Daha sonra hayatta kalanlar ve Hampton'un akrabaları adına bir hukuk davası açıldı.A civil lawsuit was later filed on behalf of the survivors and the relatives of Hampton and Clark.
Benzer şekilde akrabaları ve ailesi hakkında da pek bir şey bilinmiyor.Similarly, not much is known about his relatives and family.
Liu barış istedi, ancak Chen'den akrabalarını Kuzey Qi'ye rehine olarak göndermesini istedi.Liu sought peace, but requested Chen to send his relatives as hostages to Northern Qi.
Akrabalarının yanına gönderilmiş bir çocuk olan Ingemar'ın hikayesini anlatır.It tells the story of Ingemar, a young boy sent to live with relatives.
Kral, ülke içi güvenliği akrabalarını sürgün ederek sağladı.The king managed to keep security within Portuguese borders only by outlawing and exiling his kin.
Käthe Leichter'in akrabaları arasında bulunan bazı kişiler:Käthe Leichter's maternal relatives are
En yakın akrabaları, atlar ve gergedanlar da dahil olmak üzere diğer tek parmaklı toynaklılardır.Their closest relatives are the other odd-toed ungulates, including horses and rhinoceroses.
Chriacus, erkn akrabalarının dağılımı içinde bir yerdedir.Chriacus lies somewhere within the range of their early relatives.
Bacakları, çağdaş akrabalara kıyasla büyüktü ve her bir arka bacakta yedi parmak vardı.The limbs were large compared to contemporary relatives, and it had seven digits on each hind limb.
Akrabalarıyla birlikte yaşamaya gönderilen genç bir çocuk olan Ingemar'ın hikayesini anlatıyor.It tells the story of Ingemar, a young boy sent to live with relatives.
Yaşayan en yakın akrabaları, anguid ve helodermatid kertenkelelerdir.[2]Their closest living relatives are the anguid and helodermatid lizards.[2]
Yetim olarak akrabaları tarafından getirildiği manastırda büyüdü.Orphaned as a child, her relations brought her to a monastery where she was raised.
Ailesi ayrıldıktan sonra yatılı okullar, koruyucu aileler ve akrabalar arasında kalarak yaşadı.After her parents separated, she was shuffled among boarding schools, foster homes and relatives.
Sakinler, Rus birliklerinin akrabalarının cesetleri kaldırmasını da yasakladığını iddia etti.[3]Residents claimed Russian troops also forbade relatives from removing the bodies afterwards.[9]
Akrabaları Timon Tarja ve Kondrolan Maura da üretken şairlerdi.Her relatives, Timon Tarja and Kondrolan Maura, were also prolific poets.
Her erkek karısına, kızına, kız kardeşine ve diğer kadın akrabalarına okudu.Each man recited to his wife, his daughter, his sister and other female relatives.
Baba tarafından Kirel'in Holokost'ta öldürülen akrabaları var. [1]On her father's side, Kirel has relatives who were killed in the Holocaust.[3]
Kimyasal akrabalarChemical relatives
Babilliler, Asurlu akrabaları gibi, Mısır'a karşı zafer kazandılar.The Babylonians, like their Assyrian relations, were victorious over Egypt.
Uzak akrabalarının bazılarının adalarda büyük gücü ve serveti vardı.Some of his distant family had great power and fortune in the islands.
Burada kahve eken akrabaları tarafından bakıldı.Here he was taken care of by relatives engaged in coffee-planting.
Endopterygotlar içinde Neuropterida'nınsınıfının yaşayan en yakın akrabaları kın kanatlılardır .Within the endopterygotes, the closest living relatives of the neuropteridan clade are the beetles.
Babur, bahçenin sahipleri olan akrabalarına 1.000 miskal para ödemiştir.Babur paid 1,000 coined misqal to his kinsmen, the owners of the garden, and laid her there.
Birçok yerleşimci de akrabalarını çağırdı.Many settlers also sent for their relatives.
Bu modern organizmalar, LUCA'nın hayatta kalan en yakın akrabaları arasında olabilir.[2]These modern organisms may be among the closest surviving relatives of the LUCA.[69]
Kocasıyla birlikte, akrabalarının bazılarını okumaları için destekledi.Together with her husband, she supported several relatives of their relatives to study.
Bütün arkadaşlarım ve akrabalarım ölü.Alle meine Freunde und Verwandten sind tot.
Ne kadar sıklıkta akrabalarını ziyaret ediyorsun?Wie häufig besuchst du deine Verwandten?
Canım akrabalarım ve dostlarım hayırlı ramazan bayramı candan dilerim.Meinen lieben Verwandten und Freunden wünsche ich von Herzen ein gesegnetes Ramadanfest.
Büyükbabamın akrabaları şarap üreticisiydi.Prölls Eltern waren Weinbauern.
De Tounens'in çocuğu olmamasına rağmen, bazı akrabaları krallığın varisliği üzerine hak iddia etmişlerdir.Obwohl de Tounens keine Kinder hatte, eignete sich seine Verwandtschaft den Titel an.
Bunların bir kısmı benim akrabalarım.Wir sind dann wohl die Angehörigen.
"Biz çok uzaktayız fakat kalbimiz Fransa'daki akrabalarımız ve arkadaşlarımızla birlikte.Nun ist es so, meine Herren, dass wir uns weit von unserem Lande und unseren Freunden befinden.
En yakın akrabaları armut ve malta eriğidir.Ihre engsten Verwandte sind die Schleichen und die Ringelschleichen.
Şehsüvar Bey'in kardeşleri ve akrabaları da tamamen çıplak olarak develer üzerine bindirilmişti.Ihren Teamkolleginnen Yao und Bai wurde der Vorzug gegeben.
En yakın akrabaları örümcek maymunugillerdir (Atelidae).Ihre nächsten Verwandten sind die Faultiere (Folivora).
Akrabaları tarafından büyütüldü.Sie wuchs dann bei Verwandten auf.
Bu cinse mensup iki tür, insanın yaşayan en yakın akrabalarıdır.Beide Spezies sind die biologisch engsten Verwandten des Menschen.
Tüm akrabalarını yitirdikten sonra annesinin ailesi yanına taşındı.Andernfalls wären sie alle nach dem Tod ihrer Mutter mittellos geworden.
Bu sefer akrabaları onun mirasını büyük olabileceğini söyleyerek onları teselli etmeye çalışır.Er will ihr endlich sagen, dass er Angst davor hat, dass sein Erbgut geschädigt sein könnte.
Dua bitince askere gidecek gençler orada bulunan yaşlıların elini öperler ve akrabalarıyla vedalaşırlar.Plötzlich schütteln sie einander zum Abschied die Hände und der junge Mann geht.
En yakın akrabaları Tzeltalcadır.Son plus proche parent est le tzeltal.
Akrabaları ve yakınları tarafından vazgeçirildi.Elle fut confiée à des amis ou des proches.
Tukanların en yakın akrabaları Capitonidae familyasıdır.Les actionnaires sont des proches parents du défunt.
Büyükbabamın akrabaları şarap üreticisiydi.Son grand-père maternel était un marchand de vin.
Bazı akrabaları tutuklandı.Ses membres sont arrêtés.
Gizlice evlendiler fakat evlilik gelinini akrabaları tarafından iptal edildi.Son fiancé aurait annulé leur mariage.
Kış günlerinde "arabaşı" yemeği yapılır ve akrabalar, komşular ve dostlar davet edilir.Le matin, le soumalak encore chaud est offert aux voisins, proches et amis.
Davet edilen damat tarafı, yakın akrabalarını alarak kız evine giderler.À la demande de l'inconnue, les jeunes filles la ramènent chez elle.
Tom'un Avustralya'da akrabaları olduğunu biliyor muydun?¿Sabías que Tom tiene familia en Australia?
Cheyenne Dilinin en yakın akrabaları Arapaho ve Ojibwa (Chippewa) dilleridir.Los idiomas más próximos al cheyene son el arapajó y el ojibwa (chippewa).
Modern kasımpatılar yabani akrabalarından çok daha göz alıcı.Los modernos crisantemos son mucho más decorativos que sus parientes silvestres.
Holmes insanlara onun Kaliforniya'daki akrabalarını ziyarete gittiğini söyler.Me dijo que fuera a verlo a su casa en California.
Ayla, kızıyla beraber akrabalarının yanına gider.Consuela llega a su casa con su familia.
Deutscher'in kanalı aslında sadece yakın akrabaları için açılmış özel bir kanaldı.Originalmente el canal de Deutscher fue creado para compartir con parientes cercanos.
Üçüncü dereceden ve üstündeki akrabalar arasında evliliğe izin vardır.La familia debe casarse entre sí con sus primos de primero y segundo grado.
Dilce en yakın akrabaları Hidatsalardır.Asociacones de Vecinos: Allendeduero.
En yakın akrabaları ama madagaskar etçilleridir.Sus parientes vivos más cercanos son Paretroplus de Madagascar.
En yakın akrabaları atlar ve eşeklerin aksine zebralar hiçbir zaman tam olarak evcilleştirilememişlerdir.Al contrario que los gatos macho, las hembras y los machos emasculados no suelen marcar con orina.
Ailenin diğer ülkelerde yaşayan dostları ve akrabaları da teker teker Vermalara gelir.Familiares y amigos del padre, de vez en cuando, pueden aparecer en algún episodio.