alışık ile cümle
alışık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Birçok alisiklik bileşiğin oluşumunda halka kapanma modu Baldwin'in kuralları ile tahmin edilebilir.O modo de fechamento do anel na formação de muitos alicíclicos pode ser predito pelas regras de Baldwin.
Sonraki yıllarda bununla yetinmeyip Sadri Alışık Akademi'de oyunculuk eğitimi aldı.Quem pode com essa idade ter freqüentado academia?
Alisiklik bileşikler bağlı bir veya daha fazla alifatik yan zincir içerebilir.Compostos alicíclicos podem ou não ter cadeias alifáticas laterais.
Mary şımartılmaya alışıktı.Mary costumava ser mimada.
Groteskteki gülme olgusu, alışık olduğumuzun tersi bir durumla karşılaştığımızda aldığımız hazdan kaynaklanır.De eerste is de spontane lach, die verschijnt als je met een komische situatie geconfronteerd wordt.
Bu balıklar yüksek basınç ve ışık yokluğu alışıktır.Deze vissen zijn gewend aan hoge druk en aan de afwezigheid van licht.
Saf şeytan yerine, Ren daha alışık olduğumuz bir şey: O bir insandır.Stąd mówiąc o człowieku, zamiast używać tradycyjnego określenia dusza, mówi o osobie.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?(Röker du? = Har du för vana att röka?
Esir ortamına alışık değillerdir.De åker inte fast för vandaliseringen.
Aynı zamanda kabuslardan alışık olduğumuz bir baş dönmesi ve çarpık görme hissine kapılmamıza yol açar.Важко уявити, якою сумішшю заздрості і презирства на нас будуть дивитися нові покоління.
Sonunda hiç alışık olmadıkları bir şeyi yapmaya karar verirler: Çalışmak!Зрештою, вони вирішують зробити те, до чого не звикли: працювати!
"Anons hiç alışık olmadığımız bir tarzda yapıldı.Jde však o Antonína úplně jiného, než na jakého jsme byli zvyklí z předcházejících dílů.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?Fumează Sam frecvent?
Her yıl Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Ödülleri dağıtmaktadır.Uniunea acordă premii teatrale pentru fiecare an calendaristic încheiat.
Böyle bir davranışa alışık değilim.Nu sunt obișnuit cu un astfel de comportament.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?Az elektromos cigaretta megöli a dohányzást?
Birçok alisiklik bileşiğin oluşumunda halka kapanma modu Baldwin'in kuralları ile tahmin edilebilir.Számos aliciklusos vegyület képződésekor a gyűrűzáródás módja a Baldwin-szabály alapján jósolható meg.
Esir ortamına alışık değillerdir.Fogságának körülményei nem ismertek.
Kilisenin girişi alışık olunduğu üzere batı yönünde bulunur.A templom érdekessége, hogy a szokástól eltérően a bejárat a keleti oldalon van.
Bunun üzerine Sertan Eser o dönem alışık olunmayan yüksek bir transfer ücretiyle Beşiktaş transfer oldu.Ebből olyan jövedelem származott, ami messze meghaladta a békeszerződés értelmében fizetendő évi adót.
Alisiklik bileşik, hem alifatik hem de siklik olan organik bir bileşiktir.Yhdiste on siis sekä alifaattinen että syklinen.
Ben herkesin önünde konuşmaya alışık değilim.En ole tottunut puhumaan julkisesti.
Evet hiç alışık olmadığım bir durum.Είναι δικαίωμά μου να μην είμαι συνηθισμένος.
Sam sigara içmeye alışık mıdır?Το τσιγάρο χρησιμοποιείται για το κάπνισμα.
HoloLens gözbebekleri arasındaki mesafeye (IPD) kalibre veya kullanıcının vizyon alışık olmalıdır.Τα HoloLens πρέπει να βαθμονομηθούν με την απόσταση μεταξύ τους (IPD) ή με τη συνηθισμένη όραση του χρήστη.
Esir ortamına alışık değillerdir.Befolkningen er ikke vant til udlændinge.
Şehir Budapeşte’den Macaristan’ın ana ulaşım merkezinden bir dereceye kadar kendi başına kalmasına alışık.Byen pleide å være noe isolert fra Budapest, Ungarns hovedhub for kommunikasjon.
Alisiklik bileşikler bağlı bir veya daha fazla alifatik yan zincir içerebilir.Senyawa alisiklik dapat memiliki satu atau lebih rantai cabang alifatik.
Birçok alisiklik bileşiğin oluşumunda halka kapanma modu Baldwin'in kuralları ile tahmin edilebilir.Moda penutupan cincin dalam pembentukan banyak senyawa alisiklik dapat diprediksi melalui aturan Baldwin.
Sairin bu iki vezne de çok alisik olduğu hakimiyetinden anlasiliyor.Boas pun memberitahu bahwa kerabat itu memiliki kewajiban ganda.
Sonunda hiç alışık olmadıkları bir şeyi yapmaya karar verirler: Çalışmak!Cô buộc phải sống theo cách mà cô không hề muốn chút nào: không được làm việc và trở nên vô dụng.
Tümü Sadri Alışık tarafından canlandırılmıştı.上総介広常によって斬首された。
Sadri Alışık....きのこ習慣!
Bu konudaki ünlü bir söz şudur: “Alışık olmayan göze ışık, alıştıra alıştıra verilir.”当たりギャグは「なんせあっしは旅慣れてやすからねぇ」である。
Tembel bünyesi buna hiç de alışık değildir.ちひゃーはこのスキンシップにまだあまり慣れていないらしい。
O günden sonra bu alışık olmadığı dünyada farklı bir kişilik olarak ortaya çıkar.ある日、この世界が以前いた世界と違うことに気づく。
Esir ortamına alışık değillerdir.予備兵に服役の年限はない。
Birçok alisiklik bileşiğin oluşumunda halka kapanma modu Baldwin'in kuralları ile tahmin edilebilir.很多脂环族化合物的生成反应可由Baldwin闭环规则预测。
Bugün ise aynı binada Sadri Alışık Tiyatrosu bulunmaktadır.這是本劇中另外一個相當常見的經典橋段。
Esir ortamına alışık değillerdir.無何復入掠。
Çoğu izleyici bu numaraya Beverly Hills, 90210 adlı diziden alışıktır.拍檔名和舊名典故來自《Beverly Hills 90210》。
Sadri Alışık....פרטי המנהג...
Gemide kadın varlığına alışık olmayan mürettebatta huzursuzluk baş gösterir.מתח ניצת בקרב הצוות, אשר אינם רגילים להימצאותה של אישה על הספינה.
Bunlara alışık olduğumuz için pek aldırış etmiyorduk.איננו מרגישים את הלחץ כלל מכיוון שאנו רגילים אליו.
Filmin başrol oyuncusu Sadri Alışık'tır.סגנונו הקומי של הסרט הוא יוצא דופן.
Tembel bünyesi buna hiç de alışık değildir.אולם, הרפתקה אפית היא לעיתים לא כזו סטראוטיפית.
Daha sonra Sadri Alışık Tiyatrosu’nda çalıştı.Neskôr pracoval v Historickom ústave SAV.
Bugün ise aynı binada Sadri Alışık Tiyatrosu bulunmaktadır.V súčasnosti v tejto budove pôsobí Staré divadlo.
Eskişehirspor bundan sonra hakem hatalarına alışık olacak demektir.Surintendant po tomto sľube upadol opäť do starých zlozvykov.
Alisiklik bileşikler bağlı bir veya daha fazla alifatik yan zincir içerebilir.Aliciklične spojine imajo lahko eno ali več alifatskih stranskih verig.
Sadri Alışık....Ona Navickaitė.
Esir ortamına alışık değillerdir.Jie nepriklauso prelatūros kunigijai.
Askerler tehlikeye alışıktı.Kareiviai buvo pripratę prie pavojaus.
Askerler tehlikeye alışıktırlar.Kariai pripratę prie pavojaus.
O, işe alışıktır.Jis pripratęs prie darbo.
Herkesin önünde konuşmalar yapmaya alışık değilim.Aš nesu pripratęs sakyti kalbą prieš visus.
Tom dışarıda çalışmaya alışıktır.Tomas yra pripratęs dirbti lauke.
Yalnız yatmaya alışık değildi.Jis nebuvo pripratęs miegoti vienas.
Annem zor işe alışık değildir.Mano mama nepripratus prie sunkaus darbo.
Tom yalın ayak yürümeye alışık değildir.Tomas nepripratęs vaikščioti basomis kojomis.