Bizi bir restoranda akşam yemeğine davet et.Invite us out to dinner in a restaurant.
Ben bu akşam bir geziye çıkacağım.I'm going to go off on a trip this evening.
Akşam yemeğinden önce elini yüzünü yıkamaya git.Go wash up before dinner.
Tom'un bir saat önce akşam yemeği için burada olması gerekiyordu.Tom was supposed to be here for dinner an hour ago.
Tom akşam yemeği için bir saat önce burada olmalıydı.Tom was supposed to be here for dinner an hour ago.
O güçlü bir Teksas aksanıyla yavaşça konuştu.He spoke slowly, with a strong Texas accent.
Seni akşam yemeğine davet etmek istiyorum.I want to invite you to dinner.
Biz her akşam saat altıda yemek yeriz.We eat every evening at six.
Akşam yemeği için ne yapıyorsun?What are you doing for dinner?
O, akşam yemeği getirdi.He brought dinner.
Tom akşam yemeğini getirdi.Tom brought dinner.
Mary akşam yemeği getirdi.Mary brought dinner.
Biz akşam yemeği getirdik.We brought dinner.
Onlar akşam yemeği getirdi.They brought dinner.
Tom akşam yemeğinden sonra çocukları ile birlikte bir çizgi film izledi.Tom watched a cartoon with his children after dinner.
Saat yedi ile sekiz arasında akşam yemeği yerim.I have dinner between seven and eight.
Ben akşam yemeğini saat yedi ve sekiz arasında yerim.I have dinner between seven and eight o'clock.
Akşam yemeği soğuyor.Supper's getting cold.
O Fransızcaydı. Ben onun aksanına göre söyleyebilirim.It was French. I could tell by his accent.
Akşam yemeği hazırlama zamanı.It's time to prepare dinner.
Akşam yemeği yaptın mı?Did you make dinner?
Akşam yemeği için ne yapacaksın?What are you going to make for dinner?
Yarın akşam onların ne yapmayı istediklerini düşünüyorsun?What do you think they want to do tomorrow evening?
Mary'yi akşam yemeğine davet etmelisin.You should ask Mary out to dinner.
Akşama kadar kalacağım.I'll stay until evening.
Akşam yemeğim nerede?Where's my dinner?
Dün akşam onunla ilişkimizi bitirdim.I broke up with her yesterday evening.
Akşam yemeğinden önce ne kadar zamanımız var?How much time do we have before dinner?
Ben sadece akşam yemeği salonunda Tom'a rastladım.I just ran into Tom in the dining hall.
Bu akşam saat 9'da sunucunun yeniden başlatılması planlanıyor.The server reboot is scheduled at 9 o'clock this evening.
Bu harika bir akşam değil mi?Isn't this a wonderful evening?
Akşam yemeğine geç kaldılar.They were late for dinner.
Akşam yemeği için geç kaldın.You were late for dinner.
Akşam yemeğine geç kaldık.We were late for dinner.
Mary akşam yemeği için geç kaldı.Mary was late for dinner.
O bir Amerikan aksanıyla konuştu.He spoke with an American accent.
Akşam yemeği ne zaman hazır olacak? Korkunç açım.When will dinner be ready? I'm terribly hungry.
O, İngilizceyi garip bir aksanla konuşuyor.She speaks English with an odd accent.
Üçümüz bu akşam yemeğe gidersek ne dersin?How about if the three of us go out for dinner tonight?
Sanırım bu akşam Tom akşam yemeğini bizimle yiyecek.I assume that Tom will eat dinner with us this evening.
Bu akşam Tom'un Mary'yi tekrar göreceğini umuyorum.I expect Tom will be seeing Mary again this evening.
Bu akşam verdiğimiz parti için yiyecek ve içecekler almak zorundayım.I have to buy food and drinks for the party we're giving this evening.
Tom'un bu akşam bizimle akşam yemeği yiyeceğini duydum.I heard that Tom is going to eat dinner with us this evening.
Umarın Tom bu akşam akşam yemeği için Mary'nin yerine geçeceğimizi hatırlar.I hope Tom remembers that we're going over to Mary's for dinner this evening.
Akşam yemeğine geç kalabilirim.I may be late for dinner.
Bu akşam senin evinde yemek yiyebileceğimi umuyordum.I was hoping I might be able to eat at your house this evening.
Bu akşam dışarıda yiyebileceğimizi umuyordum.I was hoping we could eat out this evening.
Hiç kimse akşam sekizden sonra bu havuzda yüzmez.Nobody swims in this pool after 8:00 p.m.
Hepimiz akşam yemeği yemeliyiz.We should all have dinner.
Tom eve gelir gelmez akşam yemeğini yiyeceğiz.We'll eat dinner as soon as Tom gets home.
Akşam yemeği ne zaman hazır olacak?When will dinner be ready?
Tom her zaman akşam yemeğini ailesi ile birlikte yer.Tom always eats dinner with his family.
Tom ve Mary akşam yemeğinden sonra bir şişe kırmızı şarabı paylaştı.Tom and Mary split a bottle of red wine after dinner.
Tom bana bu akşam evde olup olmayacağımı sordu.Tom asked me if I would be home this evening.
Tom akşam yemeği için ödememe izin vermedi.Tom didn't allow me to pay for dinner.
Tom akşam yemeğini hazırlamaya başlıyor.Tom is starting to get dinner ready.
Tom sık sık akşam yemeği için kendini davet eder.Tom often invites himself for dinner.
Tom nadiren akşamları kahve içer.Tom seldom drinks coffee in the evening.
Tom şiddetli bir güney aksanıyla konuşur.Tom speaks with a deep southern accent.
Tom hafif bir aksanla konuşur.Tom speaks with a slight accent.