Tom hâlâ aktif.Tom is still active.
Tom çok aktiftir.Tom is very active.
Tom daha aktiftir.Tom is more active.
O, çocukları ile çok aktifti.She was very active with her children.
Aktif olarak direnişin içindeydi.He was active in the resistance.
O, yeraltı dünyasında aktifti.He was active in the underground.
Tom çok aktif değil.Tom isn't very active.
Biz aktif değiliz.We're not active.
Ben hâlâ çok aktifim.I'm still very active.
Tom eskiden olduğu kadar aktif kişi değil.Tom is not the active person he used to be.
Japonya'daki Sakurajima volkanı dünyadaki en aktif volkanlardan biridir.The Sakurajima Volcano in Japan is one of the most active volcanoes in the world.
Soruşturma halen aktiftir.The investigation is still active.
Tom aktif bir çocuk.Tom is an active boy.
Hala siyasi olarak aktif misin?Are you still politically active?
Hâlâ aktif durumdayız.We're still active.
Ben çok aktifim.I'm very active.
Ben çok aktif değilim.I'm not very active.
Sami aktif bir politikacıydı.Sami was an active politician.
Sen hâlâ politik olarak aktif misin?Aren't you still politically active?
Hâlâ siyasi olarak aktif değil misin?Aren't you still politically active?
Tom aşırı aktif bir hayal gücüne sahiptir.Tom has an over-active imagination.
Tom öğrenci birliğinde aktiftir.Tom is active in student government.
Tom kilisesinde aktif.Tom is active in his church.
Tom çok aktif değildi.Tom wasn't very active.
Tom aktif eşcinsel değildi.Tom wasn't the pitcher.
Tom aktif eşcinsel değil.Tom isn't the pitcher.
Tom aktif eşcinseldir.Tom is the pitcher.
Tom aktif değil.Tom isn't active.
Tom aktif, ama Mary değil.Tom is active, but Mary isn't.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar aktif görünmüyordu.Tom didn't seem to be as active as Mary seemed to be.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar aktif görünmüyor.Tom doesn't seem to be as active as Mary seems to be.
Birçok insan gibi, balıklar da soğukta daha az aktif olma eğilimindedir.Like many people, fish tend to be less active in the cold.
Buradaki volkanlar aktiftir.The volcanos here are active.
İki tür sonar vardır - aktif ve pasif.There are two types of sonar—active and passive.
Sami, kilisede çok aktifti.Sami was very active in church.
Sami aktif olarak gizlice Leyla'yı takip ediyordu.Sami was actively stalking Layla.
Tom'un aktif olduğunu biliyorum.I know Tom is active.
Tom çok aktif, değil mi?Tom is very active, isn't he?
Tom aktif bir çocuk, değil mi?Tom is an active boy, isn't he?
Tom erkek kardeşinden daha az aktif.Tom is less active than his brother.
Tom toplulukta çok aktif.Tom is very active in the community.
Bu aktif bir yanardağ.This is an active volcano.
Bu aktif bir volkan.This is an active volcano.
Aktif Tatoeba kullanıcıları genelde dediğim dediktir.Active Tatoeba users are typically highly opinionated.
Bal porsukları genelde geceleri aktif olurlar.Honey badgers are usually nocturnal.
Cinsel olarak aktif misiniz?Are you sexually active?
1920'lerde ve 1930'larda, Robert Bosch politik olarak aktif oldu.In the 1920s and 1930s, Robert Bosch was politically active.
Örnek olarak, bir agonist* farmakolojik bir reseptörün aktif formunu stabilize eder.For instance, an agonist will stabilize the active form of a pharmacological receptor.
Temel görevi aktif bir barış işlevi yaratmaktı.His main task was creating an active peace function.
Nordea şu anda 11 milyon özel ve 700.000 aktif kurumsal müşteriye hizmet vermektedir.Nordea serves 11 million private and 700,000 active corporate customers.
Dünya çapında yaklaşık 80 milyon kişide aktif enfeksiyon bulunmaktadır.Globally, about 80 million people have an active infection.
Higuita politik olarak daha aktif olmak istediğini söylemiştir.Higuita has expressed the wish to become more politically active.
Avrupa Pharmacopoeia, aktif ilaç maddesi olarak 200'den fazla hidroklorür listeler.The European Pharmacopoeia lists more than 200 hydrochlorides as active ingredients in medications.
İnsanlar aktif ve seçici olarak sosyal dünyadan gelen bilgiyi işlerler.People actively and selectively process information from the social world.
Kariyerinin büyük kısmında, Peterson haftada 20 kişiyi görerek aktif bir klinik tecrübe edindi.For most of his career, Peterson had an active clinical practice, seeing about 20 people a week.
Musavi ve karısı, İran devriminin başarısında aktif bir rol oynamaktadır.Mousavi and his wife had an active role in the success of the Iranian revolution.
1924, Zander için aktif bir yıldı.1924 was a particularly active year for Zander.
Bölüm, Erasmus programının aktif bir katılımcısıdır.He is an active participant in the Erasmus Programme.
Bunların ayrıntıları halen aktif olan forumda bulunabilir. ^Details of these can be found on the still active forum.
DSS’ in müdürü aktif bir DSS ajanıdır.The Director of DSS is an active DSS Special Agent.