerebbero quindi il ruolo guida che fu delle discipline tradizionali.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Chúng sẽ đảm nhận vai trò chỉ huy của những nguyên tắc truyền thống.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Estos asumirian el papel dominante de las disciplinas tradicionales.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Ils orienteront l'enseignement des disciplines traditionnelles.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.이런 것들이 전통적 학문분과들이 차지했던 지배적 위치를 차지할 것입니다.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Osiągnęły przewodnią rolę wobec tradycyjnych dyscyplin.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Sie würden die übergeordnete Rolle gegenüber den traditionellen Disziplinen einnehmen.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Zij zouden de richtinggevende rol van de traditionele disciplines overnemen.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Θα έπαιρναν τον κυρίαρχο ρόλο των παραδοσιακών αρχών.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Вони посіли б чільне місце традиційних дисциплін.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Они примут ведущую роль традиционных дисциплин.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.Те ще приемат доминиращата роля на традиционните дисциплини.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.הם יקבלו את תפקיד ההובלה במקום הדיסציפלינות המסורתיות.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.وتولوا دور قيادي من التخصصات التقليدية.
Bu konular alışılagelmiş ders başlıklarının yerine geçti.しかし 分割するというよりも 結びつけようと計画しています
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.A büntetés megtörte a napközi kultúráját.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Amenda a spart cultura grădiniței.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.A multa quebrou a cultura da creche.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.De boete veranderde de cultuur van de kinderkribbe.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Denda yg diterapkan merusak budaya pada panti-panti penitipan anak itu
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Die Strafe hat die Kultur in der Tagesstätte zerstört.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Kara zburzyła kulturę obowiązującą w przedszkolu.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.벌금제가 탁아소의 문화를 파괴했습니다.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.L'amende a brisé la culture de la crèche.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.La multa ha "rotto" la cultura dell'asilo-nido.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.La multa rompió la cultura de la guardería.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Pokuta nalomila kultúru day-care centier.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Pokuta zničila kulturu družin.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Việc phạt tiền phá vỡ văn hóa ở trung tâm chăm sóc hàng ngày.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Το πρόστιμο διάρρηξε την κουλτούρα που υπήρχε στο κέντρο ημερήσιας φροντίδας.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Введение штрафа нарушило культуру отношений между родителями и детским садом.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Введення штрафу порушило культуру стосунків у дитячих садках.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.Глобата е нарушила културата на детската градина.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.הקנס שבר את התרבות של מעונות היום.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.لقد هدمت الغرامة ثقافة مركز الرعاية النهارية.
Ceza, kreşin alışılagelmişini bozdu.壊してしまったのです 罰金を設けたことで
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod