Sadece çekirdekte olan DNA'nın aksine, RNA da sitoplazmada bulunur.In contrast to DNA, which only occurs in the nucleus, RNA is also found in the cytoplasm.
O bize güzel bir akşam yemeği hazırlayacak.She will make us a nice dinner.
O bize hoş bir akşam yemeği hazırlayacak.She will make us a nice dinner.
Kuzenimin büyük aksiyon figürleri koleksiyonu var.My cousin has a large collection of action figures.
Ailem yarın akşam bizimle akşam yemeğine gelmenizi istiyor.My parents want you to come to dinner with us tomorrow night.
Tom ve ben birlikte akşam yemeği yedik.Tom and I had dinner together.
Biz akşam yemeğini bekliyoruz.We're waiting for dinner.
Biz akşam yemeğinden hoşlandık.We enjoyed the dinner.
Tom Mary'nin akşam yemeği hazırladığını izledi.Tom watched Mary cook dinner.
Tom ve Mary akşam yemeğinden sonra dans etmekten hoşlanırlar.Tom and Mary like to dance after dinner.
Akşam yemeği ne zaman verilir?When is dinner served?
Cuma akşamı boş musun?Are you free Friday night?
Akşam yemeğine ne dersin?How about dinner?
Tom bütün akşam burada olacak.Tom will be here all evening.
Tom akşam yemeğinden sonra yattı.Tom went to bed after supper.
O şarkıyı bu akşam zaten üç kez söyledin.You've already sung that song three times tonight.
Tom akşam yemeği için masayı hazırladı.Tom set the table for supper.
Bu akşam gerçekten daha fazla şarkı söyleyemem.I really can't sing any more tonight.
Akşamleyin güneş sarı değildir. Turuncudur.The sun isn't yellow in the evening. It's orange.
Her akşam en az bir tane kantri şarkısı söylemem gerekir.I'm supposed to sing at least one country song every night.
Jamal akşam eve geri geldi.Jamal came back in the evening.
Tom diğerleriyle akşam yemeği yedi.Tom had dinner with the others.
Tom'a bu akşam evde olacağımı söyledim.I told Tom I'd be home this evening.
Onu geçen pazartesi akşamı yazmıştım.I wrote that last Monday evening.
Akşam yemeği istemiyorum.I don't want any dinner.
Bu akşam senin için ne yapabilirim?What can I do for you this evening?
Onu akşam yemeği için davet edeceğim.I'll invite her for dinner.
Akşam yemeği için kalabilirsin.You can stay for dinner.
Akşam yemeğini unutabilirsin.You could forget about dinner.
O senin yerli aksanın mı?Is that your native accent?
Bu benim gerçek aksanım değil.This isn't my real accent.
Bu benim yerli aksanım değil.This isn't my native accent.
Akşam yemeğini bitirir bitirmez ev ödevinizi yapın.Do your homework as soon as you finish dinner.
Bazen birlikte dışarı çıkıp akşam yemeği yiyoruz.We go out and have dinner together sometimes.
Bazen akşam yemeğine arkadaşları davet ederiz.We sometimes invite friends over to dinner.
Akşam yemeği 10 dakika içinde hazır olacak.Dinner will be ready in 10 minutes.
Tom akşam yemeği için genellikle balık yer.Tom often eats fish for dinner.
Tom'u akşam yemeğine davet etmemiz gerekir.We should invite Tom over for dinner.
Akşam yemeği ne kadar yakında hazır olacak?How soon will supper be ready?
Tom, Mary'yi akşam yemeğine davet etti.Tom invited Mary over to dinner.
Bunu pazartesi akşamına kadar nasıl bitirebiliriz?How can we get this done by Monday evening?
Tom bu akşam ne kadar içti?How much did Tom drink tonight?
Tom akşam yemeğinden önce odasını temizledi.Tom cleaned his room before dinner.
Tom akşam yemeğinden sonra uykulu hale geldi.Tom became drowsy after supper.
Tom kendisi için Mary'ye nasıl akşam yemeği pişirtti?How did Tom get Mary to cook dinner for him?
Tom akşam yemeği için pazartesi akşamı geliyor.Tom is coming over Monday evening for dinner.
Akşamları nadiren kahve içerim.I seldom drink coffee in the evening.
Akşam yemeğini yerken sık sık haberleri izlerim.I often watch the news while eating dinner.
Sana bir akşam yemeği borcum var.I owe you dinner.
İlginç bir akşam geçireceğiz.We're going to have an interesting evening.
Ben akşam yemeği yiyorum.I'm having dinner.
Planlarım aksadı.I got sidetracked.
Bu akşam evde olabilirim ama henüz emin değilim.I might be at home this evening, but I'm not sure yet.
Fadıl akşam saat 9'da geldi.Fadil arrived at 9 pm.
Fadıl akşam yemeğinden sonra bulaşıkları yıkadı.Fadil washed up after the evening meal.
Fadıl az önce akşam yemeği hazırlamıştı.Fadil had just prepared dinner.
Fadıl arkadaşlarıyla birlikte akşam yemeğinden eve döndü.Fadil returned home from dinner with friends.
Leyla, Fadıl'a akşam yemeği pişirdi.Layla cooked Fadil dinner.
Tom, Mary'e akşam yemeğine geç kalacağını bildirmek için mesaj attı.Tom texted Mary to let her know that he was going to be late for dinner.
Tom akşam yemeği için eve zamanında varmayacağını biliyordu.Tom knew that he wasn't going to get home in time for dinner.