alçak ile cümle

alçak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.A kisebb csillagok vöröses árnyalatot kapnak.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Anna matalimmille tähdille punertava väri.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Cho các sao bên dưới màu thiếc đỏ.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Da a las estrellas inferiores un tono rojizo.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Dà alle stelle più basse una tinta rosseggiante.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Dá às estrelas mais baixas um tom avermelhado.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Dá nižším hviezdam červený nádych.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Dodá hvězdám vespod obrazovky červený nádech
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Dodaje niższym gwiazdom czerwonawy odcień.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Donne une teinte rougeâtre aux étoiles du bas
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Geeft de laagste sterren een roodachtige tint.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Ger lägre stjärnor en rödaktig färgton.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Gibt den unteren Sternen einen Rotstich.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Giver lavere stjerner en rød tone.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.낮은 별들에게 붉은 색조를 줍니다.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Nižjim zvezdam da rdečkast odtenek
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Δίνει στα χαμηλά άστρα ένα κοκκινωπό χρωματικό τόνο.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Задаване на червеникав отенък на ниските звезди.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Надає нижнім зіркам червонуватий відтінок.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.Показывать звёзды в красно- синей гамме.
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.נותן גוון אדום לכוכבים נמוכים
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.أعط النجوم الدنيا أثرا لونيا أحمر
Alçak yıldızlara kızıl gölge verir.大気の影響をまねて、地平線に近い星に赤みを加えます。
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.(36:11) А кроткие наследуют землю и насладятся множеством мира.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Aber die Elenden werden das Land erben und Lust haben in großem Frieden.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Ale pokorní zdedia zem a budú sa tešiť veľkému pokoju.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Ale tiší dědičně obdrží zemi, a rozkoš míti budou ve množství pokoje.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.A szelidek pedig öröklik a földet, és gyönyörködnek nagy békességben.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Cei blînzi moştenesc ţara, şi au belşug de pace.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.I miti invece possederanno la terra e godranno di una grande pace
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.오직 온유한 자는 땅을 차지하며 풍부한 화평으로 즐기리로다
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Krotki pa bodo podedovali deželo in se radovali v obilosti miru.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Lecz pokorni odziedziczą ziemię, i rozkochają się w wielkości pokoju.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Les misérables possèdent le pays, Et ils jouissent abondamment de la paix.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Maar wie nederig van hart is, zal in het land mogen wonen en genieten van een onuitsprekelijke vrede.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Mas os mansos herdarão a terra, e se deleitarão na abundância de paz.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Men de ödmjuka skola besitta landet och hugnas av stor frid.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Men de sagtmodige skal arve Landet, de fryder sig ved megen Fred.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Men de saktmodige skal arve landet og glede sig ved megen fred.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Mutta nöyrät perivät maan ja iloitsevat suuresta rauhasta.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Orang yang rendah hati akan mewarisi tanah itu, dan menikmati kemakmuran yang berlimpah
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Pero los mansos heredarán la tierra y se deleitarán por la abundancia de paz
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Song người hiền từ sẽ nhận được đất làm cơ nghiệp, Và được khoái lạc về bình yên dư dật.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Song người hiền_từ sẽ nhận được đất làm cơ_nghiệp , Và được khoái_lạc về bình_yên dư_dật .
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.οι πραεις ομως θελουσι κληρονομησει την γην και θελουσι κατατρυφα εν πολλη ειρηνη.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.Но кротките ще наследят земята, И ще се наслаждават с изобилен мир.
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.וענוים יירשו ארץ והתענגו על רב שלום׃
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.‎اما الودعاء فيرثون الارض ويتلذذون في كثرة السلامة
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.但 謙 卑 人 必 承 受 地 土 、 以 豐 盛 的 平 安 為 樂
Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, Derin bir huzurun zevkini tadacak.但 謙卑 人 必 承受 地土 、 以 豐盛 的 平安 為樂
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Ale však někteří z Asser, Manasses a Zabulon, poníživše se, přišli do Jeruzaléma.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Ali vsaj nekateri Aserjevi, Manasejevi in Zebulonovi so se ponižali in prišli v Jeruzalem.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Avšak niektorí mužovia z Asera, z Manassesa a zo Zabulona ponížili sa a prišli do Jeruzalema.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Cependant quelques hommes d`Aser, de Manassé et de Zabulon s`humilièrent et vinrent à Jérusalem.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Dầu vậy , cũng có mấy người trong A-se , Ma-na-se , và Sa-bu-lôn chịu hạ_mình xuống và đến Giê-ru-sa-lem .
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Dầu vậy, cũng có mấy người trong A-se, Ma-na-se, và Sa-bu-lôn chịu hạ mình xuống và đến Giê-ru-sa-lem.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Det var bare nogen få i Aser og Manasse og Sebulon som ydmyket sig og kom til Jerusalem.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Doch etliche von Asser und Manasse und Sebulon demütigten sich und kamen gen Jerusalem.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Dock funnos några i Aser, Manasse och Sebulon, som ödmjukade sig och kommo till Jerusalem.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Dog var der nogle i Aser, Manasse og Zebulon, der ydmygede sig og kom til Jerusalem;
İlgili Sayfalar