Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.בהדרגה מגיעים רחוק יותר אל העבר ומוסיפים קשרים יותר רחוקים.
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.وتبدأ هكذا رجوعا في الماضي مضيفا تلك العلاقات البعيدة
Sürekli daha uzak akrabalarınızı ekleyerek giderek daha gerilere gidiyorsunuz.遠い親戚も付け加えていきます しかしどれほど教会の記録などを 調べ尽くしても
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Au pierdut o orteză de fraţii: - toate sunt punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Đã mất một cú đúp kinsmen: - tất cả đều punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Elvesztette egy pár a rokonai: - mind punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Hanno perso una coppia di fratelli: - tutti sono punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Han perdido un par de hermanos de sangre, - todos son punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Har förlorat ett stag av släktingar - alla är punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Har mistet en bandage af slægtninge: - alle er punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Hebben verloren een brace van verwanten: - zijn allemaal punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Ont perdu une paire de frères: - tous sont punie.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Ovat menettäneet hammasraudat ja omaiseni: - kaikki ovat punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.모든 punish'd 있습니다 - : 일족의 브레 이스를 잃었어요.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.So izgubili z naramnicami sorodniki: - vsi so punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Straciły klamrę ziomków - wszystkie są punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Stratil párok bratov - všetci sú punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Telah kehilangan penjepit dari sanak: - semua punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Ter perdido um par de parentes: - todos são punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Verloren haben, eine Klammer von Verwandten: - alle sind punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Ztratil párek bratří - všichni jsou punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Έχετε χάσει ένα στήριγμα των συγγενών: - όλες οι punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Потерял скобки сородичами: - все punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.Са загубили презрамки на роднините: - всички са punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.האם איבד סד של אחיהם: - כל punish'd.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.فقدوا هدفين من الاقرباء : -- هي punish'd جميع.
Tüm punish'd - akrabaları bir ayraç kaybetti.キャピュレットOの兄弟のモンタギュー、私になたの手を与える:これは私の娘の寡婦給与財産であり、これ以上のために
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Ale Michlot spłodził Symejasza; a ci także naprzeciwko braci swych mieszkali w Jeruzalemie z braćmi swymi.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.A Miklót splodil Šimeu. A tí tiež bývali naproti svojim bratom v Jeruzaleme so svojimi bratmi.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.A Miklot zplodil Simea. I ti také naproti bratřím svým bydlili v Jeruzalémě s bratřími svými.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.In Miklot je rodil Simea. Ti so tudi prebivali z brati svojimi v Jeruzalemu, bratom svojim nasproti.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Ja Miklotille syntyi Simea. Hekin asuivat veljinensä Jerusalemissa, rajakkain veljiensä kanssa.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.미글롯은 시므아를 낳았으며 이 무리가 그 형제로 더불어 서로 대하여 예루살렘에 거하였더라
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Men Miklot födde Simea. Också dessa bodde jämte sina bröder i Jerusalem, gent emot sina bröder.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Mích-lô sanh Si-mê - a ; chúng cũng đồng ở cùng anh_em mình tại Giê-ru-sa-lem đối_mặt nhau .
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Mích-lô sanh Si-mê-a; chúng cũng đồng ở cùng anh em mình tại Giê-ru-sa-lem đối mặt nhau.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miclot a născut pe Şimea. Şi ei locuiau tot la Ierusalim lîngă fraţii lor, împreună cu fraţii lor. -
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miclote foi pai de Siméia; também estes habitaram em Jerusalém defronte de seus irmãos.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miklót, [a ki] nemzé Simámot. Ezek is testvéreiknek átellenében, Jeruzsálemben laktak testvéreikkel.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miklot avlede Sjim'a. Også disse boede over for deres Brødre sammen med deres Brødre i Jerusalem.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Miklòt generò Simeà. Anche costoro abitavano in Gerusalemme accanto ai fratelli
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Mikloth aber zeugte Simea. Und auch sie wohnten ihren Brüdern gegenüber zu Jerusalem mit ihnen.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Mikloth engendra Schimea. Ils habitaient aussi à Jérusalem près de leurs frères, avec leurs frères. -
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Og Miklot fikk sønnen Simea. Også disse bodde midt imot sine brødre i Jerusalem, sammen med sine brødre.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.y Miclot, quien engendró a Simea. Ellos también habitaban en Jerusalén con sus hermanos, frente a ellos
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.и Макелот, който роди Сама§ и те също се заселиха с брата си в Ерусалим, срещу братята си.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.Миклоф родил Шимея. И они подле братьев своих жили в Иерусалиме, вместе с братьями своими.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.ומקלות הוליד את שמאה ואף המה נגד אחיהם ישבו בירושלם עם אחיהם׃
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.ومقلوث ولد شماة. وهم ايضا مع اخوتهم سكنوا في اورشليم مقابل اخوتهم
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.米 基 羅 生 示 米 暗 。 這 些 人 和 他 們 的 弟 兄 、 在 耶 路 撒 冷 對 面 居 住
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.米 基羅生 示 米暗 。 這些 人 和 他 們的 弟兄 、 在 耶路撒冷 對面 居住
Yakın arkadaşlar veya akrabalar kucaklaşarak da selamlaşabilirler.Les amis proches ou les membres de la famille peuvent aussi se saluer par une accolade.
Yakın arkadaşlar veya akrabalar kucaklaşarak da selamlaşabilirler.Los amigos cercanos y los familiares se saludan también a veces abrazándose.
Yakın arkadaşlar veya akrabalar kucaklaşarak da selamlaşabilirler.Nära vänner eller släktingar kan även hälsa på varandra genom att krama om varandra.
Yakın arkadaşlar veya akrabalar kucaklaşarak da selamlaşabilirler.Близкие друзья или родственники также могут обнимать друг друга при встрече.
Yakın arkadaşlar veya akrabalar kucaklaşarak da selamlaşabilirler.الأصدقاء المقربون أو الأقارب من الممكن أن يحيوا بعضهم البعض عن طريق الاحتضان.
Yani Finlandiya’da özel kişilerin maddi yönden fakir olan akrabalarına bakması beklenmez.في فنلندا لا يفترض أن الأشخاص العاديين يقومون برعاية أقاربهم الذين هم في مستوى اقتصادي ضعيف.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Apoi Iosif a trimes să cheme pe tatăl său Iacov şi pe toată familia lui, şaptezeci şi cinci de suflete.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Daarna liet Jozef zijn oude vader Jakob en zijn hele familie overkomen, bij elkaar 75 mensen.
Yusuf haber yollayıp babası Yakupu ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.Därefter sände Josef åstad och kallade till sig sin fader Jakob och hela sin släkt, sjuttiofem personer.