Tom akşamları hep bunu yapar.Tom always does that in the evening.
Tom bunu hep akşamleyin yapar.Tom always does that in the evening.
Lütfen akşam yemeğine geç kalma.Please don't be late for dinner.
Bu akşam dışarıda yemeye gitmeyeceğim.I won't go eat out this evening.
Tom bunu her pazartesi akşam yapar.Tom does that every Monday evening.
Tom bazen bize akşam yemeği yapar.Tom sometimes cooks dinner for us.
Tom kirasını hiç aksatmaz.Tom never forgets to pay his rent.
Tom arkadaşlarını akşam yemeğine davet etti.Tom invited his friends to dinner.
Tom ve ben akşam yemeği için köfte yedik.Tom and I ate meatloaf for dinner.
Bugün akşam yemeğini erken yiyeceğiz.We'll eat dinner early today.
Bu akşam yemeği erken yiyeceğiz.We'll eat dinner early today.
Bu akşam yorgun görünüyorsun.You look tired this evening.
Bunu bu akşam yapalım.Let's do that this evening.
Bunu akşam yemeğinden sonra yapacağım.I'll do that after dinner.
Akşam yemeğimi bitirmedim.I didn't finish my dinner.
Pazartesi günü akşam yemeği pişirdim.I cooked dinner on Monday.
Bu akşam çalışamayacağım.I can't work this evening.
Tom ve ben akşam yemeğine çıktık.Tom and I went out to dinner.
Tom o akşam daha sonra öldü.Tom died later that evening.
Ben henüz akşam yemeği yemedim.I haven't had supper yet.
Tom Pazartesi günü akşam yemeği pişirdi.Tom cooked dinner on Monday.
Akşam yemeğine geç kalma.Don't be late for dinner.
Tom henüz akşam yemeği yemedi.Tom hasn't had supper yet.
Tom ve ben akşam yemeği için buluştuk.Tom and I met for dinner.
Yarın akşam Boston'a geleceğim.I'll arrive in Boston tomorrow evening.
Tom bu akşam yorgun görünüyordu.Tom seemed to be tired this evening.
Tom, bu akşam bizimle yemek yiyebilir mi?Can Tom eat with us this evening?
Bu akşam dışarıda yemek yemeyi düşünüyor musun?Do you plan to eat out this evening?
Akşam yemeğini pişiren kişi Tom değil.Tom isn't the one who cooked dinner.
Yarın akşam hâlâ boş musun?Are you still free tomorrow evening?
Hâlâ akşam yemeği pişirecek misin?Are you still going to cook supper?
Tom bu akşam yorgun gözükmüyordu.Tom didn't seem tired this evening.
Tom akşam yemeği için ne pişirdi?What did Tom cook for dinner?
Pazartesi akşam Tom'u arayacağım.I'll call Tom Monday evening.
Pazartesi akşamı Tom'u aradım.I called Tom Monday evening.
Tom bütün gündür aksırıyor.Tom has been sneezing all day.
Tom zaten akşam yemeği yedi.Tom has eaten dinner already.
Henüz akşam yemeğini sipariş etmedim.I haven't ordered dinner yet.
Bu akşam uğrayacağım.I'll come over this evening.
Henüz akşam yemeğimi yemedim.I haven't had my dinner yet.
Ben henüz akşam yemeğimi yemedim.I haven't eaten supper yet.
Bu akşam evde olacağım.I'll be home this evening.
Akşam yemeğinden sonra televizyon seyrettim.I watched TV after supper.
Tom Mary eve gelmeden hemen önce akşam yemeğini bitirdi.Tom finished dinner just before Mary got home.
Tom bana Mary'nin akşam yemeği için uğrayacağını söyledi.Tom told me Mary was coming over for dinner.
Her akşam televizyon izliyorum.I watch TV every evening.
Tom Mary'den akşam yemeği için kalmasını istedi.Tom asked Mary to stay for dinner.
Tom akşam yemeğni yedi.Tom ate dinner.
Seninle akşam yemeği yemem.I can't have dinner with you.
Bu akşam akşam yemeği için ne yiyeceksiniz?What will you eat for dinner tonight?
Tom'un ödemelerinde aksama var.Tom is behind in his payments.
Tom ödemelerini aksatıyor.Tom is behind in his payments.
Tom ve Mary John'un akşam yemeği için hazırladığı baharatlı yemeği yemediler.Tom and Mary weren't able to eat the spicy food that John made for dinner.
Tom ve Mary her akşam yemekten sonra beraber yürüyüşe çıkıyorlar.Tom and Mary take a walk together after dinner every evening.
Tom annesinin akşam yemeği yapmasına yardımcı olmak için mutfağa girdi.Tom went into the kitchen to help his mother make dinner.
Tom bu akşam neredeyse kesinlikle partide olacak.Tom is almost certainly going to be at the party tonight.
Tom, akşam yemeğinden sonra Mary'ye bunu yapmasına yardım edecek.Tom is going to help Mary do that after supper.
Tom pazartesi akşamı yaptığım aynı şeyi yaptı.Tom did the same thing I did on Monday evening.
Tom Mary'ye kendisi için akşam yemeği pişirtmeye çalıştı.Tom tried to get Mary to cook dinner for him.
Tom, Mary'nin bizimle akşam yemeği yiyeceğini söyledi.Tom said Mary is going to eat dinner with us.