Olay akşam onda başlar.The event starts at 10pm.
Olay akşam on birde başlar.The event starts at 11pm.
Onunla akşam yemeği yemeyi kabul ettim.I agreed to have dinner with him.
Akşam 2.30'a kadar bitirmeliyiz.We should finish by 2:30 p.m.
Tom Mary ile akşam yemeği planları yaptı.Tom made dinner plans with Mary.
Tom bu akşam çalışamaz.Tom can't work this evening.
Tom bu akşam aramayacak.Tom won't call this evening.
Tom'la akşam yemeği yemeyi kabul ettim.I agreed to have dinner with Tom.
Akşam yemeğine kadar evde olmalıyım.I have to be home by dinner.
Akşam yemeği için evde olmak zorundayım.I have to be home for dinner.
Tom akşam yemeği için geç kalacak.Tom will be late for dinner.
Tom donmuş bir akşam yemeği yedi.Tom ate a frozen dinner.
Tom bir TV akşam yemeği yedi.Tom ate a TV dinner.
Tom akşam yemeğinden önce çalışır.Tom studies before dinner.
Tom bana güzel bir akşam yemeği yaptı.Tom made me a nice dinner.
Tom akşam yemeğinden sonra ders çalışır.Tom studies after dinner.
Tom Mary için akşam yemeği yaptı.Tom made dinner for Mary.
Yabanmersinli turta lezzetliydi; akşamın sonunda hiç kalan turta yoktu.The blueberry pie was delicious; there was none left at the end of the evening.
Onların hepsi yarın akşam derse katılmak için Pekin Üniversitesine gidecekler.Tomorrow night, they will all go to Beijing University to attend class.
Sen ve Tom akşam yemeğinden sonra ne yaptınız?What did you and Tom do after dinner?
Tom aksar.Tom has a limp.
Babam henüz akşam yemeği yemedi.My father didn't eat dinner yet.
Bu akşam geliyor musun?Are you coming this evening?
Ben akşam yemeğini ödeyeceğim.I'll pay for dinner.
Gerçekten bizim için akşam yemeği pişirecek misin?Are you really going to cook dinner for us?
Tom bizim için akşam yemeği pişirdi.Tom cooked dinner for us.
Bu sadece küçük bir aksilik.It's only a small setback.
Tom akşam yemeğinden sonra ders çalışıyor mu?Does Tom study after dinner?
Tom ve Mary bütün akşam dans etti.Tom and Mary danced all evening.
Tom ve Mary akşam yemeği için dışarı çıktı.Tom and Mary went out to dinner.
Tom'un bu akşam yemek pişirmesine gerçekten izin vereceksin değil mi?Are you really going to let Tom cook dinner tonight?
Bunun bir aksilik olduğunu sanmıyorum.I don't think this is a setback.
Akşam yemeği lezzetliydi.Dinner was delicious.
Orada bir aksanı hissediyorum, sen buralardan değilsin, değil mi?I sense an accent there, you're not from round these parts, are you?
Bu akşam evimde yemek yemek ister misin?Would you like to have dinner at my place tonight?
Aksan işaretini unuttunuz.You forgot the accent mark.
Kauçuk botları giyin, aksi halde ayağınızı ıslatırsınız!Put the rubber boots on, or else you will get your feet wet!
Akşam yemeği yedikten sonra bulaşıkları yıkadım.I washed the dishes after I'd eaten dinner.
Biz akşam yemeği için biftek yiyeceğiz.We're going to have steak for dinner.
Akşam yemeği için fasulye çorbası ve külbastı yedim.I had bean soup and cutlet for dinner.
Akşam yemeği mükemmeldi.Dinner was excellent.
Aksine ikna olabilmeyi isterdim.I wish I could be convinced otherwise.
Bu akşam güzel görünmüyor musun?Don't you look pretty this evening!
Akşam yemeğimizi de bitirebiliriz.We may as well finish our dinner.
Tom akşam yemeği için ödeme yaptı ve ayrıldı.Tom paid for the dinner and left.
Lezzetli bir akşam yemeğine çıkacağız.We'll have a delicious dinner.
Daha fazla aksilik görmüyorum.I don't see any more setbacks.
Akşam yemeği her zamanki gibi lezzetliydi.Dinner was delicious as usual.
Tom o akşam tutuklanlandı.Tom was arrested that evening.
Hiçbir aksilik olmadı.There have been no setbacks.
Tom aksansız konuşuyor.Tom speaks without an accent.
Tom aksan olmadan konuşuyor.Tom speaks without an accent.
Yarın akşam yemeği için görüşürüz.See you for dinner tomorrow.
Akşam daha bitmedi.The evening's not over yet.
Akşam henüz bitmedi.The evening's not over yet.
Tom sabahtan akşama kadar çalışır.Tom works from dawn to dusk.
Verilerimiz aksini belirtiyor.Our data suggest otherwise.
Verilerimiz aksini gösteriyor.Our data suggest otherwise.
Tom iyi bir akşam yemeği yedi.Tom had a good dinner.
Tom aksini kanıtladı.Tom proved otherwise.