Şimdi gidelim. Aksi halde, geç kalacağız.Let’s go now. Otherwise, we'll be late.
Bizi akşam yemeğine davet ettiğiniz için teşekkürler.Thank you for inviting us to dinner.
O sessiz bir kış akşamıydı.It was a quiet winter evening.
Lütfen akşam yemeği için beni dışarı götür!Please take me out for dinner!
Dün akşam yemeği nasıl geçti?How did dinner go yesterday?
Akşam yemeği ne zaman servis ediliyor?At what time is dinner served?
Çünkü onlar akşam yemeği yiyorlar.Because they're eating dinner.
Kocamla akşam yemeği yiyorum.I am eating dinner with my husband.
Akşam yemeğinden sonra kahve içerim.I drink coffee after dinner.
İşten sonra akşam yemeği yerim.I eat dinner after work.
Akşam yemeğini erteleyelim.Let's postpone dinner.
Bir restoranda akşam yemeği yemek istiyorum.I wanna have dinner in a restaurant.
Onun Amerikalı olduğunu aksanından anladım.I understood from his accent that he was an American.
Dün akşam yağmur yağdı.It rained yesterday evening.
Ben genellikle matematiği akşam çalışırım.I usually study math in the evening.
Akşam yemeği hazır mı?Is dinner ready?
Gece. Aile akşam yemeğini yiyor.It is night. The family is eating dinner.
Dün akşam çok soğuktu.It was very cold yesterday evening.
Aksine, ben asla böyle bir şey söylemedim.On the contrary, I've never said such a thing.
Zaten akşam yemeği yedin mi?Have you had dinner already?
Akşam yemeği saat dokuz otuzda servis edildi.Supper is served at nine-thirty.
Akşam yemeği çok güzeldi.The dinner was very good.
Akşam yemeği saat 9 ila 12 arasında servis edilir.The evening meal is served between 9 and 12.
Akşam yemeğini dışarda yiyoruz.We are eating dinner outdoors.
"Onların ne zaman geleceklerini biliyor musun?" "Bu akşam on bir buçukta.""Do you know when they will arrive?" "At eleven-thirty this evening."
Bu akşam senin çocuğuna ben bakacağım.I will look after your child this evening.
Onun doğum günü partisi yarın akşam düzenlenilecek.Her birthday party will be held tomorrow evening.
Onun doğum günü partisi yarın akşam olacak.Her birthday party will be tomorrow evening.
Bill, bu akşam beni ara.Bill, give me a call this evening.
Akşama doğru yağmur yağmaya başladı.It came on to rain toward evening.
Bu akşam nereye gidiyoruz?Where are we going tonight?
Bu akşam onunla buluşmayı umuyorum.I hope that I will meet her this evening.
Garip aksanı yüzünden okuldaki diğer çocuklar onunla dalga geçti.The other kids at school made fun of him because of his strange accent.
O benim annem değil aksine benim en büyük ablam.She is not my mother but rather my oldest sister.
Bazı arkadaşlar beni akşam yemeğine davet etti.Some friends invited me to dinner.
Nerenin aksanıyla konuştuğunu kestiremedim.I can't quite place his accent.
Bu akşam için planın var mı?Do you have plans for tonight?
Akşam yemeğine davet edildiğime sevindim.I'm glad to have been invited to dinner.
Akşamleyin köpeğimle bir yürüyüş yaparım.I take a walk with my dog in the evening.
Akşam yemeği ne zaman?What time is supper?
Arkadaşlarım beni akşam yemeğine davet etti.My friends invited me to supper.
O bir aksama olmadan gitti.It went without a hitch.
İyi bir şarap menüleri olsa bile, burada akşam yemeği yemek istemeyeceğim.Even if they have a good wine menu, I will not want to dine here.
Akşamleyin bir bardak şarap meşgul bir günden sonra gevşememe yardımcı oluyor.A glass of wine in the evening helps me to unwind after a busy day.
Turna, köpeğin aksine, uçmayı hiç hayal etmemiş.The crane, unlike the dog, has never dreamed of flying.
Annesi akşam yemeği pişirmekle meşguldü.Her mother was busy cooking dinner.
Sesini alçaltabilir misin lütfen? Çok fena akşamdan kalmayım.Could you lower your voice please? I'm really hung over.
Kız kardeşinin aksine, o, ebeveynlerinin ona verdiği dini inancı korudu.Unlike his sister, he has retained the religious faith his parents brought him up in.
Bugün akşam yemeği için balığımız var.We have fish for dinner today.
Onun bütün aksiliklerine rağmen, o iyimser olmaya devam etmektedir.Despite all his setbacks, he remains an optimist.
Akşam yemeğine oturmak üzereyiz.We are about to sit down to dinner.
Genellikle akşam yemeğinden sonra tatlı yerim.I usually have dessert after dinner.
Akşam yemeğinden sonra, gitarını yanında getir ve biz şarkı söyleyeceğiz.After dinner, bring your guitar along and we'll sing.
Tom bir kadınlar-sadece akşam yemeği tarafından men edildi.Tom was barred from a women-only dinner.
Akşam yemeğine bir şey getirmemizi ister misiniz?Would you like us to bring anything to the dinner?
Tom ilk akşam yemeğini yaktı.Tom burned his first dinner.
Akşam beşten önce bu raporu düzeltebilir misin?Can you correct this report before 5:00 p.m.?
Onlar büyük bir öğle yemeği ve küçük bir akşam yemeği yer.They have a big lunch and a small dinner.
Mary akşam yemeğini bitiremedi.Mary could not finish her dinner.
Biz akşamı gülüp fıkra anlatarak geçirdik.We spent the evening laughing and telling jokes.