alçak ile cümle

alçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Însă cîţiva oameni din Aşer, din Manase şi Zabulon, s'au smerit şi au venit la Ierusalim.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.I rozkazał Ezechyjasz, aby sprawiono szpichlerze przy domu Pańskim. I sprawiono je.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.그러나 아셀과 므낫세와 스불론 중에서 몇사람이 스스로 겸비하여 예루살렘에 이르렀고
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Kuitenkin Asserista, Manassesta ja Sebulonista muutamat nöyrtyivät ja tulivat Jerusalemiin.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Mindazáltal némelyek az Áser, Manasse és a Zebulon nemzetségébõl megalázák magokat, és eljövének Jeruzsálembe.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Solamente algunos hombres de Aser, de Manasés y de Zabulón se humillaron y fueron a Jerusalén
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Solo alcuni di Aser, di Manàsse e di Zàbulon si umiliarono e vennero a Gerusalemme
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Tapi, ada juga orang-orang dari suku Asyer, Manasye, dan Zebulon yang mau datang ke Yerusalem
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Todavia alguns de Aser, e de Manassés, e de Zebulom, se humilharam e vieram a Jerusalém.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Τινες ομως εκ του Ασηρ και Μανασση και Ζαβουλων υπεκλιναν και ηλθον εις Ιερουσαλημ.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Някои обаче от Асира, Манасия и Завулона се смириха и дойдоха в Ерусалим.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Однако некоторые из колена Асирова, Манассиина и Завулонова смирились и пришли в Иерусалим.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.אך אנשים מאשר ומנשה ומזבלון נכנעו ויבאו לירושלם׃
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.الا ان قوم من اشير ومنسّى وزبولون تواضعوا وأتوا الى اورشليم.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.然 而 亞 設 、 瑪 拿 西 、 西 布 倫 中 、 也 有 人 自 卑 、 來 到 耶 路 撒 冷
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.然而 亞設 、 瑪拿西 、 西 布 倫中 、 也 有 人 自卑 、 來到 耶路撒冷
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.A ty, jeho syn, Balsazáre, neponížil si svojho srdca, hocaj si toto všetko vedel.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Dar tu, Belşaţar, fiul lui, nu ţi-ai smerit inima, măcarcă ai ştiut toate aceste lucruri.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.És te, Belsazár, az õ fia, nem aláztad meg a szívedet, noha mindezt tudtad.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Et toi, Belschatsar, son fils, tu n`as pas humilié ton coeur, quoique tu susses toutes ces choses.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.E tu, Belsazar, que és seu filho, não humilhaste o teu coração, ainda que soubeste tudo isso;
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.In ti, Belsazar, sin njegov, si nisi ponižal srca svojega, čeprav si vedel to vse.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.벨사살이여 왕은 그의 아들이 되어서 이것을 다 알고도 오히려 마음을 낮추지 아니하고
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Men du Belsasar, hans sønn, har ikke ydmyket ditt hjerte, enda du visste alt dette;
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Men du, Belsassar, hans son, som har vetat allt detta, har ändå icke ödmjukat ditt hjärta,
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Men du, Belsazzar, hans Søn, har ikke ydmyget dit Hjerte, skønt du vidste alt dette;
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Mutta sinä, hänen poikansa Belsassar, et ole nöyryyttänyt sydäntäsi, vaikka tämän kaiken tiesit;
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Pero tú, su hijo Belsasar, a pesar de que sabías todo esto, no has humillado tu corazón
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Tetapi putranya, yaitu Tuanku sendiri, tidak mau merendahkan diri, meskipun Tuanku tahu semuanya itu
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Tu, Baldassàr suo figlio, non hai umiliato il tuo cuore, sebbene tu fossi a conoscenza di tutto questo
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Ty také, synu jeho Balsazaře, neponížil jsi srdce svého, ačkolis o tom o všem věděl.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Ty, też, Balsazarze, synu jego! nie upokorzyłeś serca swego, chociażeś to wszystko wiedział.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Und du, Belsazer, sein Sohn, hast dein Herz nicht gedemütigt, ob du wohl solches alles weißt,
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.U, zijn zoon Belsazar, was van dit alles op de hoogte, maar u hebt u desondanks niet vernederd.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.Και συ ο υιος αυτου, ο Βαλτασαρ, δεν εταπεινωσας την καρδιαν σου, ενω εγνωριζες παντα ταυτα
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.А ти, негов внук, Валтасаре, не си смирил сърцето си, ако и да знаеше всичко това,
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.И ты, сын его Валтасар, не смирил сердца твоего, хотя знал все это,
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.ואנתה ברה בלשאצר לא השפלת לבבך כל קבל די כל דנה ידעת׃
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.وانت يا بيلشاصر ابنه لم تضع قلبك مع انك عرفت كل هذا.
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.伯 沙 撒 阿 、 你 是 他 的 兒 子 、 〔 或 作 孫 子 〕 你 雖 知 道 這 一 切 、 你 心 仍 不 自 卑
‹‹Ama ey sen, onun torunu Belşassar, bunların hepsini bildiğin halde alçakgönüllülüğü benimsemedin.伯沙撒阿 、 你 是 他 的 兒子 、 〔 或 作孫子 〕 你 雖 知道 這 一切 、 你 心 仍 不 自卑
Ama yolu, onları alçak gönüllülükle çözmek olmalı-하지만 우리가 그것들을 해결하는 방식은 신 콤플렉스를 버리고
Ama yolu, onları alçak gönüllülükle çözmek olmalı-Nhưng cái cách để giải quyết chúng
Ama yolu, onları alçak gönüllülükle çözmek olmalı-Pero la manera de hacerlo es con humildad.
Ama yolu, onları alçak gönüllülükle çözmek olmalı-אבל האופן שבו אנחנו פותרים אותן זה בענווה -
Ama yolu, onları alçak gönüllülükle çözmek olmalı-والطريقة التي يمكننا حل تلك المشكلات المعقدة هي الطريقة الانسانية ..
Ama yolu, onları alçak gönüllülükle çözmek olmalı-謙虚な取り組みによるものです ゴッド・コンプレックスは捨てて
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Aniž se ponížil před Hospodinem, jako se ponížil Manasses otec jeho, nýbrž on Amon mnohem více hřešil.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Han ydmygede sig ikke for HERRENs Åsyn, som hans Fader Manasse havde gjort, men Amon dyngede Skyld på Skyld.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.이 아몬이 그 부친 므낫세의 스스로 겸비함 같이 여호와 앞에서 스스로 겸비치 아니하고 더욱 범죄하더니
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Która rzekła do nich: Tak mówi Pan, Bóg Izraelski: Powiedzcie mężowi, który was posłał do mnie:
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Meg sem alázá magát az Úr elõtt, mint az õ atyja Manasse megalázta magát; hanem még sokasítá Amon a bûnt.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Nepokoril sa pred Hospodinom, ako sa pokoril Manasses, jeho otec, lebo on, Amon, hrešil o mnoho viac.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Non si umiliò davanti al Signore, come si era umiliato Manàsse suo padre; anzi Amòn aumentò le sue colpe
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.Pero nunca se humilló delante de Jehovah, como se humilló su padre. Al contrario, Amón añadió más a su culpa
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.И не смирился пред лицем Господним, как смирился Манассия, отец его;напротив, Амон умножил свои грехи.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.ולא נכנע מלפני יהוה כהכנע מנשה אביו כי הוא אמון הרבה אשמה׃
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.ولم يتواضع امام الرب كما تواضع منسّى ابوه بل ازداد آمون اثما.
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.不 在 耶 和 華 面 前 像 他 父 瑪 拿 西 自 卑 . 這 亞 們 所 犯 的 罪 、 越 犯 越 大
Ancak RABbin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası Manaşşenin tersine, giderek suçunu artırdı.不 在 耶和華 面前 像 他 父瑪拿西 自卑 . 這亞們 所 犯 的 罪 、 越 犯 越大
İlgili Sayfalar